İtalyan tatlısı tiramisuyu bulan restoran krize yenildi

Telif hakkı Getty

İtalyanların 150 yıllık çikolata markası Pernigotti geçen Temmuz ayında bir Türk şirketine satıldığında, karşılaştığım tüm İtalyanların "ciao, come va?" (merhaba, nasıl gidiyor?) şeklindeki selamlaşma faslından sonra kurduğu ilk cümle "Çikolatamızı aldınız!" oluyordu. Sabah kahvemi aldığım barın 50'li yaşlardaki sahibinden, henüz 20'lerindeki komşularıma kadar herkes "Çocukken yediğim çikolata artık İtalyan değil" diye nostaljik bir yakınma içine giriyordu.

İtalyanlar henüz bu şoku atlatamadan Eylül ayında da Venedik lagünündeki San Clemento Adası'nı yine bir Türk şirketi satın alınca, Osmanlı döneminden kalma "Mamma gli turchi!" (Anneciğim Türkler geliyor!) deyişi daha sık kullanılır olmaya başladı.

Ne var ki ekonomik krizden en çok etkilenen ülkelerden biri olan İtalya'nın tarihi değerlerini "ele geçirenler" sadece Türkler değildi. Geçmişte İtalya, yüksek işçilik ücretleri, yaygın yolsuzluk ve karmaşık bürokrasisi nedeniyle yabancı yatırımcıların nispeten uzak durduğu bir pazarken, 2008'in ardından ekonomik krizin çıkmaza sürüklediği İtalyan şirketleri yabancı girişimcilerin ilgi odağı haline gelmeye başladı.

Yabancılara satılan şirketler

2009'dan 2013 ortasına kadar irili ufaklı 363 İtalyan şirketi yabancılara satıldı.

Sembolik şirketlerini teker teker elden çıkarmak zorunda kalan İtalya'da, en önemli futbol kulüplerinden Inter Milan Endonezyalılara, ünlü çikolata markası Perugina İsviçreli Nestle'ye, süt ürünleri firması Parmalat Fransız Lactalis'e, Bulgari Fransız Lvmh'ye, Ducati Alman Audi'ye, Valentino Katarlı Mayhoola'ya satıldı. İtalya'nın ulusal havayolu şirketi Alitalia'nın da Birleşik Arap Emirlikleri'nden Etihad'a satışı için görüşmeler sürüyor.

İtalya'nın dünyada en güçlü olduğu sektörlerden moda alanında bile geçen yılın ilk 10 ayında yaklaşık 10 bin şirket kapandı. Ticaret ve turizm alanında faaliyet gösteren şirketlerin de 60 bini Ocak-Ekim 2013 arasında kepenk indirdi.

Bu kara tabloda işsizlik de zirve yaparak gençler arasında yüzde 40'ı, genelde ise yüzde 12'yi geçti.

İtalyanlara son darbe de, dünyaya tanıttıkları milli tatlıları tiramisunun "doğum yerinin" kapanacağı haberi oldu. Veneto bölgesindeki Treviso kentinde 1939'da kurulan ve tiramisuyu icat eden Le Beccherie restoran, ekonomik kriz nedeniyle 30 Mart'ta son akşam yemeğini servis etikten sonra "sonsuza kadar" kepenklerini kapatacağını açıkladı.

Tiramisunun kökenine ilişkin tartışmalar olsa da, "genelevlerde yorgun düşenlere güç takviyesi" amacıyla kullanılan geleneksel bir tatlıdan geldiği söylenir. Kimileri "tiramisu" (beni yukarı çek) adının da bu güç takviyesine işaret ettiğini, kimileri ise tatlının afrodizyak etkisi göstermesi nedeniyle daha erotik bir anlam içerdiğini iddia eder. Le Beccherie'nin ilk sahipleri Alba ve Aldo Campeol ile pasta şefleri Roberto Linguanotto'nun 1950'lerde bu genelev tatlısının tarifiyle oynayarak bugünkü tiramisuyu yarattığı ve ismini de onların koyduğu kabul edilir. Tiramisunun orijinal tarifinde savoyardi bisküvisi, yumurta sarısı, şeker, kahve, mascarpone peyniri ve toz kakao kullanılır.

"Pompei'nin düşüşü gibi"

Gastronomi kültürleriyle övünen İtalyanlar için, dünyaya armağan ettikleri bu tatlının doğduğu restoranın kapanması "simgesel bir kayıp" teşkil ediyor.

Restoranın bugünkü sahibi Carlo Campeol kapama kararını anlatırken "Zor bir karar oldu. Müşteri sayımız çok düştü. 30 Mart'ta çalışanlarıma son ödemelerini yapıp restoranı sonsuza dek kapatacağım" diyor. Campeol, "Artık restoranlar dolup taşmıyor. Uzun saatler süren "aperitivo" (akşam yemeği öncesi içki eşliğinde açık büfe atıştırmalık servisi) yapan barlar tutuyor. Tütün mağazaları bile yemek servis ediyor. Mikrodalgada yemek yaparak 1.5 euro'ya satıyorlar. Kimse de kontrol etmiyor" sözleriyle de krizin etkisiyle İtalyanların yeme-içme alışkanlıklarının değiştiğine işaret ediyor.

Veneto Bölge Başkanı Luca Zaia da restoranın kapanmasından hayal kırıklığı duyanlar arasında yer alıyor. Zaia, Le Beccherie'nin kapanacak olmasının "sadece Treviso tarihinin bir parçasının yok olması değil, aynı zamanda dünya gastronomi kültürü için de bir sayfanın kapanması anlamına geldiğini" söylüyor.

İtalyan basınının "Le Beccherie, 2. Dünya Savaşı'nı bile atlattı ama ekonomik krizi atlatamadı" gibi başlıklarla duyurduğu habere "sokaktaki İtalyanlar" da, "Her şey bitti: Ya her şeyi yabancılara satıyoruz ya da kapatıyoruz" şeklinde tepki veriyor. Kimileri politikacıları suçlayarak "Vergiler düşmedikçe daha çok restoran kapanır" derken kimileri de şu sözlerle ülkenin hazin bir sona doğru gittiğini söylüyor: "Ülkemizin kültürel ve ticari hazineleri Pompei'nin düşüşüne benzer bir son yaşıyor. Çok yazık!"