Bosna-Hersek: Saraybosna yaralı ve kederli

Image caption Saraybosna'da cumhurbaşkanlığı binası da zarar gördü.

Bosna-Hersek’teki protestoların yalnızca geleceğe dair inançlarını yitirmiş gençlerin sorunlarından kaynaklandığını düşünenler, Saraybosna’da geçirecekleri bir Pazar gününün ardından fikirlerini değiştirebilir.

Bosna-Hersek’in dumandan kararan cumhurbaşkanlığı binasının önünde öğle saatlerinde toplanan kalabalık arasında kır saçlı protestocular da görülüyor.

Yaşlı göstericilerden bazıları, bu protesto hareketinin yalnızca ‘genç holiganların vandallık yaptığı bir akım’ olarak yazılmasını istemediklerini söylüyor.

Gösterilerdeki kır saçlı protestoculardan biri de 81 yaşındaki Tomislav Bajkusa.

Bajkusa, 1990’lardaki Balkan Savaşları döneminde toplama kampında tutsak olduğunu belgeleyen kimlik kartını gösteriyor. Ardından aylık emekli maaşını hesaplıyor.

Emekli maaşı ayda 380 Bosna Markı, yani yaklaşık 195 euro ve bu maaşla, 1992’den beri iş bulamayan yetişkin oğlu dahil toplam üç kişinin geçimini sağlamakla yükümlü.

“Ülkemle yeniden gurur duymak istiyorum, bu ülke bu haliyle işlemiyor” diyor.

“Gençlerin bugün burada iş bulmak için toplandıklarını ve mutlu olduklarını görmeyi çok isterim. Artık hiç kimse mutlu değil, hiç kimse gülmüyor, ben de gülmüyorum. Üzerine bastığımız bu topraklar bile ağlıyor.”

Image caption Tomislav Bajkusa, kısıtlı bütçesiyle ailenin üç ferdine bakmakla yükümlü.

Saraybosna’nın merkez karakolu önünde toplanan ve çocuklarından haber almak isteyen aileler de gözyaşı döküyor. Cuma günkü gösterilerde gözaltına alınan gençlerden bazılarının polis tarafından dövüldüğü söylentileri yayılıyor.

Jozo Simunoviç de hıçkıra hıçkıra oğlu Dragan’la ilgili endişelerini anlatıyor:

“Kızım, şehrin bir diğer tarafındaki başka bir karakolda oğlumu görmüş. Oğlumun hırpalanmış göründüğünü söyledi.”

“İşsizlik ve yoksulluk karşıtı protestolara katılmış olabilir. Hiçbir şeyimiz yok. Her yerde görebildiğini tek şey yolsuzluk.”

Image caption Jozo Simunoviç'in oğlu gösterilerde gözaltına alınmış.

Bir diğer baba da, Cumartesi günü yürüyüşe çıkan oğlunun polis tarafından gözaltına alınmasından duyduğu şaşkınlığı dile getiriyor:

“17 yaşında, lise 3’e gidiyor… Çok iyi bir öğrenci, farklı bilim yarışmalarına katıldı. Çok iyi bir çocuktur o. Bize hiçbir şey söylemiyorlar. Arkadaşıma hakaret edip oğlunun bir terörist olduğunu söylediler.”

Daha sonra karakolun dışında, üzerinde burnuna kadar kana bulanmış bir kazakla genç bir çocuk göründü.

Karakoldan çıktığında üst dudağının, şişmiş olduğu fark ediliyordu. 15 yaşında olduğunu söyleyen genç, arkadaş grubundan birinin maytap patlatmasından sonra polis tarafından gözaltına alındığını anlatıyor:

“Bana yere uzanmamı söylediler ve yumruk atıp dövdüler. Karakola geldiğimde, başıma aldığım darbe sonrası bayıldım.”

Yüzlerce protestocu ailelere destek için karakolun önünde toplandı. Üst düzey bir emniyet yetkilisi kalabalığa megafonla seslenip yalnızca 10 kişinin hala gözaltına olduğunu, doğru emniyet işlemlerinin izlendiği söyledi.

Kalabalık, polisin kalan şüphelileri de polis araçlarıyla savcılığa götürmesiyle dağıldı.

Gösteriler devam eder mi?

Şimdi sorulması gereken asıl soru, Bosna-Hersek’teki gösterilerin de yalnızca bir hafta sonundan mı ibaret olacağı yoksa artık ‘başarısız’ olduğunu söyledikleri ülke idaresinde değişikliğe gidilmesi için Bosnalıların kararlı bir şekilde devam mı edeceği sorusu.

Yetkililerden gösterilere farklı tepkiler geliyor. Saraybosna, Tuzla ve Zenica’da bazı üst düzey yetkililer istifa etti. Mostar gibi bazı bölgelerde ise protestoları önlemek için operasyonlar düzenlendi.

Bosna-Hersek Uluslararası Yüksek Temsilcisi Valentin Inzko, kargaşanın devam etmesi durumunda Avrupa Birliği askeri birliklerinin de bölgeye konuşlanabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

Fakat 80 yılı deviren Tomislav Bajkusa, Inzko’nun tutumunun artık kendisini etkilemediğini söylüyor:

“Demokrasi çağrısı yapıp duruyor. Yıllarca denedik bunu ama hiçbir şey olduğu yok. İşleri düzene sokmanın tek yolu bu. Şiddete karşıyım ama bu protestolar devam etmeli.”