Kolombiya: Bir barış anlaşması ülkeyi nasıl değiştirir?

Telif hakkı Getty

Kolombiya'da hükümetle, ülkenin en büyük isyancı grubu, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) arasında, 50 yıllık savaşı durdurmaya yönelik barış görüşmeleri ikinci yılını tamamladı.

2012 Ekim'inde Oslo'da başlayan barış sürecinde taraflar şimdiye kadar gündemlerindeki altı maddeden üçü üzerinde uzlaşmaya vardı.

Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos, bu yılın sonuna kadar bir anlaşma imzalamayı hedeflediklerini söyledi. Ancak FARC, Santos'u müzakereleri aceleye getirmekle suçladı.

Telif hakkı Getty

Müzakerelerin 30. turu yapılırken FARC güçleri saldırılarını sürdürüyor. Daha önceki müzakerelerin aksine bu kez ateşkes anlaşması imzalanmadı. Bu koşullarda Kolombiyalılar, cumhurbaşkanının iddialı takviminden giderek daha fazla kuşku duyuyor.

Bu arada Cumhurbaşkanı Santos, savaş sonrası Kolombiya için uluslararası destek toplamaya çalışıyor.

O halde daimi bir barış anlaşması imzalanırsa Kolombiya'da ne gibi değişiklikler olur?

Ekonomi

Cumhurbaşkanı Santos "Sırf barış sağlanması bile, zaten ilerleme kaydeden ekonomimizde yılda % 2'ye yakın artış sağlayacak." dedi.

Ülke ekonomisi son on yıldır % 4 dolayında büyüyor ama uzmanlar "silahlı çatışma yaşanmasaydı büyüme iki kat fazla olurdu" diyor.

Kolombiya Savaş Analizi Araştırma Merkezi, varılacak bir barış anlaşmasının istihdamı pekiştireceğini, yoksulluğun azaltılması sürecini hızlandıracağını ve yaşam standartlarını geliştireceğini belirtiyor.

İşsizlik Kolombiya'nın en büyük sorunu olmaya devam ediyor. 2011'de Latin Amerika'da en fazla işsizlik oranı Kolombiya'daydı.

Telif hakkı Getty

Hükümet geçen Mayıs'ta işsizlik oranının son 14 yılın en düşük düzeyine indiğini açıkladıysa da, % 8,8'lik işsizlik oranı komşu Ekvador'daki işsizliğin iki katına yakın.

Savaş Analizi Araştırma Merkezi, "Kolombiya barıştan ne gibi ekonomik yarar sağlar?" başlıklı çalışmasında, silahlı çatışmaya son verilmesinin özellikle yatımcılarca tehlikeli görülen bölgelerde yatırımları artıracağını, bu kesimlerde toprak ve mal değerlerini yükselteceğini belirtiyor.

Ancak barış ya da Kolombiyalı politikacıların deyişiyle "çatışma sonrası süreç"in belli bir maliyeti var.

Kolombiya Senatosu'nda barış komisyonu eşbaşkanı Roy Barreras, gelecek on yılda bu faturanın 45 milyar doları bulacağını açıklamıştı.

Barreras, çok uzun yıllar asgari düzeyde devlet varlığı görülen bölgelerde barış sağlanırsa, toprağın dağılımı, tapulanması ve yönetilmesi gibi alanlarla, yerel yönetimler ve tarım alanında önemli yatırımlara ihtiyaç olduğunu bildirmişti.

Bununla birlikte Barreras, Ekonomi ve Barış Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunun sayılarına dayanarak, bu maliyetin, yatırımcıların yeniden güven duymaya başlamasıyla oluşması beklenen 49 milyar dolarlık ek gelir ile karşılanabileceğini söyledi.

Başkent Bogota'daki And Üniversitesi Uyuşturucu ve Güvenlik Araştırma Merkezi Müdürü Daniel Mejia da, bir barış anlaşmasını uygulama maliyetinin on yıllık bir sürede karşılanabileceğini belirtiyor.

Mejia, "Barış anlaşmasını kısa vadede masraflı ama orta ve uzun vadede önemli yararlar getirecek bir yatırım olarak görmeliyiz." dedi.

Güvenlik

Taraflar resmi görüşmelere iki yıl önce başlamışlarsa da, FARC'tan gelen baskıya rağmen hiçbir zaman karşılıklı ateşkes ilan edilmedi.

Cumhurbaşkanı Santos, 2002'deki görüşmeler sırasında benimsenen ateşkesin isyancı güçlere yeniden gruplanıp silahlanarak eskisinden daha güçlü olarak ortaya çıkmalarına olanak verdiğini savunuyor.

Dolayısıyla Küba'nın başkenti Havana'da göüşmeler sürüp giderken saldırılar da aynı şiddette devam etti.

Merkezi Bogota'da bulunan sivil toplum kuruluşu Barış ve Uzlaşma Vakfı, 2013 yılında FARC ve güvenlik güçleri arasında ayda 182 çatışma yaşandığını söylüyor.

Her iki taraf da kalıcı bir barış anlaşmasıyla derhal ateşkes sağlanacağını ve silahların tasfiyesine gidileceğini belirtiyor.

Telif hakkı Getty

Barış ve Uzlaşma Vakfı, FARC'ın geçmişte tek yanlı ilan ettiği ateşkeslere çoğunlukla bağlı kaldığını kaydediyor. Örgütün 20 Aralık 2013-20 Ocak 2014 arasında ilan ettiği ateşkes sadece dört kez ihlal edildi.

Bu da Küba'da masa başındaki FARC görüşmecilerinin komutlarına cephedeki militanların uyduğunu gösteriyor ve savaş sonrası dönem için umut verici bir işaret olarak görülüyor.

Ancak Kolombiya'daki tek güvenlik sorunu FARC değil.

Ülkenin ikinci büyük isyancı grubu Ulusal Kurtuluş Ordusu'nda (ELN) 1.500 militan yer alıyor ve grup, hükümetle barış görüşmelerine oturulması için ön temaslarda bulunmasına rağmen silahlı çatışmaları sürdürüyor.

Telif hakkı Getty

Ama ülkede haraç, uyuşturucu kaçakçılığı, kaçak madencilik ve cinayet işlerine karışan ve şiddete başvuran suç örgütleri de var.

Güvenlik güçleri arasında FARC savaşçılarının silahlarını teslim etmektense bu çetelere katılmaya ikna edilebileceği kaygısı var.

Uyuşturucu kaçakçılığı

Hükümetle isyancıların anlaşmaya vardıkları üç noktadan biri, FARC'ın en önemli gelir kaynaklarından biri olan uyuşturucu madde ticareti.

Her iki taraf da nihai bir barış anlaşmasına varıldığında Kolombiya'daki tüm uyuşturucu madde üretiminin ortadan kaldırılacağını belirtiyor.

Telif hakkı Getty

Uyuşturucu ve Güvenlik Merkezi Müdürü Daniel Mejia, hükümetin on yıllardır ihmal edilen bölgelerde yaygın şekilde varlık göstermeye başlaması ve kırsal bölgelerin kalkınması konusunda isyancılarla anlaşmaya varılan noktaların uygulanması koşuluyla, barış anlaşmasının ülkedeki uyuşturucu ticaretini büyük ölçüde ortadan kaldıracağı görüşünde.

Ancak güvenlik konusundaki uzmanlar, FARC'ın uyuşturucu ticaretinden çekilmesinin yaratacağı boşluğu Meksikalı kartellerin doldurmasından korkuyor.

Sivil toplum

Kolombiya toplumunun 50 yıldır süren silahlı çatışmalardan çok çektiği bir gerçek. Şimdiye dek tahminen 220 bin kişi öldü, 5 milyon kişi evini barkını terkedip göç etmek zorunda kaldı.

And Üniversitesi'nde siyaset dersleri veren Andrei Gomez-Suarez, barış anlaşmasının Kolombiya toplumunun yapısını kökten değiştirebilediğini söylüyor.

Telif hakkı Getty

Gomez-Suarez, anlaşma sağlanması halinde toplumda, sendikalar, işveren, güvenlik güçleri gibi birbirlerine hala güvensizlik duyan kesimlerin güven ortamı yaratılması için yeniden işbirliğine başlayacakları düşüncesinde.

Öğretim görevlisi, halen "gerilla yandaşı" damgası yiyen sol görüşlü sosyal hareketlerin ülke halkını etkileyen sorunlar hakkındaki kaygılarını daha rahat anlatmaya başlayabileceği inancında.

Dünya bankası'nın 2012 rakamlarına göre, Kolombiya, dünyadaki eşitsizlik sıralamasında yedinci. Ülkedeki eşitsizlik düzeyi Haiti ve Angola'da görülen ölçüde.

2003'te yüzde 47,7 olan yoksulluk düzeyi 2012'de % 32,7'ye düşmüşse de, sosyal gerilimi tetikleyen gelir eşitsizliği hemen hemen hiş değişmedi.

Gerilla hareketinin faaliyetlerinden en fazla zarar gören kesimler kırsal bölgeler oldu. Altyapıya ve eğitime yatırım yapılmaması yüzünden kırsal kesimlerde yaşayanlar durumlarını geliştirme olanağı bulamadı.

Ulusal istatistik dairesinin sayılarına göre, Kolombiya'nın kuzeyindeki Choco eyaletinde halkın üçte ikisinden fazlası yoksulluk içinde yaşıyor.

Telif hakkı AFP

FARC'ın güçlü olduğu Cauca'da da yoksulluk düzeyi % 62 civarında.

Öğretim görevlisi Andrei Gomez-Suarez, barış anlaşması sağlanmasıyla Kolombiyalıların dikkatlerini karşılarındaki güvenlik tehditlerinden, uzun erimli hedeflere ve hemen çözülmesi gereken sorunlara çevirebileceklerini söylüyor.

Gomez-Suarez, barış anlaşması ardından, güvenlik güçlerinin suç örgütleriyle mücadeleye ağırlık verebileceğini belirtiyor.

Ülkenin doğusundaki sınır bölgesinde Venezuela'dan sübvanse edilen mallar getirip uyuşturucu götüren suç şebekeleri çoğaldı.

Bu şebekeler yüzünden Cucuta gibi sınır kentlerinde güvenlik iyice azaldı. Yerel üreticiler ve tüccarlar işlerini kaybederken birçok kişi kaçakçılık işine girmek zorunda kaldı.

Buenaventura limanı gibi yerlerde suç şebekelerinin varlığı güçlendi.

Kentte yaşayanlar BBC'ye, bazı dehşet verici cinayetlerden ve sayıları giderek artan kayıp olaylarından sonra sokağa çıkmaya korktuklarını anlattı.

"Barış anlaşmasına varılır ve kaynaklar, isyancılarla mücadeleden, suçla savaşıma kaydırılırsa bu tür olaylı noktalarda yurttaşların güvenliği artırılabilir" diyor Gomez-Suarez.

Güvenlik koşullarının geliştirilmesi de suç şebekelerinin önlerinde bir engel olarak gördükleri yurttaş ve toplum grupları yeniden gelişip demokratik süreci pekiştirebilir.

İlgili haberler