Financial Times'tan Nato ve Türkiye değerlendirmesi

Financial Times gazetesinde bugün, Nato ülkeleri dışişleri bakanlarının yarın Antalya'da başlayacak zirvesi öncesi Türkiye'nin Nato ile işbirliğini irdelediği bir haber var.

Haberde, Türkiye'nin Batı karşıtı söylemlerinin, ülkenin Nato içindeki konumuna ilişkin gerilimleri tırmandırdığı yazıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce, ABD'nin IŞİD'e yönelik hava saldırılarında amacın 'petrol olduğu' ve 'dış güçlerin ülkesini işgal etme planları yaptığına' dair söylemleri de gerilimi tırmandıran ifadeler arasında gösteriliyor.

Financial Times, Türkiye'nin IŞİD'le mücadelede 'ayak sürüdüğü iddiaları ile Ankara'nın sınırlarından silah ve militan geçişlerini denetlemekte düzensiz olmasının' da durumu kötüleştirdiğini yazıyor.

Daniel Dombey ve Alex Barker imzalı haber şu ifadelerle devam ediyor:

"Diplomatlar ve analistler, tüm uzlaşmazlıklara rağmen Ankara'nın perde arkasında farklılıkları daraltmak için çalıştığını söylüyor. Bu hafta toplantı için bir araya gelen Nato ortaklarının karşı karşıya olduğu soru şu: Hangi eğilim üstün gelecek: kavgacı bir dil mi yoksa daha yakın işbirliği mi?"

Atlantic Konseyi düşünce kuruşunda görevli ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Financial Times'a şu yorumları yapıyor:

"Türk ve Amerikalı yetkililer arasında, diplomasi, savunma, hukukun uygulanması ve istihbarat konuşlarındaki diyalog görece mütemadiyen yakın ve üretken olmuştur. Yine de, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerini kesinlikle ciddiye almamak da bir hata olur… O kalbiyle konuşan bir adam ve kullanılan dil önemlidir, özellikle de demokraside."

Financial Times, Erdoğan'ın müttefiklerini kınayan söylemlerinin seçim öncesi ortam, Ankara'nın Orta Doğu'da liderlik girişimi ve Irak savaşı sonrası Batı etkisinden kayması, AB üyelik görüşmelerinin de askıya alınmasıyla, Müslüman Kardeşler gibi İslamcı hareketlerle bağ kurma amacıyla açıklanabileceğini belirtiyor ve ekliyor:

"Fakat, ülkenin jeopolitik konumu, büyük ekonomisi ve bölgede az sayıda demokrasiden biri olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Ankara ve diğer Nato devletleri arasında kalıcı bir çatlağın çok mühim olacağına dair yaygın bir mutabakat var."

'Türkiye'nin tavrı değişiyor'

Gazeteye konuşan bir Türk yetkili ise Ankara'nın AB ve Nato yanlısı tutumunun değişmediği görüşünde.

Türkiye ve AB arasındaki işbirliğinin en önemli işaretlerinden birinin, 'Ankara'nın yabancı savaşçıları havaalanlarında sınır dışı etmesi' olarak gösteriliyor ve geçen yıl 500'den fazla kişinin sınır dışı edildiği bu yılın ilk üç ayında ise bu rakamın yaklaşık 200 olduğu belirtiliyor.

Financial Times bu rakamdaki artışın da 'cihatçı olduğundan şüphelenilenler hakkında diğer ülkelerin verdiği istihbaratlardan ve Türk topraklarından geçmeye çalışanların sayısının da armasından' kaynaklanıyor olabileceğini yazıyor.

Haberde, Ocak ayında İstanbul'da düzenlenen IŞİD bağlantılı intihar saldırısından sonra Türkiye'nin daha katı olduğu ve Suriye'ye giden üç İngiliz kızın da Ankara'yı sarstığı belirtiliyor.

Financial Times, ABD'nin IŞİD'i vurmak için Türkiye'deki üslerden silahlı insansız hava aracı uçurmak için istediği izne dair Ankara'nın tavrının değişmeye başladığını şu sözlerle aktarıyor:

"Konuşmalardan haberdar edilen bir kişinin aktardığına göre Ankara Washington'la gizli görüşmelerde bulunuyor ve bu tip saldırılara onay verilmesi için prensipte anlaşmaya vardı. Bu, ABD Başkanı Barack Obama'nın Türklerin tepkisini çekmemek için, Osmanlı dönemindeki katliamları 'Ermeni soykırımı' olarak adlandırmama kararının sebeplerinden biri."

Gazete, Türkiye'nin Çin'den alınması planlanan füze savunma sistemi anlaşmasını da sürekli ertelediğine dikkat çekiyor. AB'nin eski Türkiye temsilcisi Marc Pierini de böyle bir anlaşmanın, Nato'nun da tüm savunma sistemlerini yeniden gözden geçirmeye zorlayabilecek, bir 'bomba etkisi' yaratacağı görüşünde. Financial Times, "Birçok analist, şimdi Türkiye'nin rakip Fransız-İtalyan sistemi satın alacağı beklentisinde" diyor.

Gazeteye konuşan Carnegie Europe düşünce kuruluşunda görevli Sinan Ülgen, Erdoğan'ın Batı karşıtı söylemlerinin seçim öncesi ortamdan kaynaklanmadığı görüşünü paylaşıyor. Financial Times, bazı gözlemcilerin ise Türkiye'nin siyasi gerilimlerinin yumuşama olasılığına ihtiyatlı yaklaştıklarını yazıyor.