Seçim sonuçları AKP'de neyi değiştirebilir?

Telif hakkı AP

AKP son dönemde bazı iç tartışma ve gerilimlere sahne oluyor. Bunlar kimi zaman Bülent Arınç'ın çıkışlarında olduğu gibi kamuoyuna yansısa da, çoğunlukla 'mahalle içinde' eleştiriler olarak kalıyor.

Gerilimler özellikle 7 Haziran seçimleri öncesinde kampanyaya zarar vermemek için kamuoyuna pek yansımadı.

Ancak seçimlerde yaşanan oy kaybının ardından tartışmanın daha yüksek sesle yapılması şaşırtıcı olmayacak. Peki sorunlar nerede yoğunlaşıyor?

Yeni kadroların yarattığı 'rahatsızlık'

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan, AKP tabanını ve örgütlerini yakından izleyen uzmanlar, Recep Tayyip Erdoğan'ın partiyle kurduğu ilişki ve yeni dönem öne çıkarılan kadrolara ilişkin bir tartışma yaşandığına dikkat çekiyor.

TIKLAYIN: SEÇİMLERİN 8 SONUCU

Milli Görüş geleneğinden gelenlerin parti içinde, partiye yakın medya kuruluşlarında ve bürokraside tasfiye edildiği ve bunun rahatsızlık yarattığı iddia ediliyor.

Gazeteci-yazar Levent Gültekin'e göre, bu rahatsızlığın arkasında 'devşirme partililer'e duyulan tepki var:

"AK Parti'de benim tırnak içinde devşirme dediğim, herhangi bir ideolojisi, kökeni olmadan sırf kendi kişisel çıkarı için görev almış ve fütursuz, pervasız bir üslup benimseyenlerin olduğu bir topluluk ön plana çıktı. Bu ister istemez AK Parti'nin ideolojik kökeninden gelenlerde bir rahatsızlık yarattı."

Erdoğan'la ilgili eleştiriler

Erdoğan'la ilgili tartışma ise partinin işleyişine müdahalesi ve bu müdahaleyle yeni yönetim kadrosunun kurumsallaşmasını zorlaştırması.

Partinin programında başkanlık sisteminin nasıl yer alacağından, aday listelerine ve Genel Başkan Davutoğlu'nun yönetim kadrolarının nasıl şekilleneceğine kadar geniş bir çerçevede müdahale ettiği haberleri basına yansıdı.

Seçimler sırasında da yürüttüğü kampanyayla AKP'nin hala himayesinde olduğunu göstermekten kaçınmadı Erdoğan.

Telif hakkı Reuters

AKP'li yöneticilerle sürekli görüştüğünü söyleyen Levent Gültekin, parti içinde Erdoğan'la ilgili önemli bir rahatsızlık olduğu görüşünde:

"Erdoğan'ın kişisel başkanlık hırsı, cumhurbaşkanlığını siyasetin odağına çekip AK Parti'yi dışarıdan yönetiyor pozisyonuna girmesi, AK Parti içinde ayrı bir rahatsızlık kaynağı oldu. Kapalı kapılar ardında şöyle şeyler konuşuluyordu: Tamam, Tayyip Erdoğan vazgeçilmez bir liderimiz ama artık cumhurbaşkanı. AK Parti'yi rahat bırakması gerekiyor ki biz işimizi yapalım."

TIKLAYIN: KOALİSYON SENARYOLARI VE KARŞILIKLI ŞARTLAR NELER?

Timeturk.com'un genel yayın yönetmeni, gazeteci Nevzat Çiçek de seçim sonuçlarında AKP tabanında Erdoğan'a tepki olduğu gözlemini aktarıyor ve şöyle devam ediyor:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tablo üzerinden esas kızgınlığın kendisine olduğunu görmeli ve buna göre yeni politikaları oluştururken özgürlükçü olmayan yaklaşımların halk tarafından da artık kabul görmediğini anlamalıdır."

Kadrolarda revizyona gidilir mi?

Tartışmalarla birlikte parti içindeki olası gelişmelerden biri, partide ve partiye yakın kurum ve kuruluşlardaki kadrolarda revizyonlara gidilmesi.

SETA (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları) Vakfı'ndan siyaset araştırmacısı Nebi Miş, AKP'de sonuçlarla ilgili tartışmalar yapılırken keskin değişim ve dönüşümlerin olmayacağı kanısında.

Ancak parti tabanında böyle bir talebin olduğu iddiaları da var.

Timeturk Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek partinin büyük bir 'arınmaya' gitmesi gerektiği görüşünde:

"Kendi içerisinde ciddi bir arınmaya gidecek olan AK Parti bu anlamda tetikçilik yapan, ideolojik olarak AK Parti'ye uzak, kaleminden vıcık vıcık yağ damlayan, kamuoyunda dönek olarak bilinen bütün isimlerle gerek parti teşkilatında, gerek kendisine yakın basın-yayında ve gerekse de bürokraside yollarını ayırmalıdır. Bu arınma ciddi anlamda ve görünür şekilde yapılmalıdır. Basın acilen yeniden dizayn edilmeli, kamuoyu önüne çıkarılan kişiler mahallelerine geri gönderilmelidir."

Abdullah Gül 'daha fazla sahnede olacak'

AKP bu 'arınmayı' gerçekleştirir mi gerçekleştirmez mi henüz net değil. Ama kendine yeni bir yön ararken bu arayışlar içinde yakından izlenecek bir isim de Abdullah Gül.

Levent Gültekin'e göre Gül, partiye zarar vermemek amacıyla eleştirilerini seçim öncesinde dillendirmedi ve şimdi eleştiri zamanı geldi.

Gültekin "Direkt olarak kendisi parti içindeki tartışmalara müdahil olmasa bile, kamuoyu önünde AK Parti'ye dönük analizler yapacaktır. Eleştirilerini artık yüksek sesle yapmaya başlayacak" diyor.

Ama Gültekin, Gül'le yaptığı görüşmelere atfen Gül'ün AKP'nin başına geçmek için bir mücadeleye girişmeyeceğini, parti içindeki tartışmaların derinleşmesi durumunda devreye gireceğini düşündüğünü belirtiyor.

Telif hakkı AFP

SETA'dan Nebi Miş de Gül'ün bir liderlik hedefi olmadığı görüşünde.

"Gül, AK Parti'de siyaset değiştirecek, aktör değiştirecek ya da partinin içerisinde keskin bir dönüşümü gerçekleştirecek şekilde partiye dahil olmaz. Partiye belki yardım eder ama parti içinde köklü bir değişimi mümkün kılacak bir tarzda hareket etmez gibi geliyor" diyor Miş.

Gültekin, AKP'deki çok büyük bir kesimin Gül'ün eleştirilerine katıldığını gözlemlediğini söylüyor.

Gültekin, Gül'ün eleştirilerine katılanlar arasında Bülent Arınç, Beşir Atalay ve Hüseyin Çelik'in de bulunduğu kanısında.

Abdullah Gül kitabı tartışma yaratabilir

Abdullah Gül'ün başdanışmanı Ahmet Sever 'Abdullah Gül ile 12 yıl - Yaşadım, gördüm, yazdım' adlı bir kitap yazdı.

Gül'ün talebiyle kitabın yayınının bilinçli olarak seçim sonrasına bırakıldığı düşünülüyor.

Önümüzdeki günlerde Doğan Kitap'tan yayınlanacak kitabın içeriğiyle ilgili, tanıtım bülteninde yer alan ifadelerden bazıları şunlar: "Gezi olaylarını nasıl gördü, neler yaptı? Hangi olaydan sonra sabrı taştı? Erdoğan ile hangi konularda ayrıştı? Bülent Arınç'ı istifadan nasıl vazgeçirdi?"

Kitabın Gül'ün Erdoğan'a eleştirileri açısından çok önemli olduğu düşünülüyor ve kamuoyu önünde büyük tartışma yaratması bekleniyor.

Bülent Arınç'ın tavrı

Seçimlerden önce Erdoğan'ı kamuoyu önünde eleştiren tek üst düzey AKP'li yönetici Bülent Arınç oldu.

Telif hakkı AFP

Arınç'ın hem cumhurbaşkanının partiye müdahalesinden hem de partinin başkanlık sistemi için kampanya yürütmesinden rahatsız olduğu biliniyor.

Ama üç dönem kuralı nedeniyle hükümet ve TBMM dışında olacağı için partideki tartışmalara ne kadar kapsamlı katılabileceği bilinmiyor.

Arınç, seçimlerden önce BBC Türkçe'ye verdiği mülakatta "eleştirilerinde daha kral çıplak demediklerini" söylemişti.

TIKLAYIN - Arınç: Montaj başkanlık sistemi olmaz

Dolayısıyla Gül'ün eleştirilerini açıktan dillendirirken Arınç'ın da eleştiri tonunu sertleştirmesi olasılık dahilinde.

Davutoğlu'nun liderliği bitebilir mi?

Eylül'de AKP'nin kongresi var. Kongreye giden süreçte merak edilen konulardan biri de Ahmet Davutoğlu'nun liderliğinin tartışmaya açılıp açılmayacağı.

SETA'dan Nebi Miş, Davutoğlu'nun liderliğinin bu aşamada sorgulanmayacağı görüşünde:

"Bu koalisyonların kurulma döneminde sıkıntılar yaşanacak. Muhtemel bir erken seçim var. Siz, bir parti olarak daha yeni değiştirdiğiniz bir lideri tekrar değiştirme yoluna giderseniz, Türkiye siyaset dinamikleri açısından bunun partiye daha çok zarar verileceği düşünülür." diyor.

Telif hakkı Getty

Miş'e göre Eylül'deki kongrede parti yönetiminde de köklü bir değişim olmaz ama küçük değişiklikler olabilir.

İç tartışmalar nereye evrilir?

Peki parti içindeki olası gerilimler, tartışmalar ve değişiklikler partiyi nereye götürür?

Olasılıkları düşünürken Recep Tayyip Erdoğan'ın parti üzerinde en etkili, en güçlü lider olduğunu hesaba katmak gerekiyor.

Gültekin, iç tartışmaların partiyi nereye götüreceğinin Erdoğan'ın alacağı tavra bağlı olduğu görüşünde.

Gültekin'e göre parti, tabanı da dinleyerek daha demokrat ve özgürlükçü bir yöne giderse kazanç sağlar, Erdoğan'ın tek adam tavrını ve kontrolünü sürdürmesi ise partiyi çöküşe sürükler.

Gültekin, Gül'ün de içinde olduğu bir olasılığa da dikkat çekiyor:

"AK Parti içinde tabandan gelen kesim ve Abdullah Gül'ün yapacağı tartışma ve eleştiri bir araya gelir mi? Bunu bilmiyoruz henüz. Böyle olursa Erdoğan da buna dahil olup bu işi Gül'e teslim edebilir. 'Gel arkadaş bizi kurtar' diyebilir. Çünkü şu an AK Parti'nin önünde, partiyi 2002, 2007 ruhuna, çekebilecek başka bir isim yok."

Adalet ve Kalkınma Partisi son 13 yılda kendi içinde krizler yaşasa da, hükümet olmanın getirdiği kolaylıkların da yardımıyla bu krizleri pek de dışarı yansıtmadan kendi içinde çözebildi.

Ama şimdi bir yandan hükümet kurmak için çaba harcarken bir yandan da parti içinde yeniden yapılanma arayışında olacak.

Bu arayışların nasıl sonuçlanacağını görmek için ise fazla uzun süre beklemek gerekmeyecek.

İlgili haberler