Meydanlardaki dinle ilgili açıklamalar Diyarbakır'da nasıl karşılanıyor?

Telif hakkı HATICE KAMER

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, iktidar olmaları durumunda Diyanet İşleri Bakanlığı'nı kaldırıp, yerine İnanç İşleri Bakanlığı'nı kuracakları açıklamasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan tepki gelmesiyle son günlerde meydanlardaki konuşmalarda din konusu önemli yer tutmaya başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2 Mayıs'ta Diyarbakır ve Batman mitinginde Kürtçe Mealli Kuran'ı kaldırarak, "Kaldıracağız dedikleri Diyanet, şu anda 'Qur'an-ı Piroz Kurdi' adıyla Kürtçe Kur'an mealini yayınladı. Bütün bunlarla beraber biz adımlarımızı atmaya devam edeceğiz" dedi.

Peki hem HDP'nin hem AKP'nin dini konular üzerindeki bu açıklamaları bölge seçmeni üzerinde ne kadar etkili oluyor?

Bu sorunun cevabını Diyarbakır sokaklarından aradık.

İlk konuştuğumuz isim emekli imam Muhittin Eryılmaz oldu.

25 Şubat 2008 yılında, sınır ötesi operasyonlara karşı Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) düzenlediği protesto yürüyüşlerin birinde, Muhittin Eryılmaz elinde bir Kuran'ı kaldırarak yürüyüşe katılmış, bu yüzden gözaltına alınmış, yürüyüşte yaptığı konuşmada 'Kürdistan ve gerilla " kelimesini kullandığı için 22 ay 12 gün hapis yatmış.

"Zamanın başbakanı Erdoğan'a 'Şu Kuran'ın hakkı için akan kanı durdur, barış olsun' diyerek mitingde Kur'an ile yürüdüm sonra da hapis yattım" diyor Eryılmaz.

Telif hakkı HATICE KAMER

Eryılmaz, "Savcı bana eylemde Kur'an taşımamdan dolayı Abdullah Öcalan'dan bile daha tehlikeli olduğumu söylemişti. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan elinde Kuran'ın Kürtçesi ile meydan meydan dolaşıyor" diye konuşuyor.

"Kuran ve din siyasetinin bölge insanının dini hassasiyetini zedelediğini" ifade eden Eryılmaz, bu tür şeylerin bölge seçmeni üzerinde etkili olmayacağını düşündüğünü söylüyor.

'Bu söylem bölge seçmeni üzerinde etkili olmaz'

Diyarbakır'ın Ofis semtinde fırın işleten Abdulhalim Mohan, aslen Bingöllü ama yıllardır Diyarbakır'da.

"12 Eylül'ü de, 90'lı yıllarda OHAL'i de gördük. Köye gidip gelirken en az on arama noktasından geçtiğimiz, şekeri, unu kiloyla almak zorunda kaldığımız o günler hafızamızda hala çok taze. Biz HDP'nin de kıymetini bilelim fakat bu hükümetin hizmetlerini de inkar etmeyelim" diyor Mohan.

Seçimlerde AKP'ye oy verdiğini söyleyen Mohan, "Artık insanlar dini açıklamalara kanıp da oy vermiyor. Onca mesafe kat etmişken, siyasetin yolunun açılması gerekirken, her iki partide de aşırı uçlar bu sürecin içine girerse sıkıntı olur" değerlendirmesini yapıyor.

Biri başörtülü, diğerinin başı açık iki genç kadına soruyorum. Sibel Özçelik ev kadını ve başörtülü. HDP’ye oy verdiğini söylüyor ve ekliyor: “Din çok hassas bir konu. Dinin, Kuran’ın seçim meydanlarında bir siyasi malzeme gibi kullanılması insanların dini duygularını incitiyor. Bölgenin çok daha ciddi sorunları var, tıkanan bir çözüm süreci var. Biz Cumhurbaşkanı’ndan bu yönlü bir açıklama yapmasını beklerken Kuran’ın Kürtçesi ile bize siyaset yapmaya geldi."

Telif hakkı HATICE KAMER

Arkadaşı Özge Deniz ise üniversite öğrencisi. Diğer bütün seçimlerde AKP'ye oy verdiğini söylüyor.

“Bu sefer vereceğimi hiç sanmıyorum. Öncelikle bölgenin çok daha başka şeylere ihtiyacı var. Herkes barış olsun istiyor. Ama durum iç açıcı değil. İşsizlik çok fazla, gençler iş istiyor. Evet Cumhurbaşkanı burada 200 milyonluk yatırımlardan söz etti. Doğrudur, yola, okula, hastaneye ihtiyacımız var ama bunlara ek olarak fabrika gibi iş sahalarına da ihtiyacımız var. Biz Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan dini söylemden ziyade, bölgenin gerçek sorunlarına çözüm olacak bir konuşma yapmasını bekliyorduk” diyor.

Özçelik, Deniz'in sözünü kesip araya giriyor: “Cumhurbaşkanından beklediğimiz tek şey Ak Parti başkanı gibi konuşması değil, tarafsız olması. Daha önce hiçbir cumhurbaşkanını bu kadar sık meydanlarda görmemiştik. Hem Ak Parti’den hem de HDP’den ricamız, dini siyasete malzeme etmesinler.”

Hüda-Par: Seçimde dini vaatler normal

Hüda-Par (Hür Dava Partisi) Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu, bölge halkının dindar olduğunu bu yüzden seçimde dini vaatlerin normal karşılanması gerektiğini fakat hangi partinin bu konuda samimi olup olmadığına da halkın sandıkta karar vereceğini ifade ediyor.

"En başından beri referansımız İslam dedik ama Ak Parti hiçbir zaman bunu söylemedi. Fakat Demirtaş'ın Kâbe benzetmesi ve Diyanet gibi islam karşıtı açıklamalarına tepki olarak Ak Parti böyle bir söylem geliştirmiş olabilir" diyor.

Telif hakkı HATICE KAMER
Image caption Şeyhmus Tanrıkulu

"HDP, toplumun din, örf ve adetlerine uygun olmayan aykırı adaylarla seçime giriyor, bu ona oy kaybettirecek. Ak Parti de çözüm sürecinin aksamasından dolayı bölgede oy kaybı yaşayacak. 6-7 Ekim olayları, Cizre'de yaşanan olaylarda HDP taraftarlarının kullandığı şiddet ve güvenlik güçlerinin olaylara seyirci kalması iki partiye de oy kaybettiriyor. Hüda-Par halkın takdirini kazandı ve bölgedeki oy oranı yükseldi" diye konuşuyor Tanrıkulu. Hüda-Par, bağımsız adaylarla seçime girecek. Geçen yıl yerel seçimlerde Diyarbakır'da % 4 oy aldıklarını hatırlatan Şeyhmus Tanrıkulu, bağımsız bir adayın 60 bin civarında oy alması gerektiğini ve bu yıl Diyarbakır'dan rahatlıkla bir milletvekili çıkaracaklarını söylüyor.

Dicle üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Vahap Coşkun, HDP'nin Diyanet İşleri Bakanlığı konusundaki sert söylemini gelen tepkilerden dolayı yumuşattığını belirterek hem AKP, hem de HDP'nin din konusunda daha hassas bir dil kullanması gerektiğini söylüyor.

HDP seçmeni üzerinde dini propagandanın etkili olmayacağını da belirten Coşkun, AKP'nin ve cumhurbaşkanının, bölgede daha önce AKP'ye oy veren ama bu seçimde HDP'ye oy vermeyi düşünen kesimi etkilemek için, son zamanlarda din ve Kur'an üzerinden HDP'yi vurmaya çalıştığını öne sürüyor.

İlgili haberler