Kayseri'de cemaat tartışmaları ve siyasete yansıması

Telif hakkı ALPER BALLI
Image caption Şehzad Dağdelen: "Talebe okutuyorlar, hayır yapıyorlar diye hep beraber inandık, o bizi sırtımızdan vurdu."

Kayseri'de Kapalıçarşı'da sakin bir gün.

Çarşıda ayakkabı dükkanı sahibi Şehzad Dağdelen, sohbetimizde konu Gülen cemaatinin lideri Fethullah Gülen'e gelince, sakin üslubunu bir anda sertleştirdi.

"Ben de Erzurumluyum. Çok tehlikeli bir adam o."

Ardından hayal kırıklığını dile getirdi: "Talebe okutuyorlar, hayır yapıyorlar diye kurban derilerimizi verdik, hep beraber inandık, o bizi sırtımızdan vurdu. O vatana millete zarar veriyor, İsrail'e hizmet ediyor."

AKP hükümeti ile Gülen cemaati arasında alttan altta yaşanan gerilim, 17/25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen yolsuzluk operasyonlarıyla günyüzüne çıkmıştı.

Dağdelen'e göre, "Bu soruşturmalar, ayakkabı kutuları, para sayma makinaları hep yalan."

Peki hükümet-Gülen gerilimi kent siyasetine nasıl yansıyor?

'Kayseri'nin önde gelenleri mihenk taşı oldu'

Yeni Haber gazetesinin sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Recep Bulut, "Kayseri cemaat için herhangi bir kent değil" diyor:

Telif hakkı ALPER BALLI
Image caption Gazeteci Recep Bulut: "AKP-Cemaat ilişkileri çok girift, buradaki siyasetçiler de cemaatle içli dışlı."

''Cemaat için öncülük yapmış kentlerden biridir Kayseri. İlk yapılanmalarında Kayseri'nin önde gelen insanları öne düştüler, mihenk taşı oldular. AKP-Cemaat ilişkileri çok girift, buradaki siyasetçiler de cemaatle içli dışlı.''

En azından yakın zamana kadar bu 'içli dışlılık'tan söz edilebilirdi. Şimdi durum biraz farklı.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel seçimdeki adaylarından Kemal Tekden, bir dönem cemaate yardım ettiğini, son gelişmeler nedeniyle kendilerini ihanete uğramış hissettiklerini söylüyor:

''Hoşgörü, iyi niyetle bu insanlar dini hizmet yapıyor, eğitim çalışması yapıyor diye bütün milletin destek olduğu gruba, bizler de destek olduk. Maddi manevi destek olduk. Amerikancı tavırlarından endişe etmekle beraber, yine de güzel işler yapıyorlar diye düşündük. On yıllar önce, sadece şahsi olarak söylemeyeyim, maddi manevi bunlara destek olundu. ''

'Ergenekon cemaatin organize faaliyeti değildi'

Cemaate yakın sanayici ve işadamı örgütlenmelerinden GESİAD'ın Başkanı Hamdi Kınaş, Kayseri'de birlik ve beraberliğin devam ettiğini, ama bunun yeterli olmadığını söylerken, "Türkiye genelinde devlet, hükümet nezdinde olması gerekiyor. Buradaki siyasilerimiz de cemaatteki insanları çok iyi tanır, yakından bilir, hiçbir sıkıntıları olmaz" görüşünü dile getiriyor.

Kınaş, özellikle hukuk ve adalet sistemine ilişkin kendi ifadesiyle 'sıkıntı'nın, ihracatı geliştirecek adımlar atmak ve yatırımcı bulmak konularında sorun yarattığını söylüyor.

Hukuk sıkıntıları konusunda gündeme gelen örneklerden biri ise Bank Asya'nın BDDK tarafından maruz bırakıldığı muamele.

Ayrıca cemaatle bağlantısı olduğu iddiasıyla tutuklanan ve görevlerinden alınan insanların maruz kaldıkları hukuk dışı uygulamalar da yakınma konusu.

Ancak cemaat de aralarında Balyoz ve Ergenekon'un da bulunduğu soruşturmalardaki hukuka aykırı, adaletsiz işlemlerden sorumlu tutuluyor.

Hamdi Kınaş, bunların organize bir faaliyet olduğunu düşünmediğini, adaletsizlik yapanların adil bir yargılanmayla yargı tarafından tespit edilmesi gerektiğini söylüyor.

Sandığa etkisi

AKP'li aday Tekden'e göre ise, cemaatin şikayet etmeye hakkı yok.

Telif hakkı ALPER BALLI
Image caption AKP adayı Tekden: "Amerikancı tavırlarından endişe etmekle beraber, maddi manevi destek olduk."

"Bu memlekette o kadar çok sınavlara müdahil olmuşlar ki, bunları söylemeye hakları yok. Yüzbinlerce gencin haklarını yemişler. KPSS, üniversite sınavları, polis akademisi, askeri lise sınavları. Devlete karşı bir komplo çalışması karşısında devlet de boş durmayacak. Her şeyin hukuk çerçevesinde yapıldığını düşünüyorum, bankalar konusu dahil, şikayet etmeye hakları yok. Madem devlete savaş açtılar, bedelini ödeyecekler."

Peki bu gerilim 7 Haziran'da sandığı nasıl etkileyecek?

Cemaatin oylarının MHP'nin yanısıra Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi ittifakına yönelmesi şaşırtıcı olmayacak.

Kayseri'de Adalet ve Kalkınma Partisi'nin son bir kaç seçimdeki kadar rahat olmayacağı görüşü yaygın.

Kemal Tekden, CHP ve MHP'nin 'popülist' söylemlerinin yarattığı etkinin geçtiğini söylüyor ve şu görüşleri dile getiriyor:

"AK Parti'nin hükümette olmama ihtimali bir karanlık ve kaos ortamı yaratıyor insanların kafasında. AK Parti'ye kızan ya da kendi meselelerinden dolayı hükümete tavır koymaya çalışanlar, böyle söylemekle beraber 'Başka parti bulamıyoruz' diyorlar."

Yusuf Halaçoğlu aday

Milliyetçi Hareket Partisi ise, Adalet ve Kalkınma Partisi'ni zorlayacak en güçlü parti.

Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu ilk sırada, ikinci sırada ise eski Kayseri Ticaret Odası Başkanı Hasan Ali Kilci var.

MHP'nin il seçim komitesi başkanı Tayyar Fevzi Kaşıkçı, kent ekonomisinin kötü, işsizliğin de yaygın olduğunu, seçmenin kendilerine "Kurtarın bizi bunlardan" dediğini söylüyor.

AKP için kentteki sıkıntı çözüm sürecine tepkili milliyetçi seçmenini partide tutabilmek; bir diğer sorun ise AKP'li olmadığı halde eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün hatrına partiye oy veren seçmenin buna devam edip edip etmeyeceği.

Dokuz vekil kontenjanı olan kentte son genel seçimlerde AKP 7, MHP 1, CHP de 1 milletvekilliği kazanmıştı.

MHP'nin milletvekili sayısını arttırması bekleniyor.

'Kayseri, Türkiye genelini iyi yansıtıyor'

Kayseri'de hatrı sayılır nüfusa sahip Avşarlardan Çetin Arık'la yarışa katılan CHP ise, Alevi bir aday olan HDP'li Sultan Güneş Özcan'a karşı Kayseri'den bir milletvekilliğini koruma çabası içinde.

Telif hakkı ALPER BALLI
Image caption Doç. Serdar Sakin: "Kazananı iyi tespit etmişler. Kent Türkiye'yi iyi kokluyor."

İki ayrı yarış var Kayseri'de: İlki AKP ile MHP; ikincisi ise CHP ve HDP arasında.

Erciyes Üniversitesi'nden tarihçi Doç. Serdar Sakin, Kayseri'nin geleneksel olarak ülke genelinde kazanandan yana oy kullandığına dikkat çekerken, "Sağcı solcu meselesinden çok kazananı iyi tespit etmişler. Kent Türkiye'yi iyi kokluyor. Koalisyon döneminde bile örneğin 1995-1999 arasındaki seçimlerde buranın oy oranları Türkiye'yi yanısıtıyor" diyor.

Buradaki hava Adalet ve Kalkınma Partisi'nin biraz hırpalansa da güçlü çıkacağı yönünde.

Ama merak edilen hırpalanmanın boyutları ve Gülen'le gerilimin seçimi nasıl etkileyeceği.

Kayseri'den ayrılırken beni terminale bırakan taksici MHP'liymiş, ama bugüne kadar hep Abdullah Gül'ün hatırına AKP'ye oy vermiş.

"Eve dönme zamanı geldi artık" diyor. AKP-Gülen gerilimine ise şüpheyle bakıyor:

"Ben anlamıyorum bu işi. (Erdoğan) Genelkurmay Başkanı'yla iki yıl çalıştı, sonra terörist diye hapse attı. Gülen'e ne isterlerse verdiler, dönsün diye yalvardılar. Şimdi can düşmanları. Ya ne yaptıklarını bilmiyorlar, ya da çok iyi biliyorlar."

İlgili haberler