Almanya'da hayali mültecilere tepkili bir kasaba: Tröglitz

Telif hakkı Getty

12 mülteci ailenin yaşayacağı bir binanın Cumartesi günü kundaklandığı Tröglitz kasabası, Almanya'da günlerdir manşetlerde.

1944'te Nazilerin yakındaki bir toplama kampından Macar Yahudilerini getirerek zorla çalıştırdığı bir kasabaydı Tröglitz.

Bugünlerde ise Almanya'da mülteci sorununun sembolü haline gelmiş durumda.

Zira kasabadaki Neonaziler getirilmesi planlanan mültecilere karşı, zaman zaman şiddete de başvurarak direniyor.

Belediye Başkanı korkup istifa etti

Tröglitz'in adı ana haber bültenlerinde ilk kez Belediye Başkanı Markus Nierth'in geçen ay başında istifa etmesiyle duyuldu.

Bağımsız Belediye Başkanı Nierth, Neonazilerin kasabaya mülteci yerleştirilmesini protesto amacıyla düzenlemeyi planladığı gösterinin yasaklanmasını istedi.

Ancak kasaba ve bölge siyasetine hakim olan muhafazakâr Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisi'nden yeterli destek gelmeyince, bu talep reddedildi.

Yürüyüşün sonu için düşünülen yer Nierth'in evinin önünüydü.

Bunun üzerine Tröglitz belediye başkanı, kendisinin ve ailesinin can güvenliğinden endişe ederek görevi bıraktı.

Telif hakkı Getty

'Lüks hayat' söylentileri

Nierth'in istifası öncesi de yılbaşından beri Pazar günleri mülteci karşıtları Tröglitz'de protesto yürüyüşleri düzenliyordu.

Göstericiler, Mayıs ayında 40 kişilik bir kafilenin kasabaya getirilecek olmasına tepkiliydi.

Mültecileri yerleştirmek için eski bir bina tamir edilmiş ve 12 ailenin yaşayabileceği şekilde düzenlenmişti.

Bugün fazla bir ekonomik faaliyet bulunmadığı için mütevazı koşullarda yaşayan, hatta yer yer sosyal yardıma muhtaç kasabalılar arasında, mülteciler için özel odalar hazırlandığı, lüks bir hayat yaşayacakları söylentileri yayıldı.

Ve Cumartesi günü mültecilerin yerleştirilmesi planlanan bina yandı. Polis yangının kundaklamadan kaynaklandığını açıkladı.

Tabii, binanın çatısını tutuşturan fakat bugüne kadar kim oldukları bilinmeyen faillerin yabancı düşmanı olması, akla ilk gelen olasılık.

Bina şimdilik kullanılmaz hale geldi ama -şu anda gerçekleştirilmesi olanaksız gibi görülse de- mültecileri kasabaya getirme planlarında bir değişiklik olmadı.

Fakat bu sefer de kararı açıklayan, Tröglitz'in bağlı olduğu Burgenland ilçesinin kaymakamı Götz Ulrich ölüm tehditleri almaya başladı. Ulrich bu hafta Alman polisinin korumasına alındı.

Karşıt yürüyüşler

Son gelişmeler, Tröglitz'te savaşlar ve krizlerden kaçan mültecilere destek olmak isteyenleri de harekete geçirdi. Artık sadece mülteci karşıtları değil, mülteci yandaşları da yürüyüş yapıyor.

Aynı zamanda birçok Tröglitz sakini de, evlerini mültecilere açabileceklerini duyurdu.

Telif hakkı Getty

Ulrich'e yönelik tehditlerin duyulması üzerine Saksonya-Anhalt Eyaleti Başbakanı Reiner Haseloff tartışmalara müdahale etti.

Haseloff'un "Her yer Tröglitz" sözleriyle, Tröglitz'in bir istisna olmadığını, Almanya'nın her yanında aynı sorunların yaşandığını vurgulaması, Alman kamuoyunu bir kez daha yoğun bir tartışmaya sürükledi.

Leipzig Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırma da Haseloff'u doğruluyor.

Buna göre, Tröglitz'in de bulunduğu Saksonya-Anhalt eyaletinde yabancı düşmanı görüşlere katılanların oranı yüzde 42.

Saksonya-Anhalt'ı yaklaşık yüzde 30 ile sırasıyla Bavyera, Mecklenburg-Ön Pomeranya, Türingiya ve Brandenburg eyaletleri izliyor.

Bu nedenle şimdi birçok politikacı, ülkede mültecilere yönelik şiddet olaylarının artık daha fazla ciddiye alınması gerektiğinin altını çiziyor.

'Bütçe yetmeyecek' şikayeti

Saldırıların arttığı tezini daha çok yerel politikacılar destekliyor. Fakat onların rahatsızlığının ardında başka nedenler de var.

Almanya'ya gelen mülteciler, merkezi hükümete bağlı bir kurum tarafından ülkenin her köşesine eşit şekilde dağıtılıyor.

Bu mültecilerin masraflarının karşılanması için de merkezi hükümet, yerel yönetimlere her yıl belli bir bütçe ayırıyor.

Merkezi hükümet eyalet yönetimlerine 2015 ve 2016 yıllarında toplam 1 milyar Euro aktaracak.

Ancak hesabın temelinde Almanya'ya bu yıl 300 bin mülteci geleceği öngörüsü yatıyordu.

Oysa ilk aylarda gelenlerin sayısına bakan yerel yönetimler, bu rakamın en az 500 bin olacağını öne sürüyor ve ayrılan bütçenin ikiye katlanmasını istiyor.

Merkezi hükümet ise bugüne kadar bu talepleri geri çevirdi.