Çözüm süreci tartışması: Kamu düzeni mi önce gelir, barış mı?

Telif hakkı bbc

Başbakan Ahmet Davutoğlu HDP'den gelen barış sürecinin yeniden rayına oturtulması ve diyalog kanallarının açılması çağrısına bugün "HDP kanunlar çerçevesinde davranmaya devam ederse görüşmelerimiz devam eder. Şiddet, terör, izinsiz eylem, can ve mal kaybına yol açacak tutumların dışında olmaları ve bunlara karşı tavır almaları durumunda muhatap oluruz" diye yanıt verdi.

Afyonkarahisar'daki faaliyetlerini sürdürürken gazetecilerin sorularını yanıtlayan başbakan, HDP Grup Başkanvekili ve İmralı'da PKK lideri Abdullah Öcalan'la teması sürdüren heyetin üyesi Pervin Buldan'ın süreçle ilgili çağrılarıyla ilgili bir soruyu yanıtlarken, sürecin sadece HDP ile sürdürülen bir şey olmadığını söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çözüm süreci her şeyden önce halkımızın sahiplendiği bir süreç. Temaslarımız devam ediyor. Bu temaslar sadece HDP ile değil, halkın bütünüyle olacak. HDP Türkiye’de anayasal kanunlar çerçevesinde davranmaya devam ederse görüşmelerimiz devam eder. Ama kamu düzenini bozmaya yönelik eylemler içersinde olmamaları gerekiyor. Şiddet, terör, izinsiz eylem, can ve mal kaybına yol açacak tutumların dışında olmaları ve bunlara karşı tavır almaları durumunda muhatap oluruz."

Hükümet Kobani ile dayanışma eylemleri kapsamında meydana gelen şiddet olaylarını gerekçe göstererek çözüm sürecini askıya aldığını bildirmişti.

Dün de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yine süreç ve HDP'nin pozisyonu ile ilgili olarak "Sabrımızın sınırı olacak" ifadesini kullanmıştı.

Bu sözlerle ilgili bir soruyu yanıtlarken Başbakan Davutoğlu şunları söyledi:

"Cuma günü yaptığımız çağrı açıktır. HDP provokatif eylemlere yönelen ve ülke istikrarını bozan bir durum gerçekleştirmek yerine yasal ve anayasal çerçevede davranmaya başlarsa bütün bu çerçevede muhatap olmaya devam ederiz. Ama kamu düzenini bozacak ya da kamu düzenini bozan uygulamalara cevap verecek şekilde tutum alırsa bu sadece çözüm süreci bağlamında değil, Türkiye’deki siyaset bağlamında da kabul edilemez. Bütün siyasi partilere çözüm süreci bağlamında da onun ötesinde de demokratik siyasetin parçaları olmaları, şiddetin, terörün, izinsiz eylemlerin, can ve mal kaybına yolaçan tutumların dışında olmaları, onları dışlamaları, onlara dönük açık tavır almaları. HDP bu tavrı aldığı zaman çözüm sürecine de katkıda bulunur, muhatap olarak biz her zaman çözüm sürecine katkıda bulunacak herkesle konuşuruz."

HDP: Faşizan yasalara dönüşle barış olmaz

Barış süreciyle ilgili olarak HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder deTBMM’deki HDP Grubunda basın toplantısı düzenledi.

Çözüm Süreci’nde üzerlerine düşen sorumluluklarını yerine getirdiklerini savunan Önder "Kimse bize vicdan dersi veremez hele ki oturdukları sırça köşklerden bunu yapmasınlar. Bu olaylarda hayatını kaybeden 30 vatandaş bize yakın ailelerin çocukları. Kimse Varto'da öldürülen genci konuşmuyor" ifadelerini kullandı.

Hükümetin, "Kamu düzeni sağlanmazsa, barış yürümez" sözlerine de sert eleştiriler getiren HDP milletvekili Önder, "Kamu düzeni sağlanmazsa barış yürümezmiş, Davutoğlu'nun akademik bir kimliği var. Bunu herkesten daha iyi bilmesi gerekir. Kamu düzeni, ancak barış sağlanırsa, sağlanmış olur. Faşizan yasalara dönüşle barış süreci yürümez" şeklinde konuştu.

Önder, Kobani'deki durumun da barış süreci açısından kilit önem taşıdığına işaret ederek şunları söyledi:

"En başta hükümet şahittir ki biz barış süreci için üzerimize ne düşüyorsa fazlasıyla yaptık, yapmaya da açık olduğumuzu dünya kamuoyuna ilan ediyoruz. Sıkıntıların birçoğu, bu devletin bir müzakere hafızası olmamasından kaynaklıdır. Gelinen noktada demokratik bir ülke yolunda hiçbir gelişme sağlanmadı. Birisi söylüyor, öbürleri de iman ediyor. Heyetimize müdahale yol değil. Kibir, yol değil. Çözüm daha fazla demokrasi, daha fazla demokratik haktır. Ülkemizi uluslararası manevraların bir alanı haline getirdiler. Tüm dünya bir yanda, Türkiye IŞİD’le bir yanda. Ne uğruna? Kürtlerin statü kazanmaması uğruna."

Önder başbakanı buyurgan bir dil kullanmakla suçladı ve "Bu dili ve buna benzeyen yaklaşımların hepsini reddediyoruz. HDP’nin bu kulvarda siyaset yapan bütün kurumlarımızın neye benzediğini, neye benzeyeceğini belirlemek kimsenin haddi ve hakkı değildir. Bunu sayın Davutoğlu’na aynen böyle iade ediyoruz. Bu çizgiye had bildirme sevdası yeni bir sevda değil. Bu hevese kapılan ilk kişide başbakan değil. Bizim sayın Davutoğlu ve onun gibi düşünen herkes bizim bu tehdit duygularına karşı nasıl bir tepki vereceğimiz merak ediyorlarsa yada unutmuşlarsa çok değil 2 sene öncesine gitmeleri kafidir. Bu hareket kimseden nizamat alarak hareket etmez." diye konuştu.