'İki İzmir': Erdoğan'ın mitinginden notlar

Telif hakkı Reuters

İzmir'deki Adalet ve Kalkınma Partisi mitingine sondan başa doğru bakınca, ülkenin sürüklendiği derin kutuplaşma ve ötekileştirmenin bu huzur kentine yansıması görülüyordu.

Gündoğdu Meydanı'ndan ayrılanlar balkondan Atatürk posterleri ve Türk bayrakları sallayıp tencere tava çalanlara "Yunan tohumusunuz" diye bağırdı; hemen yandaki kafelerde oturan gençler önlerinden geçen AKP destekçilerini yuhaladı ve zaman zaman arbede de yaşandı.

Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde biriken bir diğer grup ise, "Hükümet istifa", "Hırsız var", "Katil var", "Tayyip pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım" diye sloganlar atıyor, çıkışları AKP destekçileriyle karşılaşmamaları için polis tarafından engelleniyordu. Gruptan bir kişi de sürekli diğerlerini uyarıyordu: "Arkadaşlar provokasyona gelmeyelim. AKP'liler de gelir sonra."

Memleketim İzmir'de genç kuşağın, son dönemlere kadar tanık olduğu en büyük gerginlik, olsa olsa, Karşıyaka-Göztepe maçı öncesi karşılıklı fırlatılan plastik su şişeleri olur, bu gerilim de çoğunlukla muhabbet sofrasında son bulurdu.

Ama şimdi gözümüzün önündeki gerilim, @aaskerk adlı Twitter kullanıcısının paylaştığı, her iki taraftar grubunun ''Oğlum bak git" pankartı önünde birlikte çektirdikleri fotoğraf ve mesajla özetleniyordu.

"Göztepe'yle Karşıyaka'yı yan yana getirmeyi dünya tarihinde ilk kez başaran sensin. Tehlikenin farkında mısın?"

İki farklı eyleme tanık oldu Gündoğdu Meydanı bu son iki günde.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaretinden bir gün önce, önce Kıbrıs Şehitleri'nde Berkin Elvan için insan zinciri oluşturan kalabalık daha sonra buradan Gündoğdu Meydanı'na çıkarak, bedenleriyle "Katil Geliyor" yazdılar.

Telif hakkı Reuters

Ertesi gün aynı meydanda toplananlar arasında da Başbakan Erdoğan için kefen giyenler tekbir getirecek, ellerindeki pankartlarda da "gerçek Cumhuriyetçilerin, CHP'liler değil, AKP'liler olduğunu gösteren gazete makaleleri" olacaktı.

İzmir'de yerel değil genel seçim havası

İzmir'de seçimlerin yerelde kalmadığı çok açık. Toplumsal meseleler ve ülke siyaseti, adayların önüne geçmiş gibi görünüyor.

Mitingin hazırlık aşamasında da meydandaydım. Çalışanların bir kısmı orada bulunma amaçlarını birbirlerine kanıtlama çabasındaydı.

Bir İzmirli, vinç şoförü arkadaşına "Ne işin var senin burada" diyor, vinç şoförü de "Ben iş için buradayım, asıl sen neden buradasın" diye soruyor... "Ben de iş için..." "Hadi ordan sen Tayyipçisin"... "Yok yahu, bugün hepimiz Tayyipçiyiz..." Gülüşmeler ve görev bilinci... Vinç şoförü anlatıyor: "Abi, organizasyon acayip para dökmüş... İnanılmaz rakamlardan bahsediyorlar. Yaklaşık 20-21 vinç var burada. Her birinin de maliyeti 15 milyar lira kadar..."

Mitinge katılımcı sayısının 180 bin olduğu söyleniyor. Rakamı teyit etmek mümkün değil, ama kordon boyu uzanan bir kalabalık var. AKP'nin diğer mitinglerinde olduğu gibi buraya da otobüsle destekçi getirildiği de iddia ediliyor.

AKP'liler bu iddiaları reddediyor. Ancak ek polis getirilmiş. Miting alanının dışında sıra sıra otobüsler dizilmiş, üzerlerinde 'İstanbul', 'Ankara' yazıyor, içlerinde de polisler dinleniyor. Bir polis memuru, güvenlik için bu illerden takviye polis getirildiğini söylüyor.

İzmirli AKP'lileri dinlemek için karıştım miting alanına.

"Neden AKP'yi destekliyorlar?" "Parti mi aday mı?" "Yolsuzluk iddiaları hakkında ne düşünüyorlar?" "Polis şiddetini eleştiriyorlar mı?"

'Başbakan Erdoğan bence idol'

Miting alanı girişinde aralarında başı açık, türbanlı, makyajlı, bakımlı kadınların olduğu bir grup genç var.

AKP'nin Gaziemir Gençlik Kolları'ndan gelmişler. İsimlerini vermek istemiyorlar.

Başbakan Erdoğan için "İdol bence" diyor sarışın olan...

"Hangi yönüyle idol?" diye soruyorum..

"Kararlılığı, dürüstlüğü, insanlara karşı yapıcılığı, bir şeyleri üst seviyeye çıkartma çabası, ülkeyi gelişmiş değil, tam gelişmiş yapmaya çalışması..."

"Sözünün eri" diyor yanındaki arkadaşı...

"Hangi sözünü tuttu?" diye soruyorum bu sefer...

"Birçok sözü var. Ben başörtülüyüm ve Güzel Sanatlar okudum. Benim okuluma türbanlı giremiyordu, şimdi girebiliyor, o yaptı. Okulda arkadaşlar tarafından da bu yüzden dışlanıyorduk. Şimdi onların önü açıldı, okumayan birçok arkadaşımız vardı, yurtdışına gidiyorlardı. Artık onlar da öğretmenlik olsun, doktorluk olsun birçok alanda kendi mesleklerini yapabiliyorlar."

Bir diğeri de ülke ekonomisinden bahsediyor, "10 yıl önce IMF'den sürekli borç alan bir devlet vardı... Eğer şu anda devlet borcunu azaltabildiysek bile tek başına Başbakan Erdoğan'ın arkasında durmamız için yeterlidir... Kim derdi Hakkari'de, Şırnak'ta havalimanı olacak diye, kim derdi üniversitesiz il kalmayacak diye... Bu gelişimleri görmeyenler de var umarım onlar da görürler... Bu insanı sevmeyelim de ne yapalım yani?"

'Çamur atıyorlar'

Hararetle, teklemeden konuşuyorlar... Başbakan Erdoğan'ın sözleri aynen dökülüyor ağızlarından...

"Ama yolsuzluk yaptığı iddia ediliyor?..." diyerek konuyu 17 Aralık süreciyle başlayan yolsuzluk iddialarına getiriyorum.

"Çamur atma projesi bence" diyor içlerinden biri.

"Seçim zamanı olan bir şey. Neden iki ay önce yoktu. Madem biliniyordu neden şimdi?"

"Onların yerele dair söyleyebilecekleri hiçbir şey yok, bu nedenle de çamur atma projesi, çamur atıp en azından izi kalır diyorlar... Daha önce başka liderlere de yaptılar. 10 yıldır duran Menderes'i indirdiler, Turgut Özal'a da aynı şeyi yaptılar zamanında."

Mesele yerelden çıkmış, genele yansımış. Bu gençlerin bugün Başbakan Erdoğan için destek sloganları attığı meydanda bir gün önce Berkin Elvan eylemleri yapılmış, 'Katil geliyor' sloganları atarak, Gezi olaylarında "Polisimle gurur duyuyorum" diyen Erdoğan'a tepki gösterilmişti.

Ölü bedenler üzerinden yapılan siyaset, tabana da yansıyor...

"Berkin Elvan'ın babasının yaptığı açıklamaya bakarsanız tam da siyasetle ilgili olduğu anlaşılıyor. Ben bu konuda başka hiçbir şey söylemiyorum'' diyor bir başkası.

Polisin uyguladığı şiddeti de meşru görüyorlar.

''Basmane'de bin kadar polis vardı. Önlerinden sırt çantam ve fotoğraf makinemle geçtim, yani potansiyel eylemciydim. Polis eğer bana hiçbir şey yapmadıysa ve oradaki kişilere yaptıysa o zaman o kişinin kendini sorgulaması gerekiyor" diyerek eylemcilere tavsiyede bulunuyor bir diğeri.

Siyasi söylemler, halkın gözünde 'potansiyel eylemci' yaratmış gibi görünüyor. Birileri içselleştirilirken, birileri ötekileştiriliyor...

Genç kız devam ediyor...

"Şu an siz benimle gayet güzel konuşuyorsunuz, hani herhangi bir sataşma yok, burada siz bize sataşıp grubu kötülemek adına bir şey yapabilirdiniz. Damarımıza dokunsaydınız biz de size karşılık verebilirdik ki yapmayız, arkadaşlarımız da o edepte insanlar."

Toplumsal algının, bir gazeteciden de 'potansiyel saldırgan' yaratabilecek seviyeye gelmesi, kutuplaşma ve ayrımcılığın ne kadar kolay dile geldiğini de gösteriyor.

Yazının başında paylaştığım karşılıklı küfürler, yuhalamalar ve nefret söylemleri de bu yaratılan algıların sonucu olsa gerek.

"Partimizin bizim için gönderdiği aday bizim için çok kıymetli ve değerlidir. Hakkımızda hayırlısı olsun deriz ve destekleriz. Sevmediğimiz bir aday da diyemeyiz, büyüklerimiz öyle öngörmüş."

Bu mitingde kürsüden çok kordon boyu uzananları dinledim...

O sırada Başbakan Erdoğan da bir 'bayanın' kendisine kol işaretini yaptığını söylüyor ve sert eleştiriler yöneltiyordu.

Başbakan'ın geçtiği yol üzerindeki balkondan yapılan bu hareketi fark etmesi üzerine, İzmirli kadın kısa bir süreliğine göz altına alınacak ve işlemleri tamamlandıktan sonra serbest bırakılacaktı.

Siyasi tutum ve nefret söylemlerinin bu kadar kolayca dillere dökülmesi sokakları da geriyor.

Memleketim İzmir gergin... Hem de çok...

Huzurla, keyifle anılan bu kentte iki tane 'öteki İzmir' vardı dün.