Türkiye'deki Suriyeli mülteciler, AB'nin de gündeminde

Telif hakkı AP

Türkiye geçen hafta sürpriz bir şekilde sığınmacı Suriyelilere çalışma izni verilmesinin planlandığını açıkladı.

Brüksel kulislerinde, AB’nin de bir süredir Türkiye’den bu tür adımlar istediği ve karşılığında bir yardım paketi önerdiği konuşuluyor.

Edindiğimiz bilgilere göre, konu kapsamlı olarak ilk kez 26 Haziran 2014’te AB Komisyonu ile Türkiye arasında düzenlenen bir toplantıda gündeme geldi.

AB ülkelerine vizesiz seyahat için birliğin ana şartlarından biri olan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya giden kaçak göçmenlerin iadesini öngören Geri Kabul Antlaşması Haziran 2016'ya kadar yürürlüğe girmeyeceğinden AB, sınırlarını Suriyeli mülteci ve kaçak akınına karşı korumak için bu toplantıda bir adım attı.

AB Komisyonu, Türk tarafına "Madem bu kadar Suriyeliyi aldınız bunların bize gelmesine izin vermeyin, Türkiye'de kalmaları için adımlar atın" talebini iletti.

AB yetkilileri, bunun karşılığında Brüksel’in de Türkiye'ye sığınmacılar için yardım paketleri sağlayabileceği mesajını verdi.

70 Milyon euroluk yardım

Bu yardım paketi ise kamuoyu gündemine geçen hafta geldi.

Brüksel'de AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu'nda konuşan Dışilişkiler Servisi Türkiye Danışmanı Giles Portman, Türkiye'ye Suriyeli sığınmacılar için 'hatırı sayılır' yeni yardım paketi önerisi götürüldüğünü duyurdu ve içeriğini açıklamadığı öneriyi Türkiye’nin değerlendirmesini beklediklerini söyledi.

Edindiğimiz bilgilere göre, Portman’ın söz ettiği teklifin ayrıntıları ise AB'nin Türkiye Delegasyonu Başkanı Stefano Manservisi imzalı üç sayfalık bir mektupla 13 Ekim’de Türkiye tarafına iletildi.

Mektupta Türkiye'nin niyetini gösterir adımlar atması halinde 70 milyon Euro'luk bir yardım paketi sağlanabileceği belirtiliyor.

Manservisi mektubuna göre, AB ödeneğinin en önemli şartı ise şu:

"Bahsi geçen meblağları ve gelecek yardımları garantileyebilmem için 'Suriyeli Mültecilerin Entegrasyonu Eylem Planı' oluşturmalısınız. Yıl sonuna kadar da Komisyon ile eylem planın belirlenmesini sağlamalıyız. Mali bütçelendirme noktasında Mart 2015 bizim için son tarih olduğundan çok sıkışık bir takvim içerisinde hareket ediyoruz, eğer yardımı alabilmek istiyorsanız birlikte elimizi çabuk tutmalıyız".

Mektuba göre, yardım paketi karşılığında Türkiye’den beklenenler şunlar:

‘’Suriyelilerin kayıt altına alınması, korunma ve sosyal hizmet haklarının sağlanması, Suriyelilerin kaldıkları yerel yerleşim bölgelerine entegre edilerek devamlı yerleşimlerinin sağlanması (ev sağlanması, Türkçe dil öğrenimi, mesleki eğitim..vb)’’

Türk tarafı: ‘Koşul yok, zaten miktar cüzi’

Sorularımızı yanıtlayan Türkiye'nin AB Büyükelçisi Selim Yenel, özel olarak 'çalışma izni' için resmi veya gayrı-resmi olarak bir talep olmadığını, bunun hiçbir yerde gündeme gelmediğini ifade ettikten sonra şunları söyledi:

"Türkiye kendi adımlarını kendi atıyor. 4,5 milyar dolar harcamışız bugüne kadar. AB bugüne kadar nerede bize karıştı, nerede yardım etti ki? AB'nin önerdiği meblağlar zaten bahsedilen koşulları oluşturmayı sağlayabilecek miktarlar da değil. Dikkate alıp almayacağımıza bakacağız, mektupta istenenlerin üstünde durmayabiliriz.”

Avrupa’nın ‘Suriyeli sığınmacıların gelişinin engellenmesi için bazı adımlar atılmasını istediği’ iddialarını da reddeden Yenel, şöyle devam etti:

‘’Böyle bir şey katiyen yok. Biz nicedir açık şekilde şikayet ediyorduk yardım sağlamıyorlar diye. 1,6 milyon kişiden bahsediyoruz. Ne kadar kalacakları belli değil, belki de çok uzun süre bizimle yaşayacaklar. Onlar için 5 yıllık planlar yapılıyor şu an Türkiye'de. Sosyal hayatları, sağlıkları, eğitimleri...

“Tüm bunları AB istemese de biz düşünmek zorundayız. Örneğin liselerde Arapça eğitim veremeyeceğiz elbette, onların bunu kendi aralarında verebilmesini sağlayacağız. İşte çalışma koşulları asıl bunlar için düzenleniyor. Nasıl kendi aralarında bir düzene sokabileceğiz bunu oturtmaya uğraşıyoruz."

AB: Reformlar ve vize serbestliği için önemli

Toplantılarda da yer alan bir AB yetkilisi ise çalışma izninin AB’nin doğrudan talebi olmadığını, ama bu yardımlar yapılırken Türkiye'nin sığınmacılar konusunda belli reformları gerçekleştirmesinin, gerek ilerleme raporunda belirtilen AB kriterleri açısından gerek vize serbestliği konusunda önemli olduğunu belirtiyor.

Yetkili, yardımın ancak Manservisi'nin mektubunda dile getirdiği ‘bazı adımların atılması halinde garanti edilebileceği' uyarısının pazarlık unsuru olmadığını ve bu şekilde algılanmaması gerektiğini ifade ediyor.

Türkiye'nin Suriyelilere kapısını açmasını övülmesi gereken bir hareket olarak gördüklerini belirten Komisyon yetkilisi, bir noktadan sonra aşırı sayıda gelen ve kayıt dışı kalarak kontrol edilemeyen Suriyelilerin 1 milyonu aştığından ve bir şekilde Türkiye'de yaşamlarını idame ettirebilmelerinin öneminden bahsediyor.

Bu reformlar ve yardım paketinin herkesten çok Türkiye ve sığınmacılar için faydalı olacağını belirten AB yetkilisi, bu konuda "AB'nin çıkarı nedir?" sorusuna ise şöyle yanıt veriyor:

"Eğer Türkiye kendi belirlediği adımlar içine 'çalışma iznini' de koyuyorsa, biz bunu da bahsettiğim açılardan yararlı ve beklediğimiz yönde atılmış bir adım olarak buluruz. Doğaldır ki bu kişiler Türkiye'de belli haklara ve olanaklara kavuşurlarsa bizi de etkileyebilecek olan 'ikinci kez yer değiştirme aşaması'na gelmezler ama bu bahsettiğim kesinlikle yardım tekliflerimiz için ana neden değil."

Komisyon yetkilisi son olarak bu alanda reformların devam etmesi halinde daha fazla AB yardımı oluşturulacağını da sözlerine ekliyor.