İstanbul'un 'unutulmayan' Tatavla Karnavalı

Telif hakkı Enis Durak

Pangaltı’ndan başlayan, maskeli, kostümlü ve şenlikli yürüyüş başlamak üzereyken yanımdan geçen yaşlıca bir kadın “Unutulmayan pek az şey kaldı” dedi yanındaki 30’lu yaşlardaki adama.

1941 yılında İsmet İnönü’nün yasakladığı Rumların yaptığı Baklahorani veya Tatavla Karnavalı için toplananlar yürüyüşe başladığı için, bu sözüyle neyi kast ettiğini dönüp soramadım o kadına.

Fakat öyle bir tesadüf ki, Kurtuluş’un eski adı ile anılan Tatavla Karnavalı da 'unutulmayan pek az şeyin' arasında yer almaya çalışıyor 5 yıldır.

Nisan ayındaki Paskalya öncesinde perhize girmeden önce yapılan karnaval bugün İstanbul’da yaşayan Rumların pek çoğunun hafızasında anne, babalarının anlattıklarıyla yer buluyor.

Pangaltı’ndan davullu, tefli, zilli yürüyüşle başlayıp, daha çok bir düğün salonunu andıran Şişli Kültür Merkezi’nde söylenen şarkılarla sonlanan karnavala katılanlardan biri de Lütfiye Hanım.

Lütfiye Hanım’ın annesi Rum, babası Selanik göçmeni bir Türk. Adının Türkçe olmasını böyle açıklıyor. 5 yıldır yeniden canlandırılmaya çalışılan karnavala ilk kez bu sene gelmiş. Kostümü yok. Triko kazağı ile yerine almış kalabalık arasında.

Annesinin anlattıklarını aktarıyor bize...

“Son duraktan giyinirlermiş. Pangaltı’na kadar giderlermiş. Beyoğlu’ndakiler de başka bir yoldan gelirlermiş. Atlarla gelenler olduğunu söylerdi.”

'Kilise istemiyor ama halk arasında popüler'

Karnavalın düzenleyicilerinden olan Hares Rigas ise Türkiye’de yaşayan bir Yunan.

Karnavalın kilisenin karşı çıkmasına rağmen Yunanistan’da da devam ettiğini söylüyor.

Telif hakkı Enis Durak

Kilisenin karşı çıkmasının nedenini ise 'mevsim değişimi ile ilgili pagan bir adet' oluşuna bağlıyor.

“Ama” diyor, “Halkın çok sevdiği, popüler bir adet olduğu için sürüyor.”

Türkiye’deki karnavala ilginin her yıl arttığını ve karnaval ruhunun her yıl daha da büyüyeceğini düşünüyor.

Kurtuluş Caddesi’ni zaman zaman trafiği durduran, kimi Kızılderili kimi 30’lu yılların kostümlerini giymiş kalabalık ilginç aksesuarlarıyla sürücülerin ilgisini çekse de onlardan aynı güler yüzü bulamadı çoğunlukla. Karnavala katılan çocukların, trafikte bekleyenlere el sallaması ara ara tebessümlere yol açtı o kadar.

Yürüyüş sırasında konuştuğum Kurtuluş esnafı ise ne bu karnavaldan haberdardı ne de böyle bir gelenek olduğundan. Bundan birkaç yıl önce Kurtuluş’ta dükkan açan bir giyim mağazasının sahibi ise, evvelden ve hala burada Rumların yaşadığını bilmediğini söylüyor sorum üzerine.

Karnavala evlerinden şahit olanlar ise, alkışlarla, ıslıklarla, bazen çiçekler atarak ortak oldu yürüyüşe.

Şişli Kültür Merkezi’nde sahneye çıkan pek çok gruptan biri Yedirenk müzik grubunun Buzuki çalan üyesi Alex Senkopopovsky doğma büyüme Kurtuluşlu. Ailesi de öyle.

Yürüyüşe katılan çok sayıda Rum olduğunu söylüyor. Bu sırada aslında etkinliklerin hiç durmadığını da ekliyor:

“Karnavalın yeniden canlanması çok güzel. Aslında etkinlikler hiç durmadı. Sadece dışarıda yürüyüş olmuyordu. Kapalı alanlarda toplanılıyordu her sene. Kilise salonlarında yapıldı. Ama Tatavla karnavalı asıl olarak bu.”

Biz konuştuğumuz sırada Anadolu’nun binbir rengi yansıtan türküleri çalınmaya devam ediyor içeride. Kah halay çekiliyor, kah Orta Anadolu’dan bir oyun havası çalınıyor. Rengarenk kostümleri ve maskeleri içinde kadınlar, erkekler oynuyor birlikte.

Yaklaşık 70 yıl önce konulan yasağın kalkması, İstanbul’da kalan 3 bin Rum için ne ifade eder bilinmez ama dün Karnaval’da bir araya gelenler 'unutulmayan pek az şeyden birini' diriltme çabasının bir parçası oldu, gülerek eğlenerek, şarkılar söyleyerek...