Humus'taki 'sefil hayattan' kaçış

Telif hakkı Reuters

Humus’a vardığınızda yürümekte güçlük çekiyorsunuz.

Koltuk değnekleriyle topallayarak yürüyenler, sedye üzerinde acı içinde kıvrananlar, mavi BM bayrağının asılı olduğu beyaz zırhlı araçlardan alınarak tekerlekli sandalyelere konulanlar…

Humus’ta kuşatılan hayatlara ilk bakışta görülen, iki yıla yakın süren ateşten kurtulan bedenler, acıdan ve ilerleyen yaşlarından dolayı kıvranan, ilaca, teskin edilmeye ve bakıma muhtaç olan yaşlılar…

Geçici ateşkes ilan edilen Humus’ın merkezindeki tarihi bölgeden kaçanlar otobüslerle, terk edilmiş yemekhaneden karşılama merkezine dönüştürülen mekâna getiriliyor.

Her şoför, kontağı kapatmadan kısa bir süreliğine duraklıyor ve Suriye Kızılay’ında çalışan kırmızı yelekli genç gönüllülerin, dışarıda insan koridoru oluşturmasını bekliyor.

Sonra her otobüs, birer birer yolcularını indiriyor. Otobüslerden inenlerin çoğu, hızla gözden kaybolan ince ve zayıf yüzlü yetişkin erkekler. Onların ardından çocuklar iniyor.

Gergin gözleriyle etrafı inceliyor, annelerinin yanında tereddüt ederek otobüsten aşağı adım atıyor ve alelacele içeri giriyorlar.

Humus Valisi Tall el Barazi, karşılama merkezinin üst basamaklarından gelenlere sesleniyor:

“Silah taşıyan veya askeri üniforma giyen herkes bu bölgeden derhal ayrılmalı. Burası yalnızca BM ve Kızılay’a ayrılan bir bölge.”

Valinin sesi megafondan yükseliyor, ama talimatın yerine getirilmesine yetmiyor.

'Sefil bir hayat'

Kullanılmayan muslukları ve pırıltılı avizeleriyle bir mağarayı andıran salonda üniformalı bir asker kalabalık arasında dolanıyor, sivil kıyafetli istihbarat yetkilileri de, uzun zamandan sonra ilk defa yemek yiyenlerin oturduğu masadan gözlerini ayırmıyor.

Avurtları çökmüş, omuzları düşmüş bir adam “Çok, çok, çok zor, sefil bir hayattı” diyor.

“Kaynattığımız çimlerle besleniyor, top ateşi ve bombardıman altında yaşıyorduk.”

Telif hakkı .
Telif hakkı .

Masanın etrafındaki çocukların, aylardır su görmeyen yüzleri kir tabakasından kahverengiye dönmüş.

Küçük Baraa, ağzını açmakta, sözcük bulmakta zorlanıyor, konuşmaya cesaret edemiyordu. Ağzından çıkan sözcükler zihnine kazınanları da gösteriyor: “İnsanlar yemek için kedileri öldürüyordu.”

Baraa, Arapça’da ‘masum’ anlamına geliyor. Baraa’ya adını veren annesi, havan topu mermisinin mutfaklarına isabet etmesi üzerine hayatını kaybetmiş. Baraa annesinin cesedini ocağın yanında başı kopmuş halde bulmuş.

Merkezde gençlere yardım eden BM Nüfus Fonu’ndan Laila Baker, “Tüm bu çocuklar çok fazla şeye tanık oldu” diyor ve devam ediyor:

“Ciltlerine, dişlerine bakın. Asıl yoksunluğu okula döndüklerinde hissedecekler.”

BM, Humus’ta kaçakçıların çok yüksek fiyatlara sattıkları gıdalar bulunduğunu fakat çoğu kişinin bölgedeki otlar, genellikle de çimle beslendiğini söylüyor.

Kuşatma altında yaşamak demek, normal ritüellerin, günlük hayat düzeninin yokluğunda var olmaya çalışmak demek.

Sokaklar harabeye dönmüş

Humus merkezindeki okullar kapılarını kapatmış, çoğu da yerle bir olmuş.

Elektrik yok, sular da akmıyor. Yalnızca bir hastane işliyor.

Telif hakkı .
Telif hakkı .

Kısa bir süre önce sezaryen doğum yapan bir kadın, daha tehlikeli olacağı için yeni doğan bebeği ve dikişleriyle hastaneden ayrılıp, saatlerce yürümüş.

BM’nin Humus’tan sorumlu yetkilisi Matthew Hollingworth, “Engelli, kör ve yaşlıları düşünün bir de” diyor.

“Her yerde bariyerler var” diyen Hollingworth, geçen hafta havan topu ve ateş altında kalan BM heyetindeydi.

Tüm sokaklar harabeye dönmüş. Yollar metal kontrol noktaları ve delik deşik kum torbalarıyla dolu.

Bu da, ‘insani ateşkes’ süresince bölgeden kaçmaya çalışanların işini zorlaştırıyor. Operasyonun başladığı Cuma gününden bu yana Humus’un tarihi merkezinde yaşayan yaklaşık 3 bin kişiden yalnızca yarısı ayrılabildi.

Kaçmak isteyenlerden bazılarıysa durduruluyor.

Önde gelen Hıristiyan din adamı Peder Mischel Naaman, 50 Hıristiyan’ın tahliye edilmesi umuduyla Çarşamba günü merkez çıkışında bekledi.

Rahip Naaman, “Durduğumuz yerden onların gelişini görebiliyorduk” dedi. Fakat daha sonra ilerlemelerinin tehlikeli olabileceği uyarısıyla durdurulmuşlar.

Muhalifler çatışıyor

BM ve Kilise kaynakları, müzakerelere dâhil edilmedikleri için rakip muhalif gruplar arasında yaşanan çatışmaların bazı Suriyelilerin çıkışına engel olduğunu söylüyor.

Gün boyunca bölgeden gelen ateş seslerini biz de duyabiliyorduk. Yerel bir paramiliter ulusal savunma gücü üyeleri, diğer muhalif savaşçıların bölgeye giriş çıkış yapmasına ve gıda sokmasına izin veren anlaşmaya karşı çıkıyor.

Telif hakkı AFP
Telif hakkı AFP

BM’nin hükümet ve muhalefetle yaptığı anlaşma uyarınca yalnızca kadınların, kız çocukların ve 15 yaşın altındaki erkek çocuklarla, 55 yaşın üzerindeki erkeklerin tahliye edilmesi öngörülüyordu.

Fakat genç erkeklerin sorgulanmak için gruptan ayrılarak gözaltına alınması tepki çekiyor. Humus Valiliği gözaltına alınanların çoğunun kısa bir süre sonra serbest bırakılacağını söylüyor.

Vali, bazılarının salınmayacağını ve ‘teröre karışmak, suç işlemek veya sabotajdan’ mahkemeye çıkarılacağını belirtiyor.

Bazı aileler bizimle, BM'nin bölgeden ayrılmasından sonra daha fazla gözaltı ve kötü muamele olacağı yönünde endişelerini paylaştı.

Telif hakkı AFP
Telif hakkı Reuters

BM’nin yerleşim bölgesindeki insani yardım koordinatörü Yakub el Hillo ise, “Hiçbir yere gitmiyoruz” diyor ısrarla.

BM bu küçük başarıyla, sivillerin savaşın ağır bedelini ödediği ve yüksek fiyatlarla gıdanın silaha dönüştüğü bir savaşta farklı bölgelerdeki çok sayıda yardıma muhtaç sivile ulaşılabilmesini umuyor.

Humus’un kent merkezinin geleceğine dair müzakereler devam ediyor. Müzakere başlıkları arasında af tanınması veya muhalif grupların bölgede kalmasına izin veren güvenlik düzenlemeleri de var.

Bu ateşkesin edildiği bölge çoğu savaşçının kalmak istediği bir yer. Yerel yetkililer de huzur ve barışın bölgeye geri getirilebilmesi için anlaşma yapmaya hazır olduklarını söylüyor.

Sokakların temizlenmesi ve bazı temel hizmetlerin sağlanması gibi çalışmalara başlanmasını umduğunu belirten BM yetkilisi, “Humus’ın merkezinde yaşayanlar er ya da geç evlerine dönmek istiyor” diyor.

Fakat şimdilik, bir zamanlar Humus’un el üstünde tutulan tarihi bölgesi artık yaşanılacak bir yer değil.