Ethem Sarısülük: Her aşaması tartışmalı dava

Ankara’da 1 Haziran 2013’te Gezi Parkı eylemine destek gösterileri sırasında Çevik Kuvvet polisi Ahmet Şahbaz’ın silahından çıkan mermiyle hayatını kaybeden Ethem Sarısülük’ün ölümünün her aşaması tartışmalara neden oldu.

14 Haziran 2013’te beyin ölümü gerçekleşen Sarısülük davasının öncesinde ve sonrasında çok sayıda iddia gündeme geldi.

MOBESE kameralarının olay anında gökyüzüne çevrildiği anlaşıldı. Başlatılan soruşturmada olay yerinde ancak yedi gün sonra keşif yapılabildi. Yapılan otopsi ve ortaya çıkan video görüntüleri sonrasında Sarısülük’ün, Çevik Kuvvet polisi Ahmet Şahbaz’ın silahından çıkan merminin başına isabet etmesi sonucu öldüğü kesinleşti.

Kimliği uzun süre açıklanmayan polis memuru Şahbaz, olaydan 23 gün sonra adliyeye getirildi ve savcılık tarafından tutuklanması talebiyle Nöbetçi 13. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Şahbaz ifadesinde, linç edilmekten kurtulmak için havaya ateş ettiğini söyledi.

Mahkeme olayı, “meşru müdafaa sınırları içinde” kabul ederek sanığı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Kararda ayrıca Şahbaz’ın tutuklanmasının “telafi edilmeyecek zararlara neden olabileceği” savunuldu.

‘Tanıklar tehdit edildi’ iddiası

Soruşturma kapsamında açılan dava sürecinde de tartışmalar yaşandı. Sarısülük’ün ölümünü soruşturan Cumhuriyet Savcısı ifadeler, görüntü kayıtları ve deliller ışığında polis memuru hakkında iddianame hazırladı. İddianamenin gönderildiği Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise sanığın “idari izin alınmadan” yargılanamayacağı gerekçesiyle davanın “durmasına” ve “gereğinin yerine getirilmesi için dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verdi.

Başsavcılık ise incelemesinin ardından suçun “adli yargılama” kapsamında olduğuna kanaat getirerek “iade” edilen dosyaya itiraz etti. Üst mahkeme olan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyayı inceledikten sonra başsavcılığın itirazını yerinde bularak davanın iddianamenin gönderildiği mahkemede görülmesine hükmetti.

Davaya ilişkin tartışmalar yine sonlanmadı. Sarısülük’ün vurulduğuna tanıklık eden Mehmet Can Tayşan gözaltı listesine alındı, aranmaya başlandı. Tanık olarak bildirilen Şahin İmga önce tutuklandı, sonra serbest bırakıldı. Keşifte dinlenen tanık Burhan Çoban’ın ise telefonla tehdit edildiği öne sürüldü.

6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 23 Eylül 2013’teki ilk duruşmasında sivil giyimli Çevik Kuvvet polislerinin salona izleyici olarak önceden alınması tartışmalara neden oldu. Tartışmalar salon içinde ve dışında arbedeye dönüştü.

Hakkında bir yıl dört aydan 5 yıla kadar hapis cezası istenen sanık polis memurunun tanınmamak için peruk, takma bıyık ve gözlük taktığı, arbede sırasında bunlar düşünce anlaşıldı. Davanın ilk duruşması, salondaki tartışmaların önü alınamayınca başlayamadan ertelendi.

Mütalaa “olası kast” üzerinden

28 Ekim’deki ikinci duruşmada da Ankara Adliyesi çevresinde güvenlik önlemleri alan polis, Sarısülük ailesine destek için bekleyenlere tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti.

Dava sürerken sanık polis memuru Şahbaz’ın “güvenlik gerekçesiyle” Şanlıurfa’ya tayin edildiği anlaşıldı. Mahkeme, Sarısülük ailesi avukatlarının tüm itirazlarına rağmen dosyada fotoğrafı bile bulunmayan sanığın, duruşmalara telekonferans yöntemiyle katılmasını kararlaştırdı. Sanık Şahbaz, Şanlıurfa’da telekonferansla bağlantı sırasında da tanınmamak için peruk, takma bıyık ve gözlükle ifade verdi.

Davanın, 2 Aralık’ta görülen üçüncü duruşmasına ise savcının uyuyan fotoğrafları damga vurdu. Bu olay sonrası mahkeme heyeti “mahkemenin tarafsızlığı ve adil yargılama hakkı konusunda şüpheler ortaya çıktığı” gerekçesiyle çekilme kararı aldı. Bu karar sonrası uzun süre Adalet Bakanlığı’nda bekleyen dosya, talebin reddiyle birlikte yeniden Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

6 Nisan’da görülen dördüncü duruşmada da sanık Şahbaz’ın tutuklama talebini reddedildi. Ancak Mahkeme heyeti, dört duruşma boyunca ifadesi tam olarak alınamayan sanık polis memuru Ahmet Şahbaz'ın 26 Mayıs’ta görülecek beşinci duruşmaya “getirilmesine” hükmetti. O gün görülen davada da sanık polis memuru, müdahil avukatlarının olay günü ve sonrasına ilişkin tüm sorularını “hatırlamıyorum” diyerek yanıtsız bıraktı.

7 Temmuz 2014’teki altıncı duruşmada savcı, mütalaasını “meşru müdafaa” değil “olası kast” üzerinden verince 6. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti de sanık polis memurunun tutuklu yargılanmasına hükmetti.

Bugünkü yedinci duruşmada ise karar açıklandı ve sanık polis Ahmet Şahbaz 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı.

İlgili haberler