İki sınır arasında kalan 'kimliksiz yaşamlar'

Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı

Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Fransa Hükümeti arasında, 20 Ekim 1921'de Ankara Antlaşması imzalanır ve bu antlaşmayla Hatay ve İskenderun dışında Türkiye ve Suriye sınırı belirlenmiş olur.

Köylerin, kasabaların içinden geçen sınır çizgisi Kürt Aşiretlerinin sınırın iki yakasında kalmasına neden olur.

Ancak bu duruma alışamayan Kürtler sınırın Türkiye tarafına ‘serxet’ (hattın üstü), Suriye tarafına ise ‘bınxet’ (hattın altı) demekte gecikmezler.

Bu isimlendirme, aileleri parçalayan sınır hattına Kürtlerin alışamadıklarının göstergelerinden biridir.

Parçalanan aileler, sınır boyunca çekilen teller ve döşenen mayın tarlalarını aşarak ilişkilerini sürdürmeye devam ettiler. Ziyaretler, evlilikler ve ticaret "yasadışı" yollarla günümüze kadar devam etti. Bu süre içinde onlarca insan yaşamını kaybetti, sakat kaldı.

Suriye'de başlayan iç savaş, Türkiye ile Suriye arasındaki sınıra başka bir anlam yükledi.

Suriye sınırları içinde yaşayan Kürtler, iç savaşı ve koca bir hayatı bırakarak akrabalarına sığındı. Bu kaçak geçişler sırasında mayına basarak ya da askerler tarafından vurularak hayatını kaybedenler de oldu, zorlu yolculuğu tamamlayıp akrabalarının yanında iş güç sahibi olanlar da...

Bu yasak geçişler, sınırı iyi tanıyanlar için geçim kapısı da açmış.

Sınır geçenlere rehberlik edenler bunun karşılığında belli bir ücret alıyor.

Reber (rehber) Ahmedo henüz 13 yaşında.

Şenyurt'ta herkesin tanıdığı ve sevdiği Ahmedo Dırbesiyeli. Rehberlik yaparken korkmadığını söylese de çok sayıda tehlikeyle karşılaşmış.

Telif hakkı Zubeyde Sari

6 kardeş olduklarını söyleyen Ahmedo, 9 yıl önce trafik kazasında kaybetmiş babasını.

Ailesine yardımcı olmak için rehberlik yapmaya başlamış. Yakalanıp dayak yediği de olmuş Ahmedo'nun tehlikeli anlar atlattığı da ama rehberlikten vazgeçmeye niyeti yok.

“Okula gitmiyor musun?” soruma, "Dırbesiye'de 3’üncü sınıfa kadar okudum. Burada da gitmek istiyorum ama kimliğim yok" cevabını veriyor.

İki sınır arasında kimliksiz yaşamlar diye geçiriyorum içimden.

Savaşın en çirkin yüzüne de tanıklık etmiş Ahmedo, kafası kesilen insanlar diye başlıyor cümleye; "Çok kötü şeyler gördüm, insanların kafaları kesilmişti, köpekler üstündeydi" deyip susuyor.

Sınırı neredeyse her gün "kaçak" yollarla geçiyor Ahmedo; "Bazen günde bir bazen de dört sefer geçiyorum karşıya" diyor.

Suriye'deki iç savaş nedeniyle Şenyurt Sınır Kapısı en hareketli zamanını yaşıyor. Suriye'de sular duruluncaya kadar sınırdan yasadışı geçişler devam edecek ve Reber Ahmedo gibi savaş mağduru çocukların hikâyeleri anlatılacak.

Biz oradan ayrılırken kim bilir Ahmedo bugün kaçıncı "kaçak" yolculuğuna çıkacaktı...