Suriyeli mültecilerin Lübnan’daki zorlu yaşamı

Telif hakkı Reuters

Suriye'de zamanla iç savaşa dönüşen isyanın başlamasının üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçti. Bu süreçte milyonlarca Suriyeli evlerini terk edip başka ülkelere göç etti.

Bu ülkelerden biri de Lübnan. Akdeniz'in bu küçük ülkesinin nüfusu Suriyeli mültecilerle birlikte yüzde 25 arttı.

Suriye iç savaş öncesi büyük oranda orta sınıfın altındaki insanların ülkesiydi. Lübnan'daki Suriyeli mültecilerin büyük kısmı ev kiralayabilecek durumdaydı.

Daha az şanslı olanlar ise Bekaa Vadisi'ndeki resmi statüde olmayan çadır kamp ile Lübnan'ın başkenti Beyrut’taki Şabra ve Şatilla kamplarında başlarını sokacakları bir yer bulmuştu.

Bu iki kamp, İsrail'in 1982'de Lübnan'ı işgali sırasında Hristiyan milislerin yüzlerce Filistinli mülteciyi öldürdüğü katliam ile de hafızalara kazındı.

Sabra ve Şatila kampları, Beyrut'un merkezinden 4 km uzaklıkta Şiilerin yoğunlukta olduğu Dahiyye'de bulunuyor.

Bu kent içindeki gecekondu mahalleri 1,3 kilometre karelik bir alana sıkışmış durumda. Beyrut'un en lüks bölgelerinden araçla sadece 10 dakika uzaklıkta olan bu kamplarda 10 bin kişi korkunç koşullarda yaşıyor.

"Suriye'deki hayat buradan daha iyiydi, Eğer dönmek için param olsa dönerdim" diyor Suriye'nin güneyindeki Yarmuk kampını terk edip ailesiyle Lübnan'a gelmiş Muhammed.

"Buradaki kira tamamen belimi büktü. Ailemle birlikte kaldığım tek göz oda için 200 dolar (yaklaşık 430 TL) ödüyorum. Fareler her yerde cirit atıyor. Sular tuzlu. Yüzü yıkayınca gözleri yakıyor. Şu ana kadar kampta bir iş de bulamadım. Ne kadar bu kirayı ödeyebileceğimi de bilmiyorum" diyor.

Endişenin yankıları

Lübnan'daki Sabra ve Şatile kamplarına yeni gelen Filistinli ve Suriyeli mülteciler Birleşmiş Milletler ya da sivil toplum örgütlerinden gelen yardım paralarıyla hayatlarını idame ettiriyor.

Sabra ve Şatilla kampları 1948 ve 1967 yılındaki Arap-İsrail çatışmasından kaçan Filistinliler için kurulmuştu.

Bu resmi kamplardaki yardım faaliyetleri Birleşmiş Milletler'in Filistinli mültecilere yardım kuruluşu UNRWA ile BM Mülteciler Yüksek Komiserliği UNHCR tarafından gerçekleştiriliyor.

Buna karşın UNRWA, Suriyeli mültecilere UNHCR adına resmi olmayan yardımlarda bulunuyor.

Suriyelilerin bazıları hayati önemdeki ameliyat masraflarının yüzde 75'ine kadarlık kısmını BM'den talep edebiliyor.

Şanslı olan bazı Suriyeliler de mavi kart adı verilen bir sistemle 130 dolarlık (yaklaşık 280 TL) gıda yardımı alabiliyor.

Yardım kıstası ailenin büyüklüğüne, yardıma muhtaç birey sayısına ve yardım alanlardan birinin çalışıp çalışmamasına göre değişiyor.

Telif hakkı v

Buna rağmen Lübnan'daki bazı Suriyeliler sığınmacı oldukları bilgisinin Şam yönetimi tarafından açığa çıkacağı korkusuyla BM kurumlarında kayıt olup yardım almak istemiyor.

Genellikle Suriye'deki akrabalarının intikam saldırılarına maruz kalmaktan ya da ülkelerine dönmeleri halinde rejimin hedefi olmaktan korkuyorlar.

"Her yer burdan daha iyi"

Beş çocuk annesi Nejva Suriye'nin kuzeyindeki İdlib'den üç çocuğuyla beraber Lübnan'daki kampa geldi.

İki çocuğunu Suriye'de bırakan Nejva geçtiğimiz günlerde çocuklarından birinin ölüm haberini aldı.

Hayattaki çocuğunun nerede olduğunu ise bilmiyor. Zaten çocuğunun hayatından endişe ettiği için ismini de açıklamak istemiyor.

Nejva iki ay önce mavi kartını kaybetti. Başvuru yapmasına karşın yenisini alamayacağını söylediler.

"İki günde bir ev sahibi kapıya gelip kirayı ödemezsem beni kapı dışarı koyacağını söylüyor" diyor Nejva.

Kendisine yardım edecek kimsenin kalmadığını belirterek haykırıyor:

"Suriye'deki yerel bir sivil toplum kuruluşundan yemek yardımı alıyorum. Fakat kira için hiçbir yardım yok. Buradan başka gidecek yerim yok. Ama her yer buradan daha iyi olurdu."

İlgili haberler