Rize'de HES'lere direnişin sembolü: 'Yurttaş Kazım'

Telif hakkı Kumru Baser

Karadeniz’in doğusundaki seçim gezilerimde, çevre sorunu hep varlığını hissettirdi.

Yeşilin ve suyun, dağlarla birleşip adeta bir cennete benzettiği Karadeniz’de birçok köylü, bölgede faaliyet göstermek isteyen yüzlerce HES (Hidro Elektrik Santraller) projesi, taş ocakları, siyanürlü altın madenleri ve "Yeşil Yol" diye adlandırılan yaylaları otoyolla bağlama projelerine karşı çıkıyor; doğalarının tahrip edildiğini söyleyerek tüm bu projelere direniyor.

Bölgede faaliyet göstermek için başvuran çeşitli aşamalardaki 750 civarında HES projesinden 126’sına karşı dava açılmış, 110 kadarı hakkında durdurma ya da iptal kararları alınmış.

BBC TÜRKÇE'NİN SEÇİM HABERLERİ İÇİN TIKLAYIN

KUMRU BAŞER'İN SEÇİM GÜNCESİNDEKİ DİĞER YAZILAR İÇİN TIKLAYIN

Derelerin Kardeşliği Platformu’nun sözcüsü ve gazeteci Ömer Şan Ömer Şan, İkizdere’nin yukarı bölgeleri,

Fındıklı, Tonya, Andon, Fırtına Vadisi gibi yerlere yıllardır kazma vurdurmamayı başardıklarını söylerken gururlu:

"Milyonlarla oynayan şirketlerin anlamadıkları bir şey var. 'Parasız, pulsuz, çulsuz köylüler, bize nasıl karşı koyuyor’ diyorlar.”

Dava açmak için ineğini satan adam

Rize’de buluştuğum, Andon Köyü'nden 70 yaşındaki Kazım Delal de bu direnişin sembol isimlerinden biri. Kamuoyunda köyünden geçen dereye HES kurmak isteyen şirkete dava açabilmek için, parası yetmeyince ineğini satan "Yurttaş Kazım" olarak tanınıyor.

Telif hakkı Kumru Baser
Image caption Kazım Delal (Yurttaş Kazım): Bu sadece benim meselem değil

İki davayı kazanmış, üç davası daha devam ediyor. Davayı kaybeden şirket de yeniden başvuruyormuş. Her bir dava avukat, bilirkişi parası derken 10-15 bin lirayı buluyormuş.

Köyünden yeterli destek bulamadığından, insanların çoğunun iş bulacak, para alacak diye direniş göstermediğinden, tehlikeyi göremediğinden yakınıyor.

Peki ama bu kadar zor koşullarda neden direniyor? Yanıtı net:

"Bu sade benim meselem değil. köyümün, Rize’nin meselesi de değil. Türkiye’nin de değil, dünyanın meselesi bu. 6,5 milyar insanı ilgilendirir su meselesi."

"Benim içim yanıyor. Arapçam var, hafızlık yapmışım. Kuran-ı Kerim’de 36 yerde Cenab-ı Allah su ile cenneti birlikte tarif ediyor. Bizim Doğu Karadeniz tamamen cennete benzer. Soğuk suları, yeşilleri dağları, deredeki balığı. Dağlara çok çıktım ben. Yaban hayatını, kuşları, derelerin akışının canlıya cansıza faydasını iyi biliyorum. Cansıza diyorum bak. Su azaldığı zaman kayalar bile kuruyor çatlıyor."

'Projeyi geçirmiyoruz, uyumuyoruz'

Yetkililer burada üretilen elektriğe ihtiyaç olduğunu ve derelerin suyunun tamamen alınmayıp yüzde 10 "Can Suyu" bırakıldığını söylüyorlar. Bunu hatırlattığımda Kazım Delal sinirleniyor:

Telif hakkı Kumru Baser

"Bir akar suyun yüzde 90'ını alırsan geriye ne kalır Allah aşkına? Taşların arasında kaybolur gider. Ankara’da oturmuş harita üzerinden proje geliştiriyorsun. Milletin dağını ormanını tahrip ediyor, 'Proje geliştirdim' diyor. Yok, geçirmeyeceğiz Allah’ın izniyle. Biz uyumuyoruz.”

Peki bütün bunların seçimlerle, parti tercihleriyle ilgisi var mı?

Doğrudan böyle bir ilişkiden söz etmek zor.

Köylüler HES projeleri yürüten şirketlerde çeşitli partilerden iş adamlarının da olduğunu anlatıyorlar.

Ünye’de, Fatsa’da, Rize’de, Artvin’de çevreyi korumak için bir araya gelen ve direnen köylülerin kendi içinde de farklı siyasi eğilimler var. Ama HES projelerinin son 10 yıl içinde hükümetin onayı ile, ve politikası sonucu bölgeye akması, kamulaştırmalar, buna karşı çıkan kesimde hükümete karşı görünür bir tepkiye de yol açmış.

Andonlu Kazım Delal de, "Seçimlerden fazla beklentim yok" diyor ve ekliyor:

"Ama eğer bu iktidar olmasaydı, biz bu kadar eziyet çekmezdik. Diğer partiler bizim üzerimize böyle gelemezdi. Hükümeti zengin kişiler tamamen ablukaya almış."

İlgili haberler