Aylan Kurdi ve ailesinin öyküsü

Bodrum kıyılarındaki fotoğrafıyla tüm dünyada bir anda mülteci krizi ile ilgili tartışmaları tetikleyen üç yaşındaki Aylan Kurdi'nin ailesi Kobani'dendi.

Aslında hikayelerinde doldurulmayı bekleyen pekçok boşluk var ama bilebildiğimiz kadarıyla Suriye'den Türkiye'ye uzanan yolculukları şöyle gerçekleşti:

Baba Abdullah, anne Rihan, beş yaşındaki Galip ve üç yaşındaki Aylan'dan oluşan aile, Suriye'deki çatışmaların başladığı 2011 yılının sonlarına kadar Şam'da yaşıyordu.

Ancak çatışmalar artınca ülkenin kuzeyindeki Kobani'nin 25 kilometre ötesinde bulunan Beğdik köyüne yerleştiler.

Telif hakkı Reuters

Geçen yıl bu zamanlar, Kobani IŞİD ile çatışmaların merkezi haline geldiğinde on binlerce insan gibi onlar da Türkiye'ye sığındı.

Kimliksiz

Suriye yönetimi yıllar boyunca ülkede yaşayan Kürtlere vatandaşlık vermedi; onları "yurtsuz" olarak niteledi.

2011'de isyan başladıktan sonra alınan bir kararla çoğunun vatandaşlık başvurusu yapmasının önü açıldı. Ancak pek çoğu savaş nedeniyle başvuru yapamadan ülkelerinden kaçmak zorunda kaldı.

Telif hakkı AP

Kurdi ailesinin hangi statüde oldukları bilinmiyor.

Türkiye'ye geldiklerinde, diğer Suriyeli mülteciler gibi onlar da "misafir" statüsünde sayıldı.

Türkiye savaşla birlikte başlayan mülteci krizine ilk yanıt veren komşu ülkelerden biri oldu ve Ekim 2011'de geçici koruma politikası uygulamaya başlayarak, mültecilerin ülkelerine geri gönderilmemelerini garanti altına aldı.

Ancak savaştan kaçanlara kapılarını açsa da, sadece "misafir" statüsü veriyor.

Kanada'ya başvuru yapıldı mı?

Kurdi ailesi İstanbul'da yaşıyor ancak Türkiye'den ayrılmak, başka bir ülkede yaşamak istiyodu.

Baba Abdullah'ın 20 yıldır Vancouver'de yaşayan ve kuaför olarak çalışan kardeşi Tima, kardeşi ve ailesinin Kanada'ya gelmeleri için "G5" isimli özel sığınmacı vizesine başvurduğunu söylemişti.

Telif hakkı Reuters
Image caption Aylan'ın Kanada'da yaşayan halası Tima Kurdi, Abdullah ve ailesi için sığınma başvurusu yapmadığını açıkladı.

Ancak daha sonra bu başvurunun diğer kardeşi Muhammed Kurdi ve ailesi için yapıldığı anlaşıldı.

Kanada Vatandaşlık ve Göçmen Bakanlığı Abdullah Kurdi ve ailesi için kendilerine yapılmış bir başvuru olmadığını söylüyor.

Bakanlıktan BBC'ye yapılan açıklamada, "Muhammed Kurdi [Abdullah ve Tima'nın kardeşi olduğu düşünülüyor] için yapılmış bir başvuru büromuza ulaştı ancak yasal sığınmacı statüsünün tanınması için gerekli kanıtlar eksik olduğundan, yasal gereklilikleri karşılamıyordu ve başvuru reddedildi." denildi.

Tima Kurdi daha sonra bir basın toplantısında Abdullah ve ailesi için sığınma başvurusu yapmadığını açıkladı.

'Dördüncü girişimleri'

Aileye yakın akrabalar, Kurdi ailesinin daha önce de Türkiye'den ayrılmak için girişimde bulunduğunu ve bu sonuncusunun dördüncü girişimleri olduğunu söyledi.

Dördüncü girişimlerinde İzmir'de, onlara Kos adasına giden bir bot temin edecek kişilerle görüştüler.

Deniz yoluyla karşıya geçmek için 4 bin 400 dolar ödedikleri düşünülüyor. Bu para bütün ailenin Kanada'ya uçakla gidiş masraflarını kat kat karşılayacak bir miktar.

Ailenin parayı kendi birikimleri ve akrabalarından aldıkları borçla denkleştirdiği düşünülüyor.

Aylan, babası Abdullah, annesi Rihan ve abisi Galip ile birlikte 2 Eylül Çarşamba sabahı erken saatlerde Türkiye'den ayrılarak İstanköy (Kos) adasına gitmek için yola çıktı.

Ancak deniz yolculukları, kıyıdan ayrıldıktan birkaç saat sonra yüksek dalgaların botu zorlamaya başlaması ve kaptanın kaçmasıyla sona erdi.

Abdullah Kurdi eşi ve iki küçük çocuğunu kurtarmaya çalıştı ancak başaramadı.

Ailesinin boğulduğu anları ise BBC'ye şöyle tarif ediyordu: "Çocuklarımı ve karımı tutmaya çalıştım ama başaramadım. Birer birer öldüler.

"Ben tekneyi kullanmaya çalıştım ama büyük bir dalga tekneyi vurdu. O zaman olanlar oldu.

"Onlar dünyanın en güzel çocuklarıydı. Herkes için çocuğu dünyanın en değerli şeyi değil midir?

"Onlar muhteşemdi. Oynamak için her sabah beni uyandırıyorlardı. Bundan daha güzel ne olabilir ki? Her şey bitti.

"Şimdi ailemin mezarının başında oturmak ve acımı böyle hafifletmek istiyorum."

Ailenin cenazesi bugün Kobani'de defnedildi.