Cumhuriyet modernleşmesinden 30 Mart seçimlerine

Telif hakkı Reuters

Türkiye modernleşmesi, tavandan tabana doğru gelişme karakteri gösteren bir modernleşmedir. Bu karakter haliyle devletin halka uyak uydurmasını değil halkın devlete ayak uydurmasını öncelemiştir.

Başka bir deyişle, Türkiye modernleşmesi Avrupa modernleşmesinden faklı olarak piramidin tepesinden başlamış ve dolayısıyla önce sıfırdan bir devlet kurulmuş, ardından bu devlete uygun bir halk yaratılmaya çalışılmıştır.

30 Mart'taki yerel seçimler öncesi yapılan bazı tahminlerde mevcut siyasal iktidarın oy kaybedeceğine, yüzde 30-35’lere düşeceğine dair bir saptama asıl itibarıyla yukarıda bahsettiğimiz 90 yıldır var olan bir hafızanın dışavurumudur.

Bu hafıza "tepeden in(dirge)meci", halkı aşağılayan, onu hor gören bir hafızadır. Bu arka plana göre halk; iradesine güvenilmemesi gereken, özgür bırakıldığında hiçbir zaman doğruyu bulamayacağı varsayılan, daima kontrol edilmesi gereken bir "sürü"dür.

İşte 30 Mart seçimlerinde sandıktan çıkan sonuç, bu "kibirli hafızanın" tedavülden kalktığının ilanıdır.

Aylar öncesinden algı ve toplum mühendislerinin başlattığı kara propaganda, kaset, şantaj ve montajlarla siyaseti dizayn etme girişimleri ve sandık dışı illegal yöntemler boşa çıkmıştır.

Türkiye halkı, "Eski Türkiye'ye hayır, yeni Türkiye'ye evet" demiştir.

1961'de Adnan Menderes’in idamını radyodan ağlaya ağlaya dinleyen milletin torunları, kendi seçtikleri liderleri, kendilerinden başka hiçbir gücün değiştiremeyeceğini göstermiştir.

Türkiye halkı; oylarıyla bu ülkede iktidarın, projesi ve vizyonu olmayanlar, kaset, şantaj ve montajlar üzerinden söylem geliştirenler tarafından değil, daha fazla demokrasi, özgürlük, adalet ve eşitlik vadedenler tarafından değiştirilebileceği mesajını vermiştir.

"Muhalefet kendini yeniden tanımlamalı"

Muhalefet partilerinin bu mesajı iyi okuması, sandıktan çıkan mesaja göre kendilerini yeniden tanımlaması gerekmektedir. Demokrasilerin vazgeçilmezlerinden bir tanesi de "güçlü bir muhalefet"tir. Ancak Türkiye siyaset arenasında henüz böyle bir muhalefet bulunamamıştır.

Gezi ve sonrası olaylarda kitlelerin sokağa çıkmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi de "muhalefet eksikliğidir".

Şüphesiz, sandıktan AK Parti iktidarına da mesajlar çıkmıştır.

Bu seçimi kazanmak, bundan sonra her şeyin süt liman olacağı anlamına gelmemektedir.

Kaset, şantaj ve montaj çetesinin "sakla samanı gelir zamanı ambarındaki" kaset stokunun tükenmiş olduğu, bütün kozlarını kullandıkları, dolaysıyla bundan sonra yapacak bir şeylerinin kalmadığı ve pes ettikleri sonucu çıkartılabilir.

Telif hakkı AFP

"Çözüm süreci hala kırılma noktası"

Unutulmamalıdır ki, "çözüm süreci" bu ülke için hâlâ "kırılma noktası" olma özelliğini korumaktadır.

Şüphesiz paralel örgüt; Ergenekonvari yapılardan boşalan temiz(lenmiş) alanlara kendisini ikame ederek bu ülkeye bir "fetret dönemi" yaşatmıştır.

Ancak bu dönem 30 Mart seçimleriyle bitmiştir veya bitmesi gerekmektedir.

"Önce bir dönem daha, sonra Köşk..."

Önümüzde "Yeni Türkiye"nin inşasını tamamlamak için uzun-ince bir yol bulunmaktadır. Bu yol dikenlerle, çukurlarla, tuzaklarla örülüdür. Bunu aşmak için en gerekli şey "güçlü bir lider"dir. Mevcut duruma göre de bu kişi "Recep Tayip Erdoğan"dır.

Bu nedenle AK Parti Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK), sadece Başbakan Erdoğan için üç dönem kuralını kaldırmalıdır.

Türkiye'nin ve Yeni Türkiye inşasının Erdoğan'a bir dönem daha ihtiyacı vardır.

Erdoğan, yeni bir sivil anayasa yapmak, üstünlerin hukukunun geçerli olduğu değil, hukukun üstün olduğu bir yargı sistemini tesis etmek, barış sürecini sağ salim nihayete kavuşturmak, Alevi, Kürt, Türk, Gayri Müslim bütün "ötekileştirilenleri özleştirmek" ve eşitlemek için bir dönem daha Başbakanlık yapmalıdır.

Bütün bunları yaptıktan sonra Başkanlık Sistemini de getirerek, Başkan sıfatıyla Köşke çıkmalıdır.

Önümüzdeki günler, demokrasi ve özgürlükler noktasında iktidarı sıkıştıran, ona hesap soran güçlü bir muhalefet ihtiyacı ile üç dönem kuralının kalkması ihtiyacına gebedir.

İlgili haberler