Arınç: Ali İsmail Korkmaz davası örnektir

Telif hakkı AFP

Birleşmiş Milletler'in 2010 yılından başlayarak dört yılda bir her ülke için yaptığı hak ihlalleri Evrensel Periyodik İzlemesi (EPİ) toplantısı bugün Türkiye için yapıldı.

Cenevre'de yapılan toplantıda Türkiye'yi temsilen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç konuştu.

Bülent Arınç, Gezi protestolarında polisler ve sivil kişiler tarafından oluşan bir grup tarafından dövüldükten sonra hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz davasında iki polise verilen cezayı, Türkiye'de emniyet güçlerinin uyguladığı şiddetin cezasız kalmamasına örnek olarak gösterdi.

Türkiye'de gayrimüslimlere baskı olmadığını da sözlerine ekleyen Arınç, ifade özgürlüğüne de değindi ve Türkiye'de gazetecilik yaptığı için tutuklu bulunan kimse olmadığını söyledi.

Toplantıda ABD, Ermenistan, Yemen, Nikaragua gibi pek çok ülkenin Türkiye'ye tavsiyeleri de dile getirildi.

Örneğin Suriye, "terör örgütlerinin dolaşımını engellemek için" sınırlardaki kontrolün etkin şekilde yapılması tavsiyesinde bulundu.

Diğer ülkelerin tavsiyelerinde öne çıkan başlıklar ise azınlık hakları, basın ve ifade özgürlüğü, insan hakları, kadına ve çocuğa yönelik şiddet oldu.

Eşcinsellere mevzuat koruması

Arınç konuşmasında ayrıca Türkiye'deki mevzuatta lezbiyen, gey, biseksüel transseksüel ve interseksüel kişilere yönelik ayrımcı bir hüküm bulunmadığını da söyledi.

Arınç "Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin herkesin kanun önünde eşitliği ilkesi anayasanın 10. maddesiyle düzenlenmiştir" dedi.

Toplantıya Türkiye’den ayrı raporlarla katkı sunan sivil toplum kuruluşlarından LGBTİ bireyleri temsil edenler ise BM’ye gönderdikleri değerlendirmede, cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği nedeniyle gerçekleşen cinayetlere dikkat çekti.

Bu raporda "AKP hükümeti temsilcilerinin LGBTİ bireyler hakkında aşağılayıcı açıklamalar yaptığı" söylendi.

Sivil Toplum Kuruluşları ayrıca Türkiye’nin bu turda sunduğu raporun cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya LGBTİ sorunlarıyla ilgili herhangi bir referans içermediğini belirtti.

Basın özgürlüğünde yasal iyileştirme

BM'nin internet sitesinden canlı olarak yayımlanan toplantıda Arınç basın özgürlüğü konusunda, 2012 ve 2013 yıllarında kabul edilen üçüncü ve dördüncü yargı reformu paketlerine atıfta bulundu.

Arınç, "İfade ve basın özgürlüğünün kapsamının genişletilmesi ve ilgili mevzuatın AİHM standartlarıyla ve evrensel normlarla uyumlu hale getirilmesi amacıyla Türk Ceza Kanunu, Terör Kanunu ve Basın Kanunu’nda önemli iyileştirmeler yapılmıştır" dedi.

Adalet Bakanlığı içerisinde ifade özgürlüğüne kısıtlama getirebilecek hükümlerin tespit edilmesi için bir çalışma grubu oluşturulduğunu söyleyen Arınç, sorularda gündeme getirilen bazı kanun maddelerinin de bu grupta değerlendirileceğini söyledi.

'Türkiye'de medya çoğulcu'

Norveç, Almanya ve İsveç’in ön sorularına yanıt olarak ise, Türkiye’de gazetecilik faaliyetleri yüzünden tutuklu kimsenin bulunmadığını söyledi.

"Türkiye’de basın organları bakımından tam bir çoğulculuk hakimdir. Gazetecilerin bağımsız şekilde serbestçe çalışabilecekleri pek çok gazete ve televizyon kanalı bulunmaktadır. Medya sektörümüz her geçen gün büyümekte olup, içerisinde hem hükümeti destekleyen hem de alabildiğine hükümeti eleştiren çok çeşitli basın kuruluşları barındırmaktadır" dedi.

Ayrıca "Türkiye’de tutuklu gazeteciler olarak atıfta bulunulan kişilerin, tutukluluk durumlarının gazetecilik faaliyeti ile ilişkisi bulunmamaktadır. 23 Ocak 2015 tarihi itibariyle gazetecilik mesleği ile bağlantılı olmaksızın silahlı terör örgütüne üye olmak, anayasal düzeni zorla değiştimeye kalkışmak, kasten adam öldürmek, zimmet gibi suçlardan ikisi tutuklu, 29’u hükümlü toplam 31 kişi olduğunu" söyledi.

Türkiye'nin raporunun ayrıntıları için tıklayın (İngilizce) ve Türkçe

Gazetecileri Koruma Komitesi’nin iki ay önceki raporuna göre ise Türkiye’de yedi gazeteci tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.

CPJ, Pen ve Türkiye’den P24 gibi basın örgütlerinin hazırladığı STK raporunda ise internete erişimdeki kısıtlamalar, ifade ve basın özgürlüğü ile ilgili eleştiriler yer aldı.

Telif hakkı rengin arslan

Ersanlı: Ya üniversiteler?

BM'nin internet sitesinde naklen yayınlanan oturumu İstanbul'da hep birlikte takip eden, gazeteci, yazar ve sivil toplum kuruluşları ise hem ülkelerin Türkiye’ye tavsiyelerindeki eksikliklere hem de Türkiye’nin raporuna eleştirilerini dile getirdiler.

Bunlardan biri de Prof. Dr. Büşra Ersanlı idi. Ersanlı, ifade özgürlüğüne ilişkin eleştirilerin yanında üniversitelerdeki durumun da dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Ersanlı "Orası sadece bilim özgürlüğü açısından değil, gençlerin muhalefet alanı olması açısından da çok önemli. Bu konudaki hak ihlalleri geçtiğimiz bir iki yıl içinde çok artmış durumda" yorumu yaptı.

Profesör Ersanlı ülkelerin tavsiyelerinin bu anlamda eksik kaldığını belirtti.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü Murat Çekiç ise raporu BBC Türkçe’ye değerlendirirken mevzuattaki eksikliklere dikkat çekti.

Çekiç "Türkiye’de insan hakları alanında, son dört yılda hiçbir ilerleme olmadığını söylemek yanlış olur. Ama bu ilerlemelerin Türkiye’yi uluslararası standartlara taşıdığını da söyleyemeyiz. Bülent Arınç’ın söyledikleri tam olarak gerçek resmi vermiyordu. Sadece biz değil hemen hemen bütün saygın insan hakları kuruluşları sıklıkla Türkiye’deki mevzuatın, özellikle TCK’nın ifade özgürlüğünü ciddi bir şekilde engellediğini ortaya koyuyor" dedi.

BM, Türkiye hakkındaki raporunu 29 Ocak Perşembe günü açıklayacak.