Suudi Arabistan din polisine 'radikal İslamcılar' sızmış

Telif hakkı AP

Suudi Arabistan’da ‘mutavva’ olarak bilinen din polisi, emniyet güçlerinde “radikal İslamcılar” olduğunu itiraf edip, bu kişileri teşkilattan uzaklaştıracakları sözünü verdi.

Suudi gazetesi Okaz’a konuşan Şeyh Abdüllatif el Şeyh, “fitneci ve fesatçı” olarak tanımladığı kişileri “eleyeceklerini" söyledi.

Şeyh Abdüllatif, cihat çağrılarının da “hükümsüz” olduğunu belirtti.

Şeyh’in sözleri, ülke dışındaki çatışmalara katılan Suudilere 20 yıla kadar hapis cezası verilmesini öngören kraliyet kararnamesinin açıklanmasının ardından geldi.

Karanamede, “aşırı dinci ve ideolojik gruplara veya terörist olarak sınıflandırılan kuruluşlara” ülke içinde veya dışında katılan, destek veren Suudilerin de hapsi cezasıyla karşı karşıya olacağı belirtildi.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, Suriye’de ayaklanmaların başladığı 2011 yılı Mart ayından bu yana, yaklaşık bin 200 Suudi’nin Suriye’ye savaşmaya gittiğini tahmin ediyor.

Suriye’ye gidenlerin çoğunun Suudi hükümetinin para ve silah yardımı yaptığı iddia edilen İslamcı muhalif gruplara katıldığı belirtiliyor.

Fakat, 1980li ve 1990lı yıllarda Afganistan ve Bosna’da savaşanların ülkelerine döndüklerinde yaşandığı gibi, Suudi cihatçıların da Suriye’den ülkelerine Suudi Arabistan’a dönüklerinde, dikkatlerini memleketlerine “yönlendirebileceklerine” dair endişeler var.

Suudi Arabistan sokaklarında katı cinsiyet ayrımcılığı uygulayan, alkol satışı ve kullanımını yasaklayan ve kadınların araba kullanmasını yasaklayıp toplumda kadına bir çok katı kural getiren Suudi din polisi sıklıkla görevini kötüye kullanmakla suçlanıyor.

Mekke’de 2002 yılında yanan okullarının içinde kalıp yanarak ölen 14 kız öğrencinin, kurtarma ekibindeki erkeklere din polisinin ‘okula girmelerine izin vermediği’ için kurtarılamadığı iddia ediliyordu.

Yeni 'terörle mücadele yasası'

Kısa bir süre önce de, radyonun sesini kısmayı reddeden bir sürücüyü araçla takip eden din polisi, sürücünün kaza yapmasına neden olmakla suçlandı.

Diğer yandan Uluslararası Af Örgütü, Cumartesi günü yürürlüğe giren yeni terörle mücadele kanunun “barışçıl siyasi muhalifleri baskı altında tutmak için bir araç olarak kullanılabileceği” ve “sistematik işkence” uygulanmasına neden olabileceği uyarısında bulunmuştu.

Af Örgütü, Suudi Arabistan’da yürürlüğe giren yeni terörle mücadele yasasının, “terörizm” tanımını geniş tuttuğunu, içişleri bakanlığına geniş yetkiler tanıdığını ve gözaltındakilere karşı insan hakları ihlallerini meşrulaştırdığını belirtiyor.

Suudi Arabistan’da, “toplum düzenini doğrudan veya dolaylı olarak bozan”, “toplum güvenliğini veya devlet istikrarını sarsan”, “ulusal birliği tehlikeye atan”, “hükümet idaresindeki temel yasaları çiğneyen” veya “devletin itibarını veya devletin konumunu zedeleyen” her türlü davranış “terörizm” tanımını içinde yer alıyor.

Benzer suçlamalar, 2013 yılında tutuklanan veya yargılanan hemen hemen tüm Suudi insan hakları savunucularına ve sivil toplum eylemcilerine yöneltilmişti.

Af Örgütü, yeni yasayla beraber, içişleri bakanlığına tanınan, şüphelileri arama, yakalama, tutuklama veya gözaltına alma gibi yetkilerin kısıtlı veya hiçbir yargı denetiminden geçmediğini belirtiyor.

Af Örgütü’nün Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölümü müdür yardımcısı Said Boumedouha, ‘uzun tutukluluk süreleri ve zamanında yargılanmama uygulamalarının sistematik işkenceye yol açabileceği’ uyarısında bulundu.

İlgili haberler