Fethullah Gülen'den mektup

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Fethullah Gülen'in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a mektup gönderdiği iddialarıyla ilgili olarak bir açıklama yayınlayarak herhangi bir pazarlığın söz konusu olmadığını duyurdu.

Başbakan bugün Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde bir grup gazeteci ve yazarla bir araya geldi.

Milliyet gazetesi yazarı Fikret Bila, bir bölümü basına kapalı olan toplantıyla ilgili olarak "Operasyonun durdurulması gibi beklentiler içinde olduğunu anladım. Islak imzalı mektup gelmiş. Gülen ya da üst düzey cemaat mensubundan gelmiş anlaşılan" dedi.

Akif Beki ise, "Yazılı olarak iletilen bir teklifin olduğunu söyledi. Dershaneler konusunda talepler olduğunu ama bu konularda pazarlığa açık olmadığını söyledi." diye konuştu.

Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç da "Camiaya karşı operasyon düzenlenecekse bunun binlerce insanı mağdur edebileceği söylendi. Başbakan da ''Bu konuda dikkatliyiz. Öyle bir şeye mahal vermeyiz. Ama devletin içinde yapılanma varsa onları tasfiye etme konusunda kararlı olduğunu söyledi" dedi.

'Erdoğan'a gönderilmedi'

Gazeticiler ve Yazarlar Vakfı iddialarla ilgili olarak bir açıklama yaptı ve mektubun Erdoğan'a gönderilmediğini belirtti.

Açıklamada şöyle dendi:

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe’de bir kısım basın mensubu ve sivil toplum örgütleri ile bir araya geldiği toplantıda bir mektuptan söz edilmiş ve bazı gazeteciler tarafından kamuoyuna bu minval üzerine bilgilendirmeler yapılmıştır. Yanlış bir bilgi üzerine bir takım hatalı yorumlar yapılmasını üzüntüyle karşıladık. İhtimal ki, Sayın Başbakan’ın sözleri tam anlaşılamadığından yanlış değerlendirmeler söz konusu olmuştur.

"Meselenin aslı şudur: Vakfımız Onursal Başkanı Fethullah Gülen Hocaefendi, saygıdeğer bir devlet büyüğümüzün kendisine gönderdiği kıymetli bir insanla görüşmüş; görüşme sonrasında bir mektup yazarak mukabelede bulunmuştur.

"Hocaefendi tarafından gönderilen mektup, Sayın Başbakan Erdoğan'a hitaben yazılmadığı gibi, muhtevasında da hiçbir "pazarlık" söz konusu değildir."

'Milli iradeye suikast'

Erdoğan, toplantıda yaptığı konuşmada, 17 Aralık'ta başlatılan yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ve sonrasına yaşananlarla ilgili olarak "Evladım da olsa korumaya değil hukukun arkasında durmaya gayret ederim. Ama hedefin milli irade suikasti olduğu aşikar" dedi.

Erdoğan şöyle konuştu:

"Adı yolsuzluk olarak konulan bu operasyonun arkasında ülkemin geleceği vardır. Ülkemin büyümesine yönelik suikast vardır. Yıllık kapasitesi 100 milyonun üzerinde olan havaalanı ihalesini alan müteahhit firmanın adı var. Bu küresel bir suikast. Sürekli servis yapmak suretiyle böyle bir lekelemenin gayreti içine giriyorlar. Milletin seçtiği hükümet ve Türkiye'nin istikrarı hedefe konulmuştur."

'Kuş katliamı'

"Milli irade dışı güç sadece silahlı güç değildir. Hükümetlerin milli irade dışı güçlerle tayin edildiği dönemler oldu. Hükümet olarak milli iradenin güçlenmesi için büyük mücadele verdik. Süreci durdurmaya tersine döndürmeye yönelik çok sayıda komploya maruz kaldık ama hepsinin üstesinden geldik geliyoruz."

"Önümüz kesildi, bu son adımlar da hep buna yöneliktir. İpimizi kırmak istediler ama biz vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz. 17 Aralık komplosunun 30 Mart öncesinde Türkiye'nin yürüyüşünü durdurmaya yönelik olduğundan hiçbir şüphe yok. Yolsuzluk kisvesi altında yapılan ama çok boyutu olan bu operasyon asla masum hukuki bir işlem değildir. Bir taşla bir kaç kuş vurulmak değil adeta kuş katliamı yapılmak istenmiştir."

"2 dakika süren var"

"Operasyon dosyalarının üzerinde gizlilik kararı olmasına rağmen yargının buna uymaması çok anlamlıdır. Operasyona konulan isim de çok manidardır. Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu. Hemen bir algı oluşturuldu. Gizli tutulması gereken bilgiler belgeler basına sızdırıldı Düğmeye basılmışçasına muhalefet de topa girdi. Bir savcı zanlı olarak çağrılan kişiye eli cebinde söylediği şu: 2 dakika süren ver anlat ve çık. Böyle yargılama olur mu?"

"Gelsin şimdi efendileriniz kurtarsın. Zanlı tabir edilen insanlara böyle bir şey yöneltilebilir mi? Operasyon hukuka aykırı şekilde başlatıldığı gibi masumiyet karinesi çiğnenerek yürütüldü. Evvela yargı mensuplarının hukuka uyması şarttır. "

İlgili haberler