Polis Deniz Aktaş'ın ölümünü engelleyebilir miydi?

Telif hakkı DHA

Antalya'da birlikte yaşadığı sevgilisi tarafından silahla vurularak öldürülen Deniz Aktaş'ın cenazesi İstanbul'da defnedildi.

20 yaşındaki Deniz Aktaş'ın dün birlikte yaşadığı 40 yaşındaki Lokman Barış Çelik ile sabaha kadar tartışması üzerine komşular polisi çağırmıştı.

İddialara göre, Çelik polis ekibine kapıyı açmamış ve Aktaş içeriden "Beni kurtarın" diye bağırmıştı.

Lokman Barış Çelik'in sevgilisi Aktaş'ın başına ve kalbine ateş ederek öldürdüğü, bir buçuk saat sonra da kapıyı açarak polise teslim olduğu belirtilmişti.

Deniz Aktaş'ın "polis kapıdayken öldürüldüğü" iddiası tartışmalara neden oldu ve polis görevini ihmal etmekle suçlandı.

Dede Aktaş: Polis torunumu kurtarabilirdi

Bu suçlamayı dile getirenlerin başında öldürülen genç kadının dedesi Salih Aktaş var. Aktaş, torunun öldürülmesinde polisin ihmali olduğunu söylüyor.

Aktaş, "Kızımız komşulardan yardım istiyor 'Bu adamdan kurtarın beni' diye. Polis eve geliyor, ancak kapının arkasında müdahale etmeden bekliyor. Annesi ve kardeşleriyle birlikte Antalya'da oturuyorlardı. Bu kız, bir saat, bir buçuk saat yardım bekliyor. Özel harekattan yardım isteniyor. Ancak onlar gelene kadar adam silahını çekip öldürüyor. Polis isteseydi bunu önlerdi, kurtarırdı. Polisin burada ihmali var. Polis, bir buçuk saat beklemeseydi bu olay olmazdı. Polis neyi bekliyor? Bu kız senden yardım bekliyor. Geliyorsun o zaman kapının arkasında niye bekliyorsun?" diyor.

Antalya Emniyet Müdürlüğü ise bir açıklama yaparak, polisin olayda ihmali olmadığı ve standart prosedürlerin uygulandığı bildirdi.

Açıklamada olay yerine önce İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ulaştığı ve binanın ana kapısında gürültü yapılan dairenin belirlenmesi çalışması esnasında silah sesi duyulduğu belirtildi. Bina içerisinde silahlı şahısların olduğunun anlaşılması üzerine operasyonel birim olan Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekiplerinin olay yerine yönlendirildiği ifade edildi.

Bıçak: İç Güvenlik Yasası önleyebilirdi

İddiaları avukat Prof. Dr Vahit Bıçak ve kadın hakları savunucusu, avukat Hülya Gülbahar'a sorduk.

Polisin temel görevinin insanların canını korumak olduğunu hatırlatan Prof. Bıçak, böyle bir tehlike anında polisin kapıyı kırmaya ve silah kullanmaya yetkili olduğunu söylüyor. Ancak Bıçak'a göre polisler, silah kullanmanın ardından gelen soruşturma ve görevden uzaklaştırma nedeniyle silah kullanmamayı tercih edebiliyor.

Telif hakkı DHA

Olayın ciddiyeti konusunda polisin kanaatini kullanması gerektiğini ifade eden Prof. Bıçak, yaşanan duruma ilişkin olarak ise "Bu durumda kapıyı kırıp, doğrudan silahla müdahale etmesi gerekir. Silah kullanmanın şartları oluşmuştur ve bunu kullanması gerekir" dedi.

Ancak polis silah kullandığı zaman hakkında soruşturma açıldığını, ifade verdiğini kaydeden Bıçak, bunun silah kullanmada bir tereddüt durumu oluşturabildiğini söyledi.

Bıçak, "Mesela şu an Türkiye'nin gündeminde tartışılan İç Güvenlik Yasası tasarısı var. Tasarıda bu tür yaşama hakkına yönelik saldırıları önlemek için polisin silah kullanabileceği durumlar biraz daha net olarak ifade ediliyor. Kamuoyunda birçok kesim buna karşı çıkıyor, diyorlar ki polise silah kullanma yetkisi vermeyelim. Polise silah kullanma yetkisi vermeyeceksek, ölen kadının yaşama hakkını nasıl koruyacağız o zaman? Kadınlarımızı aile içi şiddete karşı korumamız lazım" şeklinde konuştu.

Gülbahar: Polisin sahip olduğu yetki müdahaleye yeterdi

Avukat Hülya Gülbahar ise polisin kadına şiddet vakalarında ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi yasası uyarınca özel yetkileri olduğunu hatırlatıyor ve "Polis bu tür durumlarda kanuna göre hem mülki amirliklerin, vali ve kaymakamların hem de savcı ve hakimlerin yetkilerini kullanabiliyor.

Gülbahar "Polisin elinde olup asla kullanmadığı bu yetkiler varken, İç Güvenlik Yasası'ndaki önlemlerin kadına yönelik şiddette daha etkili olacağı yalanına kimse inanmamızı beklemesin" görüşünü dile getiriyor.

Gülbahar, Ocak ayında İstanbul Sultanbeyli'de eşinden dayak yiyen kadını özel harekat timinin kurtardığını hatırlatarak, bunun için İç Güvenlik Yasası'na ihtiyaç duyulmadığını belirtiyor.

Söz konusu olayda bir kadını eşinin dövmesi üzerine komşuların polise ihbarda bulunmuş, kapının açılmaması üzerine özel harekat ekibi kapıyı kırarak içeri girmiş ve kadını kurtarmıştı.

Gülbahar, kadına şiddet vakalarında polisin gerekirse şüpheliyi gözaltına alma, evden uzaklaştırma, eve yaklaşmasını engelleme ve kadını can güvenliği için başka mekana yerleştirme yetkilerine sahip olduğunu kaydediyor ve "Polisin tek yapması gereken üç gün içinde Valilik veya Aile Mahkemesi'nden hangisinin yetkisini kullandıysa, onun onayına sunarak tasdik ettirmesi" diyor.

Şu ana kadar kadına şiddet vakasında orantısız kuvvet kullandığı gerekçesiyle cezalandırılan tek bir polis bile duymadığını belirtan kadın hakları savunucusu, "Duymamış olmamız bile bu durumun istisnai olduğunu gösteriyor. Aksine görevi olduğu halde müdahale etmeyen, kadınların ölmelerine göz yuman polisler hiçbir idari ve hukuki soruşturmaya uğramıyor" ifadelerini kullandı.

Gülbahar, polisin yeni bir yetkiye ihtiyacı olmadığını, elindeki yetkiyi kullanmadığı için kadınların öldüğünü söyledi.

İlgili haberler