IŞİD'le Orta Doğu'yu neler bekliyor?

Telif hakkı AFP

IŞİD'i izlemekle geçen bütün bir yazın ardından iki hikaye anlatacağım. İlki bir Ezidi erkek çocuğun hikayesi.

Hayatımda karşılaştığım en acı hikayelerden biri.

Onu hastanede yarı felç, hemşireler üzerini değiştirir ve ağzına su damlatmaya çalışırken, öylece yatarken gördük. Dört yaşlarındaydı ve çölde ölmek üzereyken bulunmuştu. IŞİD'den umarsız bir kaçış sırasında geride bırakılmıştı.

Gözleri öylesine kurumuştu ki kırpamıyordu bile ve zar zor görüyordu. Kimse ismini ya da neden ve nasıl geride kaldığını da bilmiyordu fakat iki hafta sonra anne ve babası bir mülteci kampında bulundu. Birkaç çocukları vardı, hepsini 50 derece sıcakta kilometrelerce taşıdıklarını fakat bir aşamada engelli olan oğullarını bırakmak zorunda kaldıklarını anlattılar.

Bu, bir ana babanın ancak kâbuslarında karşılaşabileceği bir seçimdi.

Seçmek gerekse hangi çocuğunuzu kurtarırsınız?

Ne yazık ki hikaye mutlu bir sonla bitmedi. Küçük oğlan, anne ve babası hastaneye yetişemeden öldü.

"IŞİD, içimizdeki canavarı uyandırdı"

İkinci hikaye Lübnan ordusundan Çavuş Ali Sayid'inki.

Beraberinde 30 diğer askerle beraber cihatçılara tutsak düştü. IŞİD'çiler başını kestiler. Sonra bir başka askerin başını kestiler.

Ve kalanları da öldüreceklerini söylüyorlar. Her gece askerlerin korku içinde bekleşen aileleri Lübnan televizyonuna çıkarak hükümetten bir şeyler yapmasını istiyorlar. Bazıları intikam yemini ediyor. Lübnan bütün bu olaylarla bir kez daha iç savaşa dönme korkusu yaşıyor.

Lübnan televizyonunun sunucularından biri "IŞİD, içimizdeki canavarı uyandırdı" dedi.

Buralarda savaş yorgunluğu var. Lübnanlılar sonuncuyu hala unutmuş değil.

Telif hakkı AP

Fakat her iki hikaye de, hem Çavuş Sayid ve hem küçük Ezidi çocuğunun ölümü, IŞİD'in, Orta Doğu'nun sömürgeci diye tanımladıkları eski sınırlarını silip kendi halifeliklerini yaratmak için yeni topraklar zaptetme hamlesinin sonuçları.

Bu hamle Lübnan'da çok başarılı olmadı. Kısa bir süre için Suriye'den Lübnan'a geçtiler ve kaçakçı kasabası Arsal'ı ele geçirmeye çalıştılarsa da Lübnan ordusunca püskürtüldüler. Ama yanlarına aldıkları rehinelerle birlikte...

Daha doğuda, Irak'taki toprak hamlesi daha başarılı olmuş görünüyor. IŞİD'in ilerleyişinden kaçan yüzbinlerin bir kısmı Lübnan'a geldi. Daha önce ülkeye gelen birbuçuk milyon mülteciye eklendi.

Bugün Lübnan'da yaşayan her üç kişiden biri mülteci. Çoğu da Sünni Müslüman. Bu da Lübnan'ın hassas din ve mezhep dengelerini değiştiriyor.

Telif hakkı Reuters

"Mezhep savaşı başlamıştır"

IŞİD de Sünni bir grup ve bu yüzden Beyrut sokaklarında Suriyeli mültecilere tehditler içeren afişler görülmeye başladı.

IŞİD'cilerin başını keserek öldürdüğü ikinci Lübnan askeri de, diğerlerinin çoğu gibi Şii idi.

Şimdi Beyrut'un bazı Şii bölgelerinde maskeli kişiler otobüsleri durdurup Suriyelileri indiriyor, dövüyor hatta bıçaklıyor. Güney Beyrut'ta bir Şii "Bizimkilerin kafasını kesecekler, yanlarına kalacak, yok öyle şey" dedi ve ekledi "Mezhep savaşı başlamıştır."

Bu korkunç ihtimalle karşı karşıya gelen Lübnan'lı siyasetçiler şu ana kadar birlikte hareket ettiler.

IŞİD'i kınayan açıklamaları genellikle hükümet içindeki Sünniler yapıyor. Bu, kısmen Sünni toplum içinde de ılımlıların, aşırılara karşı mücadelesi aslında.

Çavuş Sayid, başı kesilerek öldürülen ilk Lübnan askeri de Sünniydi. Eğer ılımlılar bu mücadeleyi kaybederse, mezhep boyutu çatışmaya iyice egemen olacak. İşte bu sadece Lübnan değil, bölgenin tamamına yıkım getirebilecek bir ihtimal.

Telif hakkı EPA

Irak'ta görüştüğüm Ezidiler, artık Orta Doğu'da kalabileceklerini düşünmüyor hatta istemiyorlardı da...

Onları topraklarından evlerinden sürenler IŞİD'e katılan Sünni Arap komşularıydı çünkü.

Bağdat'tan Beyrut'a milyonlarca Sünni ve Şii hala komşu olarak yaşıyor. Fakat mezhep için kan dökülmeye bir kez başlandı mı tırmanmasının önüne geçmek çok zor.

IŞİD bölge çapında komşuyu komşuya düşürmeyi başarırsa, işte Pandoranın kutusu, o zaman gerçekten açılmış olacak.