'Türkiye Charlie Hebdo saldırısını anlayamıyor'

Galatasaray Üniversitesi'nden Fransız akademisyen Laurent-Olivier Mallet, Charlie Hebdo saldırısını ve bu saldırının Türkiye'ye yansımalarını değerlendirirken, kurbanların Fransız toplumuyla kurdukları bağın altını çiziyor.

Türkiye'de toplumun ve basının bazı kesimlerinin meseleyi sadece dine hakaret olarak algılamış olmasının şaşkınlığı içinde Mallet.

"Bu öldürülenler ülkenin palyaçolarıydı, biraz asi ama her zaman için kocaman bir kalbi olan yetişkin çocuklarıydı. Asıl katlanamadığım da bu…" diyor.

Charlie Hebdo saldırısı ve sonrasındaki gerilim Türkiye'deki Fransa kökenli akademisyenler, uzmanlarca nasıl görülüyor sorusuna yanıt arıyorum.

Şok ve şaşkınlık hali sürüyor. Siyaset bilimci Dr. Jean-François Polo, "O kadar şiddet dolu ve tahmin edilemez bir şeydi ki, ilk hislerim, tepkim, inanamama ve şüpheydi. Zaman geçtikçe, olanları izleyip, tartışmaları okudukça bu his büyük bir üzüntü, korku ve kaygıya dönüştü" diyor.

Saldırı bir açıdan Fransa toplumunun çocukluğunu da hedef aldı. Öldürülen karikatüristlerden Cabu (Jean Cabut) bir dönemin tek çocuk programı 'Club Dorothée'nin önemli isimlerinden.

Polo, karikatürist Cabu için "O bir çocuk, o Şarlo (Charlie Chaplin)... Düşünsenize, Şarlo'yu öldürdüler. Cabu ırkçılıkla dalga geçerdi. Asıl acı veren de bu. Bu 30 yaşlarındaki teröristler, Cabu'yu anlamışlar mıydı, hiç okumuşlar mıydı, bilmiyoruz." diyor.

Telif hakkı AFP

Peki, Türkiye'de resmi makamların tepkilerini nasıl değerlendiriyor Dr. Jean-François Polo?

Polo, Charlie Hebdo'nun sanki sadece İslamı ve İslamın kutsal değerlerini hedef aldığı algısının yersiz olduğunu, derginin mizahından, hicvinden Hıristiyanlardan Yahudilere çeşitli inançların ve genel olarak da iktidarların payını aldıklarını hatırlatıyor. Türk basını açısından sıkıntı yaratan ise, Polo'ya göre, bazı yayın organlarının, olup bitenlerin sorumlusunu Charlie Hebdo olarak göstermesi.

Türkiye hükümetinin de medyadakiyle benzer yaklaşımda olduğunu düşündüğünü ifade eden Polo, "Burada bir sıkıntı var. Hükümet, kamusal ve siyasal otoriteler suikastı kınadılar ama yarım ağızla… Yani biraz uluslararası bir bağlamda, ahlaki bir zorunluluk çerçevesinde kınadılar gibi görünüyor. Bu adımlara rağmen ben, hükümetin de bu gazeteler gibi düşündüğü izlenimindeyim" görüşünü dile getiriyor.

'İslamofobi takıntısı mantıksız'

"İslamofobi tartışması", Charlie Hebdo saldırıları bağlamındaki söylemleri şekillendiren en önemli başlıklardan. Türkiye en üst seviyeden Erdoğan'ın ağzından, Batı'yı "ikiyüzlülükle" suçladı; "İslamofobi aldı başını gidiyor. Bunları çok iyi tahlil etmeliyiz." uyarısında bulundu. Ayrıca Erdoğan "Fransız vatandaşları böyle bir katliamı işlerken faturanın kesildiği yer Müslümanlardır. Bu tablo 'çok manidar'" dedi.

Sosyal medyada ve Türkiye'de ağırlıklı olarak hükümete yakın yayın organlarında, saldırının "İslam düşmanlığını yaymayı amaçladığı", bir "provokasyon", "Batı'nın kirli oyunu", "tezgah" ve "randevulu saldırı" olduğu gibi görüşler yer bulmuştu. Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, bu saldırının ardından "Müslüman avı başlayacak! İnce ve iyi planlanmış bir tezgâh bu! Kimse kimseyi kandırmasın!" görüşünü dile getirmişti.

İstanbul'da Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü müdürü Dr. Jean-François Pérouse, "İslam düşmanlığı" savıyla Charlie Hebdo'nun saldırıyı hak ettiği yaklaşımının "şok edici" olduğunu söylüyor, "Bir provokasyon var ama bundan da öte bazı medya kuruluşların değerlendirmeleri çok muğlak, hiçbir şey anlatmıyor. Türkiye'den gelen açıklamaların muğlaklığı da kafa karıştırıyor" diyor.

Jean-François Pérouse'a göre, aslında saldırıya ilişkin İslamofobi gerekçesi da, bir takıntı ve mantıksız. "Sadece İslamofobi'ye bağlamak, Charlie Hebdo'nun tarihini, duruşunu bilmemektir" görüşünde Fransız akademisyen.

Pérouse, bunun yanında Erdoğan'ın, saldırının faillerinin "Fransız" kimliklerine vurgusunda bir haklılık payı görüyor ve şöyle devam ediyor:

"Bu çok 'Fransız' bir olay. Fransız toplumundaki bir işlev bozukluğunu, toplumdaki farklı katmanlar arasındaki anlaşmazlıkları, siyasal sınıftaki ve medyanın bir bölümündeki bazı tehlikeli yaklaşımları ilgilendiren, dinsel kimliklerin ve cemaatlerin nasıl şekillendiğine ilişkin bir konu."

Pérouse, "İslamofobi vurgusunun yaşananları anlamaya yardımcı olmadığını" yinelerken, "Yaşananlar salt lâiklik, İslamofobi tartışmalarının dışındaydı; bu gençlerin gündemi bu değildi. Bu üç vakayı, kişisel öyküleri, ailesel dramları, üst üste gelen başarısızlık duygusu ve sistemde hatalı olan 'başarı modeli', dinsel kimliklerin tam olarak ifade edilememesi gibi yönleriyle de düşünmek gerekir" diyor.

Telif hakkı AFP

'Fransa tarihinde bir kaza, bir başarısızlık'

Jean-François Polo da "zanlıların kişisel öykülerinin söz konusu gençlerin sadece Fransız toplumundan değil, İslam'dan da kopuk olduklarına işaret ediyor" diyor ve şöyle devam ediyor:

"Örneğin Kouachi Kardeşler'in gittiği caminin İmamı 'Geliyorlardı ama hiç konuşmuyorlardı' demiş. Hatta Fransız Müslümanları Fransa'daki 2012 seçimlerine katılma konusunda cesaretlendirme çabasındaki İmam, vaazı sırasında kızgınlıkla ayaklanan Said Kouachi'den, 'Biz Müslümanız, biz oy vermek zorunda değiliz' yanıtını almış. İmam, kardeşlerden sessiz olmalarını ve camiyi terk etmelerini istemiş. "

Polo'ya göre, aslında bu olay saldırganların İslam'ı da hedef aldıklarını ortaya koyuyor .

Peki, hem saldırı hem de saldırıya ilişkin tartışma, Fransız sisteminin başarısızlığına mı işaret ediyor?

Polo'ya göre evet; "Müslümanlar değil bunun suçlusu. Bu insanlar çok genç; soyutlanmış halde yaşıyorlar, toplumsallaşma yok, arkadaşları yok."

Fransız akademisyen, Fransızların Fransızlara saldırmış olması gerçeğinin gözardı edilemeyeceğine dikkat çekerken, 'Bu Fransa tarihinde bir kaza, bir trajedi, bir başarısızlık. Ancak unutulmamalı ki, farklılıklarıyla Fransa'daki çeşitliliği ve toplumun tüm katmanlarını zenginleştiren, mükemmel bir şekilde bütünleşmiş milyonlarca Fransız var" diyor.

Polo'nun, kusursuz bir şekilde bütünleştiğini söylediği Fransız toplumu, büyük bir sınavdan geçiyor.

Fransa'daki tartışmalara bakılırsa, Polo'nun da altını çizdiği gibi "Fransa, henüz duygularına mesafe koyup yaşananları gerektiği şekilde tahlil etmeye hazır görünmüyor".

Bu gerilimin etkileri ise, muhtemelen saldırının sıcaklığı geçtikten sonra, daha belirgin hale gelecek.