Boşaltılan Tunceli köyünde tek yaşam belirtisi: Arıcılık

Telif hakkı BURHAN EKINCI

"Köye gidiyorduk, altı yaşındaydım. Askerlerin arama noktasına yaklaştığımızda annem, hırkamla aldığımız ekmeklerin üstünü kapattı. Bana 'Ekmekleri kucağına al, oyuncak bebek sansınlar' dedi. Ekmekleri, bu şekilde askerlerden gizleyebildik."

Sözlerin sahibi, üniversite mezunu Sema.

Sema'nın anlattıkları 1995 yılında yaşanmış. Kürt köylülerin, evlerine gıda, giyim ve ekmek götürmelerinin yasak olduğu, denetimden geçtiği yıllar. Gerekçe: 'PKK'nın lojistik desteğini kurutmak.'

1990'lı yıllardaki çatışma ortamından en fazla etkilenen kentlerden biri olan Tunceli'de, silah sesleri, baskınlar, kaldırılan cenazeler gündelik hayatın bir parçasıydı.

Sema için 90'lı yıllar, çarşıdan alınan ekmeği, oyuncak bebek yaparak gizleyip götürecek kadar korku doluydu.

Alevilerin yoğun olduğu Tunceli'de Bokur Dağı'nın yamaçlarındaki Eğriyamaç köyündeyim. Kürtler buraya Tunceli değil, Dersim diyor.

Tunceli 'devlet jargonu', Dersim 'halk deyimi' haline gelmiş durumda.

Evlerden eser yok

Köye gitmek için, kentin tek kadın gazetecisi Tunceli EMEK Gazetesi sahibi Hüsniye Karakoyun, Sema ve rehberimiz Yusuf Sançar ile sabahın erken saatlerinde merkezden yola çıkıyoruz.

Toprak yollardan ve yürüyerek tamamladığımız yolculuk sonunda bölge halkının 'Koe Bokure' dediği Bokur Dağı yamacındaki Eğriyamaç'a varıyoruz.

Bizi organik bal üreticisi Ali Haydar Gül karşılıyor. Bir süre sonra CHP eski Tunceli İl Başkanı Hüseyin Zeytin ve kardeşi Cafer Zeytin de geliyor.

Köy aynı zamanda Zeytin ailesinin köyü. Hüseyin Zeytin, köyüyle ilgili bilgiler veriyor.

Köy 1994'te boşaltıldığında 35 ev varmış, şimdi bu evlerin hiçbirinden eser yok. Yalnızca tek bir evin penceresi kalmış.

Boşaltıldıktan sonra köye hiç kimse uğrayamamış. Giriş yasağı dört yıl önce tamamen sona ermiş ama köylüler dönmemişler. Ta ki çözüm süreci başlayana dek. Elbette bu dönüş yerleşme amaçlı değil. Sadece baharla birlikte bir kaç ay arılar için kalınıyor.

'Barış süreci kalıcı olsun'

Kavak ağaçlarının gölgesinde sohbetimizin öncelikli konusu çözüm süreci ve yakalanan huzur ortamı.

Cafer Zeytin, çözüm sürecine inanmadığını belirterek, sürecin sadece "çatışmasızlık ortamı" olduğunu savunuyor, Ali Haydar Gül, "Geçici barış süreci" demeyi tercih ediyor. Gül, devletin adım atmadığı görüşünde.

Yeni sivil demokratik bir anayasa yapılmadığını, tüm halkların, kültürlerin, dillerin anayasal güvenceye kavuşturulmadığı müddetçe barışın olmayacağını düşünüyor. Her ikisi de AKP'yi süreçle ilgili samimiyetsizlikle suçluyor. Yakalanan huzur ortamından memnun oldukları belli ama onlara göre "durum kalıcı hale getirilmeli."

Yıkılan evlerden geriye kalan tek yapı olan taş pencerenin önünde Hüseyin Zeytin çocukluk anılarını anlatıyor. Sağındaki taş yığınlarını gösterip "Evimiz buradaydı" diyor.

"Burada amcalarım oturuyordu, şurada…" sözleriyle köyde kimlerin yaşadığını anlattıktan sonra, "Çocukluğum burada geçti, bu taşların altında çok güzel anılarım kaldı, güzel günlerdi" diyor.

Kuruyan ceviz ağaçları

Hüseyin Zeytin'in şimdi köyle ilgili tek bir amacı var: Babasının anısını yaşatmak.

Bölgenin sık sık bombalandığı 1994-2004 yılları arasında kuruyan ceviz ağaçlarının arasında dolaşırken "Bunlar 500-600 yıllık ağaçlar" diyor.

Babasının büyük emeklerle oluşturduğu meyve bahçelerini anlatıyor fakat gösterdiği yerlerde meyve ağaçlarından eser yok.

Hüseyin Zeytin, "Fakir fukaranın meyve deposuydu" dediği bölgeleri yeniden canlandırmak istiyor. Geçen yıl köyde ceviz dikimine başlamış. Bu yıla kadar 600 fidan dikmiş, 600 fidan daha dikmeyi düşünüyor ama köyde su şebekesinin olmaması bu fikrinden vazgeçirmiş şimdilik Zeytin'i...

Bal üretimi

Köyde tek yaşam belirtisi arılar. Biçilmiş otlar arasına kurulan arı kovanların etrafında arılar vızıldıyor. Hüseyin Zeytin, kardeşi Cafer Zeytin ile iki yıl önce boşaltılan köyüne gelerek, arıcılık yapmaya başlamışlar.

Telif hakkı BURHAN EKINCI

Bahar ve yazları çadırlarda kalıp, köylerinde bal üretiyorlar. Bu yıl onlara yıllardır Tunceli'de organik bal üreticiliği yapan Ali Haydar Gül de katılmış.

Hüseyin Zeytin'in 250, Cafer'in 30, Gül'ün ise 300 arı kovanı var. Köylüler, yıkılmış evlerinin üzerinde arı kovanlarını konuşlandırarak, bal üretiyorlar. Balları bölge illerinin yanısıra İstanbul'a bile gönderiyorlar.

Köylüler, şimdi 90'larda köylerini boşaltıp yıkılmalarına neden olduğu için devletten, yol, su, elektrik gibi altyapı sorunları gidermesini istiyor. Hüseyin Zeytin'in ağabeyi Hasan Zeytin, "Çok baskılar gördük ama hizmet yok" diyor.

Köye dönüşte engeller

TBMM Meclis Araştırma Komisyonu'nun 14 Ocak 1998 tarihli raporuna göre, boşaltmaların başladığı 1984 yılından, son bulduğu 1999 yılına kadar, 905 köy ile 2 bin 523 mezra boşaltıldı, 378 bin 335 kişi yerinden edildi.

Boşaltılan köylere dönüş izni resmi olarak 2001'de çıktı ancak dönüş gerçekleşmedi. Bunun birçok nedeni vardı.

En sık dile getirilen gerekçeler arasında, bölgedeki güvenlik kaygısı, çatışma ortamı, can güvenliği ve korucuların varlığı sayılıyor.

Çözüme dair umutların yeşermeye başladığı 2011 sonrası durum tersine döndü.

Telif hakkı BURHAN EKINCI

PKK lideri Abdullah Öcalan ile Türk devleti arasındaki görüşmelerle başlatılan çözüm süreci, ardından yakalanan çatışmasızlık ortamıyla bu kaygılar sona erdi.

Resmi olarak 2001 yılında köye dönüş izinleri çıktı.

Ali Haydar Gül'e göre "bu sadece kâğıt üzerinde kaldı". Gül, dönüş izni çıktıktan sonra beş aileyle beraber köyüne dönmüş ama askerin "İzin yok, yasaklı" sözleriyle karşılaşmış.

Bir süre sonra da 'yardım ve yataklık' suçlamasından kendini cezaevinde bulmuş. Dava sonucu da beraat etmiş.

Bölge rahat ama...

Bölge, şimdi çözüm süreciyle rahat bir nefes almaya başladı. Köylere dönüşler hızlandı, birçok köy yeniden canlanıyor. Köylülerin anlatımına göre, dönmek istiyorlar ama ciddi engelleri var. Bu engeller asker ya da can güvenliği kaynaklı değil. Mevcut durumda, Eğriyamaç köylülerin, algısı devletin buralarda 'baskıcı, yasakçı devlet'ten, 'hizmet götürmeyen devlet'e dönüştüğü yönünde.

Eğriyamaç köylüleri topraklarına yerleşmek istiyor ama altyapı olmadığı için dönemediklerini söylüyorlar. Köyde su kaynakları var ama suyun yaşam alanlarına dönüştürülmesi içinse şebeke yok. Yollar bozuk.

"Arılarımı kamyonetle getirdim, neredeyse uçuruma yuvarlanıyorduk, 50 kovanım devrildi, arıların hepsi kaçtı" diyor Hüseyin Zeytin.

Tunceli Valisi Osman Kaymak'a göre ise köylere dönüş için hiçbir engel yok. Büyük köylerde su, yol gibi alt yapı sorunu olmadığını söylüyor. Eğriyamaç Köyü içinse yol çalışmalarının devam ettiğini ifade ediyor:

"Dozer gönderdim. Peyderpey çalışacağız. Köyün yolunu yapacağımız söyledik, söz verdik, şimdi de yapıyoruz. Su kaynakları bulunması gerekiyor. Arkadaşlarımız çalışıyor. En kısa sürede sorunlarını halledeceğiz".

Yoksul köylere sınırlı da olsa evler yapıldığını belirten Vali, "Vatandaşlarımız, barış süreci kalıcı olursa, dağların tamamen boşaltıldığına inanırsa köylerine dönmek isteyeceklerdir. Köylüler topraklarına gelirse, çok rahat bir şekilde sorunlarını çözeriz" diyor.