6 soruda Yemen krizi

Telif hakkı EPA

Arap Yarımadası'nın en fakir ülkesi Yemen, 2015'e büyük bir siyasi krizle girdi. Ülkenin kuzeyindeki Şii Husi hareketi Eylül 2014'te başlayan ayaklanmasının sonucunda ülkeyi nerediyse tamamen ele geçirdi.

Uluslararası toplumun Cumhgurbaşkanı olarak kabul ettiği Abdurabbu Mansur Hadi ise ülkeden kaçmak zorunda kaldı.

Yemen krizinde ismi geçen aktörler arasında Husiler ve Cumhurbaşkanı Hadi'nin yanı sıra, El Kaide'den İran'a Suudi Arabistan'a ve eski devrik lider Ali Abdullah Salih'e kadar çok sayıda

Son gelişmeler ne?

Husiler Aden Körfezi'ne kadar ilerlese de, 26 Mart'tan bu yana Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonunun bombardımanı altındalar. Cumhurbaşkanı Hadi ülkeyi terk etti.

Birleşmiş Milletler (BM) ülkenin iç savaşın eşiğinde olduğunu söylüyor.

BM'nin ülke raportörü Chaloka Beyan, "Uluslararası toplum en kötü senaryoya hazırlanmalı. Yemenlilerin hava saldırıları ve şiddetli çatışmalar nedeniyle kitlesel olarak ülkeyi terk etme ihtimalleri her geçen gün artıyor" dedi.

İnsani krizin boyutunu anlatan Kızıl Haç yetkilileri ise başkent Sana ve Aden'de cesetlerin sokaklarda üst üste yığıldığını anlatıyor.

Husiler ise 'Arap Baharı' ayaklanmaları döneminde devrilen Ali Abdullah Salih'e bağlı birliklerin de yardımıyla ülkenin doğusuna ilerleyerek Sünni aşiretler ve El Kaide militanlarıyla çatışıyorlar.

Husiler kim?

Yemen'de yaşanan son krizi anlamaya çalışmak için öncelikle krizi tetikleyen Şii Husi hareketinin ne istediğine bakmak gerekiyor.

Şii mezhebinin Zeydi kolundan olan Husi aşireti, ismini 2004'te ilk isyanı başlatan Hüseyin Bedrettin El Husi'den alıyor.

25 milyonluk Yemen nüfusunun yaklaşık yüzde 30'unu oluşturan Husilerin lideri, 2004 yılında dönemin lideri Ali Abdullah Salih'e karşı ayaklanmıştı.

Aynı yıl Yemen askeri birliklerinin operasyonunda öldürülen Hüseyin Bedrettin El Husi'nin yerini kardeşi Abdül Malik El Husi aldı.

Husi hareketi, 2011'de Arap Baharı ayaklanmaları ile devrilen Salih'in yerini alan Abdurabbu Mansur Hadi'ye de karşı çıktı.

Ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olmak isteyen Husiler, Yemen'i 6 bölgeye ayırmayı öngören anayasa tasarısını reddederek, kendilerine daha fazla söz hakkı doğruacak olan iki bölgeli yapıya geçiş çağrısı yapıyordu.

2014'ün son aylarında Husilerin ayaklanması hızla büyüdü ve başkent Sana'ya kadar ulaştı.

Devlet Başkanı Hadi'yi 'Batı yanlısı Amerikan piyonu' olmakla suçlayarak görevden aldıklarını ilan eden Husiler, parlamentoyu da feshedip bir 'Devrim Komitesi' kurdu.

Telif hakkı EPA
Image caption Husiler başkent Sana'nın kontrolünü tamamen ele geçirmiş durumda.

Husi hükümeti uluslararası anlamda tanınmış değil.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ülkenin meşru hükümetinin hâlâ Abdurabbu Mansur Hadi yönetimi olduğunu söylüyor.

Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği üyeleri dahil çok sayıda ülke Yemen'in başkenti Sana'daki büyükelçiliklerini kapattı.

Halk desteği var mı?

Husilerin temsil ettiği kesim nüfusun yarısından az. Ülkedeki Sünni çoğunluk, Şii Husi hareketine kuşkuyla yaklaşıyor.

Husilerin başkenti ele geçirmesini protesto etmek isteyenlere ise Husi milisleri izin vermiyor.

Geçtiğimiz hafta Pazar günü ülkenin batısındaki Ibb kentinde düzenlenen Husi karşıtı protestoyu milisler göstericilerin üzerine ateş açarak dağıttı.

Olay sırasında bazı protestocuların Husi milisler tarafından alıkonulduğu da belirtildi.

Bazı Sünni aşiretlerse Husilerin silahlı mücadeleyle ülke yönetimini tamamen ele geçirme çabasına silahlanarak karşılık vermiş durumda. Ülkenin doğusundaki Şabva bölgesinde, Sünni aşiretler, El Kaide militanlarıyla birlikte Husilere karşı çatışıyor.

İran ve Suudi Arabistan nasıl bir rol oynuyor?

Telif hakkı Reuters
Image caption Husi karşıtı gösteriler, milisler tarafından şiddet kullanılarak bastırılıyor.

Husi hareketi her ne kadar kendisini Şii mezhebi üzerinden tanımlamaktan kaçınsa da, oluşumun İran'ın desteğini aldığı iddiaları oldukça yaygın.

İran ise bu iddiaları reddiyor.

Yemen'in komşusu Suudi Arabistan'ın da ülkede Sünni Hadi hükümetini desteklediğini açıkça dile getiriyor. Yemen'den kaçan Cumhurbaşkanı Hadi Riyad'a sığınmış durumda.

Husilere karşı hava saldırılarının da başlaması, İran-Suudi Arabistan gerilimini yeni bir noktaya taşıdı.

TIKLAYIN - ORTA DOĞU'DA VEKALET SAVAŞLARI VE ÇIKAR İTTİFAKLARI

İran hava saldırılarını 'soykırım' olarak nitelerken, Suudi Arabistan İran'ı Husi milislerini eğitip silahlandırmakla suçluyor.

İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'tan Peter Salisbury, Yemen'i ele aldığı bir makalede "Bölgesel etkisini artırmak için birbiriyle rekabet eden İran ile Suudi Arabistan'ın bu yarışı, iki ülkenin çatışan karşıt grupları desteklemesine yol açıyor. Buna Yemen'deki durum da dahil" yorumunu yapıyor.

Hem İran, hem de Suudi Arabistan ise Yemen'deki gelişmelere doğrudan müdahale ettikleri iddialarını reddediyor.

Telif hakkı EPA
Image caption Aden'deki Devlet Başkanı Abdurrabu Mansur Hadi, Husilerle görüşmeler için önce Sana'da ev hapsinde tutulan hükümet üyelerinin serbest bıorakılmasını istiyor.

El Kaide ne kadar büyük bir tehdit?

Washington, El Kaide örgütünün en tehlikeli yapılanmasının Yemen'de olduğunu düşünüyor.

Husilerin son ayaklanmasından önce de Arap Yarımadası'ndaki El Kaide olarak bilinen Yemen El Kaide'si bölgede çok sayıda kişinin ölümüne neden olan saldırılar düzenliyordu.

Telif hakkı Getty
Image caption Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz, Suudi Hava Kuvvetleri'ne Yemen'de operasyon emrini verdi.

Ancak ülkenin büyük bir siyasi karmaşanın içine düşmesi ve devlet sisteminin çökme noktasına gelmesiyle El Kaide'nin Yemen'de daha da güçlenebileceği endişeleri var.

Washington Post gazetesinde yer alan bir analizde Husilere karşı olan Sünnilerin de El Kaide'ye destek vermeye başladığı belirtildi.

Ülkenin doğusundaki Şabva bölgesinde Sünni aşiret-El Kaide ittifakı en net şekliyle görülüyor.

Yemen'deki El Kaide yapılanması son karışıklıktan önce de Husi hareketine karşı eylemler düzenliyordu. Örgüt militanları geçen yıl 14 askeri Husi olduğu iddiasıyla başlarını keserek öldürmüştü.

El Kaide, Husilerin Devlet Başkanı Hadi karşıtı protestoları sırasında da başkent Sana’da intihar saldırısı düzenlenmiş ve 47 Husi'yi öldürmüştü.

Yemen'in geleceği ne olacak?

Sadece bir ay önce Yemen'deki sorunun diplomasi yoluyla çözülebileceği yönünde ümitler vardı. Birleşmiş Milletler, Husiler ile Cumhurbaşkanı Hadi arasında arabuluculuk yaparak tarafları masaya çekmeye çalışıyordu.

Avrupa Parlamentosu geçen hafta yayınladığı bir Yemen raporunda, tarafların bir an önce görüşmelere başlayarak bir geçiş hükümeti kurmaları çağrısı yaptı.

Ancak Husilerin Aden'e ilerleyişi hızlanıp Cumhurbaşkanı ülkeden kaçmasının üzerine bir de Suudi Arabistan'ın hava saldırılarının gelmesiyle şiddet sarmalı tırmandı ve taraflar diplomasi köprülerini de şimdilik attı.

Kuveyt Üniversitesi'nden Siyaset Sosyolojisi Profesörü Muhammed El Rumaihi, Gulfnews için kaleme aldığı bir makalede "Eğer Husiler yöntemlerini gözden geçirip müzakere masasına oturmazlarsa Yemen'in kaderi Somali'ye benzeyebilir. Somali benzer bir iç savaş nedeniyle çeyrek yüzyıl boyunca savaş ve yoksulluk içinde yaşamış, uluslararası toplum tarafından da unutulmuştu" diyor.

Washington Post gazetesine bir makale kaleme alan 'Yemen'de bölgesel politikalar ve isyanlar' kitabının yazarı Stephen Day ise, ülkenin geleceğini görebilmek için geçmişine odaklanılması gerektiği belirtiliyor:

"Binlerce yıllık Yemen tarihi, çok sayıda yerel gücün ülkenin farklı farklı bölgelerini yönettiğini gösteriyor. Devlet Başkanı Hadi bugüne kadar 6 bölgeli Yemen önerisini benimsemişti. Ancak güneydeki siyasi liderler bu plandan desteğini çekince, işler çıkmaza girdi. Ülkedeki çok seslilik yüzünden Husilerin de bir noktada federal yapıyı benimsemeleri gerekecek."

İlgili haberler