İtalya: Hükümeti kurma görevi 39 yaşındaki Renzi'de

Telif hakkı Reuters

İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano, hükümeti kurma görevini bugün Demokratik Parti (PD) Genel Sekreteri Matteo Renzi’ye verdi.

Yarından itibaren hükümet kurma görüşmelerine başlayacak olan Renzi bunda başarılı olursa ülkenin en genç başbakanı olacak.

39 yaşındaki Matteo Renzi, 1946’da İtalya Cumhuriyeti’nin ilanından bu yana kurulacak 63. hükümete başkanlık edecek.

Parlamento dışından gelerek siyaset sahnesini yerle bir eden Renzi’nin başbakanlığa yükselişi geçen hafta PD içinde başbakan Enrico Letta’ya karşı bir isyan hareketi başlatmasıyla gerçekleşmiş gibi görünse de, bu yükselişin ilk belirtileri çok daha öncesine dayanıyor.

Hıristiyan Demokrat Parti’de görevli bir babanın çocuğu olarak 11 Ocak 1975’te dünyaya gelen Matteo Renzi, okul yıllarında politikayla ilgilenmeye başladı.

Lise arkadaşları, izcilik yapan ve okul gazetesinde yazan Renzi’nin o zaman da düzeni bozmaktan bahsettiğini hatırlıyor. Renzi henüz 17 yaşındayken yazdığı bir makalede Hıristiyan Demokrat Parti liderlerini “evlerine göndermek” gerektiğini söylüyordu.

Renzi, ilk medyatik macerasında ise, 19 yaşındayken İtalya’nın Çarkıfelek yarışmasında yarışarak 48 milyon liret (25 bin euro) kazandı.

Hukuk fakültesinden mezun olan Renzi, danışmanıyla kavga ettiği için tezinden tam puan yerine bir eksik puan alarak okulu bitirdi.

2004’te de henüz 29 yaşındayken Floransa Bölge Başkanlığı’na seçilerek İtalya’nın en genç bölge başkanı oldu. Bundan 5 yıl sonra ise doğum yeri olan Floransa kentine belediye başkanı seçilecekti.

Matteo Renzi’nin başbakanlığa giden yolculuğu ise geçen Aralık ayında PD genel sekreterliğine seçilmesiyle hızlandı. Renzi’nin partinin zirvesine gelmesiyle gözünün başbakanlıkta olduğu söylentileri de artmaya başladı.

Tony Blair'e benzetiliyor

Ancak kendisi ilk yaptığı açıklamalarda, yine PD’den Enrico Letta’nın liderlik ettiği hükümeti devirmeye niyeti olmadığını ve seçime gitmeden başbakan olmayı istemediğini söylüyordu.

Fakat birkaç ay sonra, geçen 13 Şubat’ta yapılan PD yönetimi toplantısında parti yönetimini de yanına alarak Başbakan Enrico Letta’dan görevi bırakmasını istedi.

Letta’nın parti yönetiminin kararına uyarak istifa etmesiyle de başbakanlığın kapıları Renzi’ye açılmış oldu.

Enerjik, yenilikçi bir figür olarak tanınan Matteo Renzi, bu imajını rahat giyim tarzı ve samimi iletişim biçimiyle de destekliyor. Sarsılmaz bir ideolojiyle değil pragmatist hareket eden bir politikacı portresi çizen Renzi, bu yönüyle eski Britanya Başbakanı Tony Blair’e de benzetiliyor.

Merkez-soldaki Demokratik Parti içinde, soldan ziyade merkeze daha yakın bir çizgide ilerleyen Renzi, kimileri tarafından İtalyan merkez-sağının sembolü olan Silvio Berlusconi’yle de kıyaslanıyor.

Renzi hakkındaki en ateşli tartışma konularından biri de parlamentoya seçilmemiş olması. Ancak bu, Renzi’nin 'dışarıdan' bir isim olarak mevcut politikacılara kızgın İtalyan halkından sempati toplamasını da sağlıyor.

Müstakbel başbakan Matteo Renzi’yi bekleyen en büyük zorluksa, kendisinden beklenen yenilikleri gerçekleştirebilmek için hem kendi partisindeki karşıtlarını hem de koalisyon ortaklarını ikna etmek zorunda olması.

Bunun çok da kolay olmayacağının ilk işaretini mevcut koalisyon ortağı Yeni Merkez Sağ partisi lideri Angelino Alfano şu sözlerle verdi: “Biz hükümete “hayır” dersek gün yüzü göremez! Mutlu son garanti değil!”

İlgili haberler