Mısır'da referandum: Ufukta istikrar mı kaos mu var?

14 ve 15 Ocak günleri yapılacak anayasa referandumu öncesinde Kahire'yi şöyle bir dolaşırsanız, mesajı hemen alırsınız: Ordunun yönetime getirdiği hükümet yaklaşan anayasa referandumunda ezici bir "Evet" oyu istiyor.

Sokak lambalarına, ilan panolarına, binaların üzerine, her yere asılı posterlerden kaçmak zor.

"Hayır" kampanyasına ait bir poster bulmak ise iyice zor. Bunları asmaya kalkanlar hemen tutuklanıyor.

"Hayır" oyu verilmesi gerektiğini düşünenleri devlete ait olsun, özel olsun televizyon kanalları ve radyolarda da pek duyamıyorsunuz. Yayınların çoğu anayasaya övgüler düzenlerle dolup taşıyor.

Bu dengesiz ve eşitsiz yarış dışardan bazı sert eleştiriler de çekti. Washington merkezli Carnegie Endowment for International Peace adlı etkili düşünce kuruluşu süreci "kusurlu ve anti demokratik" diye niteledi.

Demokratik ya da değil, referandum bir çoklarına göre yeni anayasanın oylanmasından daha büyük bir anlam taşıyor.

Çoğu kişi bu oylamada aslında, İslamcı Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin devrilmesi hakkında bir yargı verilmiş olacağını düşünüyor.

Evet oyu baskısı

Cumhurbaşkanı Mursi'nin geçtiğimiz Temmuz ayında kitlesel gösterileri izleyen ordu müdahalesiyle devrilmesi ardından Mısır halkı ilk defa bu referandumda oy kullanacak.

Ordu yaptığı müdahaleyi meşrulaştırmak için çok güçlü bir "Evet" oyu çıkmasını istiyor.

İngiltere'deki dış politika ve savunma konularında uzman, etkili uluslararası düşünce kuruluşu Royal United Services'den Dr. H. A. Hellyer "Oylamanın sonucunu geçici hükümet de kuşkusuz Mursi'nin devrilmesine onay olarak algılayacak ve sunacak"diyor.

"Ama Mısır dışında ve içerdeki muhalifler tarafından da böyle mi algılanacak, bunu göreceğiz" diye sürdürüyor.

İslamcılar Mübarek yönetiminin devrilmesi ardından bir önceki anayasanın hazırlanması sürecinde fazlasıyla belirleyici olmuşlardı. Hazırladıkları anayasa Mursi'nin devrilmesiyle askıya alındı, ve yeni anayasa sürecinden hemen tamamen dışlanmış gibiler.

Yetkililer yeni tasarının bir önceki anayasaya göre büyük ilerleme anlamına gelen bir çok hak ve özgürlüğü içerdiğini ve istikrar yolunda kritik bir adım olduğunu söylüyorlar.

Fakat yeni anayasa ordunun rolünü güçlendiriyor. Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanabilmesine olanak tanıyor ve önümüzdeki sekiz yıl için savunma bakanlarının atanmasında orduya belirleyici rol veriyor.

Yeni anayasa ayrıca ordunun bütçesini sivil otoritelerin denetleyememesini de sağlıyor.

Taslağı hazırlayan 50 kişilik Anayasa Konseyi'nin başkanı tecrübeli Mısırlı diplomat Amr Musa, bir kesimin hayal kırıklığına uğradığını kabul ediyor.

"Yüzde yüz demokrasi diye bir şey yok" diyor. "Demokrasiyi korumak ve ilerletmek için herşeyi yaptık, fakat bazı maddeleri yazar, bazı durumları düzenlerken devletin güvenliğini, halkın güvenliğini dikkate almak zorundasınız" diye ekliyor.

Fakat muhalifler, hazırlanan anayasa metninin, halkın zararına olacak şekilde orduyu koruduğunu ve ülkeyi uzun süredir askeri bir diktatörlükle yöneten Hüsnü Mübarek'i deviren 2011 devriminin taleplerini içermediğini söylüyorlar.

O devrimin en ön saflarında yer alan 6 Nisan Hareketi'nden Rami Seyid "Bu anayasa bize, Mübarek rejimini ve onun Mısır'daki baskıcı düzenini geri getiriyor" diyor.

Öğrenci olan Seyid ile Tahrir meydanına açılan Muhammed Mahmud sokağında devrimci sloganlar yazılı bir duvarın dibinde buluştuk. Burası 2011 yılındaki ayaklanma sırasında çıkan olaylarda yaklaşık 50 kişinin öldüğü yer.

Seyid "Bu anayasa burada ölen şehitlerimize ve insan hakları uğruna kanını canını verenlere ihanettir. Asla kabul edemeyiz" diyor.

2011'deki devriminde sokaklarda çıkanlardan biri de ünlü Mısırlı yazar Ahdaf Soueif. "Anayasa neredeyse tam bir yem atmaca" diyor. "Hukukun yok edildiği bir yerde anayasa yapmaya uğraşmak niye? Bu anayasanın getirdiği tek şey Mısır'da bugün ordunun sahip olduğu çok güçlü ve sorgulanamaz konumu meşrulaştırmasıdır."

İhvan'dan boykot çağrısı

Anayasadan memnun olmayan sadece liberaller değil.

Müslüman Kardeşler (İhvan), ya da ondan geriye kalabilen unsurlar, "kan bulaştı" dedikleri anayasa için yapılacak oylamayı boykot çağrısı yapıyorlar.

Ama örgüt artık "terör örgütü" listesinde ve binlerce yöneticisi ve önde gelen destekçisi cezaevinde. Örgütün bir protesto gösterisine katılmanın cezası 3 yıl hapis.

Muhalefeti bastırma operasyonlarında sadece İhvancılar değil laik muhalifler de tutuklanıyor.

Anayasanın referandumda büyük çoğunluğun "Evet" oyuyla kabul edilmesi bekleniyor, ama burada katılım oranı önemli bir işaret olacak.

Gerek Müslüman Kardeşler, gerekse ordu katılımı dikkatle izleyecek.

Müslüman Kardeşler hükümetinin yaptığı son anayasa, oy kullananların yüzde 63,8'i tarafından onaylanmıştı. Ama katılım sadece yüzde 32,9 olmuştu. Ordunun bundan büyük bir katılıma ihtiyacı var.

Ama katılımı güvenlik kaygıları da etkileyebilir. Oylamaya yönelik saldırılar olabileceğinden kaygı duyuluyor. Buna karşılık yetkililer seçim merkezlerinde en sıkı güvenlik önlemlerini alacaklarını vaadediyorlar.

Referandumun Mısır'daki bölünmeyi ortadan kaldırmak yerine daha da kutuplaştıracağından korkanlar var.

Referandumu izleyen aylarda cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri de yapılacak ve darbe lideri General Abdül Fettah el Sisi'nin cumhurbaşkanlığına adaylığını koymasına hemen hemen kesin gözüyle bakılıyor. Bu da Mısır'ın bir kez daha güçlü bir askerin liderliğiyle yönetilmesi anlamına gelecek.

Yetkililer ülkenin demokrasiye giden bir yol haritası izlediğinde ısrarlı ama kimileri de bu yolun büyük ayaklanmalara gidebileceğini söylüyor.

Yazar Ahdaf Soueif "İnsanların dayanmasının da bir sınırı var. Bence bir devrim daha göreceğiz" diyor.

İlgili haberler