NATO'nun Rusya ile imtihanı

Telif hakkı AP

"Baştan net olalım. Soğuk Savaş geri gelmiş falan değil. Rusya tüm askeri gücü ve duruşu ile eski Sovyetler Birliği de değil. Bu geçen yüzyıl boyunca dünyayı ikiye bölen ideolojik savaşın yeniden doğuşu hiç değil"

Bu sözler konuştuğum üst düzey bir NATO yetkilisine ait.

Fakat elbette Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesi ve Ukrayna'nın doğusuna yönelik devam eden tehditlerinden sonra bazı şeyler değişti.

Moskova yönetimi Soğuk Savaş'ın bitiminden hatta muhtemelen Nazi Almanya’sının çöküşünden beri egemen olan, Avrupa'daki yerleşmiş diplomasi anlayışını yıktı.

Bu anlayış anlaşmazlıkların askeri yöntemler yerine diplomasi aracılığıyla çözülmesiydi.

Gücün kaynağı askeri olmaktan ziyade ise ekonomik temellere dayanıyordu.

Ama Putin'in 10 gün önceki Kremlin konuşması işlerin daha kötü olabileceğinin sinyalini veriyor.

Kremlin sözcüsü Rusya'nın Ukrayna'ya asker gönderme niyetinin olmadığını söyleyebilir fakat şu ana kadar Kırım'a asker konuşlandırması tam tersini gösteriyor.

Şu ana kadarki adımlar Rusya'nın açık olarak ne yapmak istediğinin ipuçlarını veriyor.

Putin ne kadar ileri gidebilir?

Putin'in Kremlin konuşması ipuçlarını anlamlandırmak için önemli.

Putin tüm yüz hatlarıyla mesaj vermeye çalışıyordu.

Fransızca'da Putin'in durumunu açıklayan bir kelime var.

“Revanchisme- Rövanşizm' terimi tıpkı Fransa'nın 1870 yılında Prusya karşısında aldığı mağlubiyet gibi aşağılayıcı mağlubiyetler sonrasında intikam ya da tazminat gibi durumları anlatıyor.

Çok sayıda Rus, Putin'in yakın çevresi de dâhil olmak üzere, Sovyetler Birliği'nin çöküşü ile Avrupalı karşısında mağlubiyete uğradığını düşünüyor.

Putin Rusya'nın siyaset sahnesine geri döndüğünün sinyallerini veriyor.

Rusya kendi gücünü tekrar 'arka bahçesinde' kabul ettirmek için de kararlı.

Birçok Rus için Ukrayna ülkenin en büyük arka bahçesi.

Putin'in ne kadar ileri gitmeye hazır olduğu ise belirsiz.

Ama Ukrayna ve Moldova'ya yönelik tehdit de açık. Rusya'nın Moldova'dan fiilen ayrı, ancak kimsenin tanımadığı Trans-Dinyester bölgesini ilhak etme ihtimali var.

Telif hakkı Reuters

Bundan ötürü tıpkı üç Baltık Cumhuriyeti Estonya, Letonya ve Latvia gibi ülkeler 10 yıl önce NATO'ya üye olarak kendilerini güvence altına aldılar.

Ama tekrar birden Avrupa’nın doğu sınırındaki üye ülkelerin korunması NATO'nun önemli bir gündem maddesi haline geldi.

Atlantik İttifakı Kremlin'in niyetinin ne olduğunu bilemez. Sadece eylem ve sinyallere bakarak bunları ve Rusya'nın gücü kapsamında neler yapabileceğini tahmin edebilir.

Peki NATO ne yapabilir?

İlk yapılacak Kuzey Avrupa'da Rusya'nın konumundan rahatsız olan müttefiklerine güvence vermek olmalıdır.

Ukrayna'ya destek

İlk aşamada örgütün Baltık ülkeleri ve Polonya’daki güçlerini kuvvetlendirmek için bölgeye küçük düzeyde asker gönderebilir. Orta vadede ittifak liderlerinin anlaşması durumunda bu küçük düzeyli adımlar bölgede daimi NATO gücüne dönüşebilir.

Ayrıca Ukrayna'ya daha çok destek verilmeli. Bu Ukrayna'yı da ittifakın bir parçası yapmak için olmayabilir. Hali hazırdaki Ukrayna yönetiminin de zaten ittifaka katılmak gibi bir niyeti yok.

Telif hakkı Reuters

Ama Ukrayna NATO'nun bir ortağı… Şu ana kadar asker üzerinde sivil yönetimin sağlanmasından savunma bütçesinin hazırlanmasına kadar NATO birçok konuda bu ülkeye destek verdi. Bu tarz yardımlara ek olarak öldürücü nitelikte olmayan silah yardımlarıyla zayıf Ukrayna ordusunun daha etkili olması sağlanabilir.

NATO ayrıca genişlemesi konusunda değişikliğe gitmeyeceği yönünde sinyaller veriyor. Soğuk Savaşın bitmesiyle NATO'nun genişlemesinin Rusya'nın kuşatıldığı hissiyle Ukrayna müdahalesi gibi durumlara yol açtığını yönünde eleştiriler var.

NATO yetkilileri bu eleştirileri sert şekilde yanıtlıyor. NATO Genel Sekreteri Rasmussen Soğuk Savaşın bitmesinden sonra NATO'ya üye olan 12 ülkedeki gazetelerde yayımlanan makalesinde genişlemenin Avrupa, NATO ve yeni üye ülkeler için yararlı olduğunu söyledi. Rasmussen genişleme sürecinin devam edeceğini belirterek bu sürecin üyeliği katılmak isteyen ülkelerin kararına bağlı olduğunu belirtti.

Rastlantısal olarak bu haftaki NATO toplantısı üç önemli olayın yıl dönümüne denk geliyor. Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’nin NATO’ya katılımının 15'inci, Bulgaristan, Estonya, Letonya Litvanya Romanya, Slovenya ve Slovakya'nın katılımının 10'uncu, Arnavutluk ve Hırvatistan'ın katılımının ise 5'inci yıldönümü.

Bu yıl dönümleri NATO'daki bakanlar düzeyindeki toplantıda anılıyor. İttifak Rusya'ya karşı bütünlük mesajı vermeye çalışıyor.

Fakat bunların ötesinde bakanların NATO’nun geleceğiyle ilgili bir plana ihtiyaçları var.

İttifak, Moskova'dan gelen rüzgâra nasıl karşılık verecek?

Bu sorunun yanıtı için görev dağılımı yapılacak ve Galler'de Eylül ayında gerçekleşsek bir sonraki NATO toplantısında daha net adımlar atılacak.

Oyunun kuralları

Bu çalışma birçok konuda yol gösterici olabilir. Rusya ile NATO'nun geleceği nasıl olacak? Şu anki geçici bir gerginlik mi? Bir diplomatın bana söylediği gibi NATO ile Rusya arasında işbirliği oluşturma çabaları tehlike altında mı?

Eğer Avrupa'daki oyunun güvenlik kuralları değiştiyse, bunun askeri sonuçları ne olacak?

Bütçe darlığı içindeki Avrupa ülkeleri savunma bütçelerini revize etmek durumunda kalabilirler ya da en azından ortak hareket etme konusundaki çabaları daha ciddiye alabilirler.

ABD, Avrupa güvenliğine yönelik süren bağlılığını daha kuvvetli ve somut şekilde vurgulamalı. Başka türlü senaryolar ve tatbikatlar gerekebilir. Kuvvetlerin yeniden yapılandırılmasına da bakmak gerekebilir.

Bu olağan bir durum değil. Soğuk Savaş geri gelmedi fakat NATO'nun üye ülkelerinin sınırlarının korunması yönündeki ana hedefi birkaç hafta öncesine göre çok daha önemli hale geldi.

İlgili haberler