Cindoruk: Menderes ve Erdoğan iki zıt adam

Telif hakkı v

Türkiye’nin geçmişinden gelen ve belki de bugün adını en çok duyduğumuz liderlerden biri 27 Mayıs 1960'da askeri darbe ile devrilen Adnan Menderes.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sayısız kez, eski Başbakanlardan Menderes’e atıfta bulundu, bulunuyor.

27 Mayıs'ta askerin yönetime el koyması, dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ile arkadaşlarının Yassıada'da yargılanması ise Erdoğan'ın "milli iradeye karşı darbe"nin örneği olarak sık sık hatırlattığı bir olay oldu yıllardır.

Erdoğan'a destek için Gezi eylemlerinden sonra ve cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde hazırlanan afişlerde eski Cumhurbaşkanlarından Turgut Özal ile birlikte Menderes'in de fotoğrafı çok kez Erdoğan'ınkinin yanında yer aldı.

Peki Erdoğan ve Menderes ortak bir mirası mı paylaşıyor?

Bunu Menderes ve arkadaşlarının Yassıada’da avukatlığını yapan, Türkiye’nin en deneyimli siyasetçilerinden biri olan Hüsamettin Cindoruk ile konuştuk.

Cindoruk’un 1950’li yıllarda Demokrat Parti’nin gençlik kollarında başlayan siyasi hayatı, 1999 yılındaki seçimlerde lideri olduğu partinin parlamento dışı kalmasıyla aktif olarak bitti. Ancak ne siyasetten uzaklaştı ne de gündemden.

1960'ta ordu yönetime el koyduğunda Adnan Menderes ve 18 arkadaşının avukatıydı. 1980 darbesinden sonra Doğru Yol Partisi’nin (DYP) genel başkanlığını, 1990’lı yılların başında da 4 yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığını yaptı. Özetle Türkiye’de ordu, siyaset, halk üçgeninin en hararetli dönemlerinin tanığı.

Telif hakkı v

Cindoruk ile, pek çokları için kritik olarak nitelenen 7 Haziran genel seçimleri öncesi evinde buluştuk.

Geçmişten çok bugüne dair sohbetimizi özellikle 1990’larla ilgili sorularla bölsem de bununla ilgili kısa bir yanıt verdi:

"Olayların iç yüzünü anlamak ve anlatmak için vakit erken."

Sağ siyasetin kadim yüzlerinden Cindoruk, HDP’yi takdir ediyor ve barajı aşmasını diliyor. Kürtlerin asıl temsilcinin de parti olduğunu, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yenildiğini düşünüyor. AKP’yi kıyasıya eleştiriyor.

Peki, Yassıada’ya sık sık atıfta bulunan, Adnan Menderes’in fotoğraflarını, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte kullanan AKP’ye eleştirisinin nedenleri neler? Aynı kökleri paylaşmıyorlar mı? Başkanlık sistemiyle ilgili ne düşünüyor ve HDP eşbaşkanlarını nasıl değerlendiriyor?

“Bu seçim bir referandum”

Eski bir TBMM Başkanı olduğu için önce başkanlık sistemiyle ilgili görüşlerini soruyorum.

AKP’nin Başkanlık sistemindeki ısrarını, “Yeni Türkiye tanımı, Cumhuriyet’in kazanımlarından vazgeçip, laik Türkiye’den, siyasal İslam’ın egemen olduğu bir döneme geçiş isteğini temsil ediyor. Bunu yapabilmek için bugünkü aparatlar yetmiyor” diyerek yorumluyor.

Telif hakkı Reuters

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bu nedenle başkanlık sistemini getirmek istediğini söylüyor ve “Cumhurbaşkanı olmasına rağmen, tarafsız olması gerekmesine rağmen, taraflı bir şekilde meydanlara çıkıp, ikili bir liderlik ortaya koyarak 400 milletvekili talep ediyor” diyor.

Seçimleri ise bir referandum olarak tarif ediyor ve aynı zamanda, "Bir yerde de laik Atatürkçü cumhuriyete direnç ölçülecektir" diye konuşuyor.

'Menderes ve Tayyip Bey iki zıt adam'

Hüsamettin Cindoruk, Yassıada’da yargılananların avukatı olmasının yanı sıra, Demokrat Parti geleneğinden geliyor. Erdoğan'ın sık sık vurguladığı gibi, aynı geleneği paylaşmış olmuyorlar mı?

Cindoruk, "Hayır" diye yanıtlıyor ve devam ediyor:

"Menderes ile Tayyip Bey iki ters kutup, iki zıt adam. Menderes laik, aynı zamanda milliyetçi, İstiklal Savaşı’na girmiş bir adam. Benzer bir yanları yok. Ayrıca Celal Bayar, Atatürk’ün başbakanı, müthiş bir Atatürk hayranı. Bunlar Atatürk düşmanı, [2002’den öncesi için] fetret devri diyorlar.”

AKP’nin ve Cumhurbaşkanı’nın söylemlerinde sık sık o dönemi hatırlatmasını da eleştiriyor ve bunu ayıpladığını söylüyor Cindoruk. Sonra ekliyor:

"Allah öyle günler getirmesin Türkiye’ye. Ucuz kahramanlıkla aşılır işler değil. Orada sade idam ve ölüm yok, hukuki işkence var, fiili işkence var. Öyle bir dönemi hatırlatmak, öyle bir döneme özenmek de ayıp."

Türkiye’nin geçmişinde daha çok sağ partiler iktidarda oldu. Koalisyonların kurulup, yıkılmasını, genel tabiriyle, ülkenin koalisyonlarla yönetilmesini, Türkiye’de istikrarın ve ekonomik kalkınmanın önünde bir engel olarak görenler de var. AKP’nin 13 yıldır tek başına iktidar olmasını, koalisyon yorgunluğuna bağlayanlar da.

Özal ve Demirel partilerinin başlarında kalsaydı...

Peki Cindoruk, geriye dönüp baktığında hiç özeleştiri yapıyor mu sağ açısından?

Telif hakkı hurriyet.com.tr

Süleyman Demirel ve Turgut Özal’ın partilerini bırakarak cumhurbaşkanı olmalarını söylüyor önce:

"Şöyle bir özeleştiri yapılabilir. Turgut Özal’ın ve Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanı olması ile çıkan siyasi boşluk. Bu karakteristik bir benzerlik taşıyor ikisinde de. Hakları mıydı, haklarıydı. Ama ben şöyle düşünüyorum, kendilerini seçtirecekleri yerde, birilerini seçtirselerdi, bence partileri de ayakta kalırdı.”

Daha geniş bir çerçevede ise, Türkiye’de sağın liberal demokrat olmadığını söylüyor, "Ne Demokrat Parti demokrattı, ne Anavatan Partisi" diyor.

Bunun yanında sermayeyi eleştiriyor:

"Sermayenin liberal demokrasiye sahip çıkması gerekir. Hiçbir zaman demokrasiyi savunmadı, sahip çıkmadı. Militarizmin bile kökünde sermayenin ona verdiği destek vardır. Sermaye sahibinin demokrat olmadığı bir ülkede sağ tarifi yapmak çok zor."

'HDP’nin parti olarak girmesini alkışlıyorum'

Konu seçimlerdeki beklentilerine, tahminlerine gelince, önce söze HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ı beğendiğini söyleyerek başlıyor.

Bir dönem çok tartışılan ve bağımsız adaylar yerine parti olarak seçime girmesini ise şöyle değerlendiriyor:

"Bugün HDP’nin parti olarak seçime girmesini alkışlıyorum. Sadece bir cesaret örneği değil, bir demokrasi icabıdır."

“Bu metodolojilerinde, bu düşüncelerinde kalırlarsa barajı aşmalarını isterim. Onların barajı aşmaları çok renkli bir meclisin kanıtı olacaktır” diyen Cindoruk, böylece "dağın parlamentoya yansıması olacaktır" diye ekliyor.

Telif hakkı Hurriyet

"Hangi dağ?" diye sorduğumda, “Kandil ve bizim dağlarımız. Türkiye’de bugün Kürt ve Türk ayrımının önlenmesinde siyaset yolu ve siyaset elemanları önemli. Bu söylemlerinde samimi olduklarına da inanmak istiyorum” diyerek yanıtlıyor.

Ancak Abdullah Öcalan’ın yanıldığını ve yenildiğini düşünüyor.

Nedenini sorduğumda ise "İsyan etmiştir. Bu isyanında başarısız kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti bu savaşı kazanmıştır. Eski kongre kararlarını inceleyiniz. Gelecek hafta bağımsızlık ilan edecekler, Türkiye Cumhuriyeti dağılacak gibi düşünüyorlardı. Aynen Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’yi İslam devleti haline getirme düşüncesi gibi" diyor.

'90'lar için henüz erken'

Kürt hareketini bugün temsil edenin ise HDP olduğu değerlendirmesinde bulunuyor:

"Öcalan bugün Kürt hareketini temsil eden bir figür değil. Yeterli de değil. Kandil de değil. Bugün Kürt hareketini temsil eden, siyasi düşüncesi olan bu partidir."

Cindoruk ile yaklaşık bir saatlik konuşmamızda sorduğum her soruya ayrıntılı yanıtlar verdi.

1990’larda ve özellikle Uğur Mumcu suikastine, Sivas katliamına, Özal'ın ölümüne sahne olan, PKK'yla çatışmaların arttığı 1993'te Türkiye’de neler olduğunu sorduğumda ise "henüz erken" diyerek o günlere gitmese de o günün dünya koşullarını hatırlattı ve siyasette yaklaşık 60 yıllık tecrübesiyle bugüne ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Ancak öyle görünüyor ki, gündemi ve siyaseti takip ederek geçmişin derslerine ve geleceğin ihtimallerine bakmaya devam edecek.