Cizre: Sokağa çıkma yasağı altında hayat

Telif hakkı DHA

Cizre'de sokağa çıkma yasağı dördüncü gününde.

İlçeyle telefon ve internet yoluyla iletişim kurulamıyor. Şu ana kadar üç ikisi çocuk üç sivilin hayatını kaybettiğini belirtiliyor.

Şırnak Valisi ve Cizre Kaymakamı'na ulaşma çabalarımız sonuç vermedi.

İlçeyle iletişim çok sınırlı, ancak HDP'li vekiller zaman zaman gelişmeleri sosyal medya hesapları üzerinden duyurabiliyor.

HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, dün akşam bir fotoğraflı mesaj paylaştı; 10 yaşındaki Cemile Çağırga'nın fotoğrafını.

Image caption Faysal Sarıyıldız, Cizre'den attığı twitlerden beşincisinde Cemile Çağırga'nın babasının kızıyla ilgili sözlerini aktarıyor

23 yıl arayla ikinci çocuğunu kaybetti

Babasının adı Ramazan Çağırga.

Cemile de Çağırga'nın kaybettiği ilk çocuğu değil.

1992 yılında babasının evine düşen havan mermisi sonucunda kızı Fatma ile birlikte Ramazan Çağırga; babası Hacı, annesi Leyla, erkek kardeşi İsmail, kız kardeşi Nadire, yengesi Sinem ve yeğeni Hanife'yi kaybetmiş.

Telif hakkı DHA

Bu olayda sakat kalan aile fertlerinin olduğunu, Çağırga ailesinin davasına bakan ve o dönem henüz altı aylık avukat olan Tahir Elçi'den öğreniyoruz:

''Baktığım ilk davalardan biriydi. Ramazan ve ailesinin birlikte yaşadığı eve havan topu mermisi isabet ediyor. Olayda yedi kişi hayatını kaybetti. Birkaç kişinin sakat kaldığını da hatırlıyorum. Davayı AİHM'e taşıdık ve ailenin yaşadığı trajediye tanıklık ettim.''

Çağırga ailesinin yedi ferdi, 1992 Cizre Nevruzu sırasında yaşanan olaylar sırasında hayatını kaybetmişti.

1990'lar korkusu denilince, o dönemin simgelerinden biri olan 1992 Cizre Nevruzu ilk akla gelen olaylardan.

Dönemin HEP milletvekilleri 1992'de Başbakan Demirel'i ziyaret ederek Nevruz kutlamaları için izin verilmesini istemiş; Başbakan görüşmeden sonra "Nevruz'u herkes serbestçe, hukuk kuralları içinde kalarak, provokasyona ve tahriklere kapılmadan kutlayacak" açıklaması yapmıştı.

Cizre sakinleri o gün Nevruz'u kutlamak için ilçe mezarlığının bulunduğu alana gitmek istedikleri sırada güvenlik görevlilerinin engellemesi ile karşılaştılar. Gitmekte ısrar edince de üzerlerine ateş edildi.

Günlerce devam eden olaylar sırasında resmi rakamlara göre biri gazeteci olmak üzere 57, gayrı resmi rakamlara göre ise 94 kişi yaşamını yitirdi.

Cizre ve Şırnak'ta yaşananların uluslararası kamuoyunda duyulması üzerine Almanya ''sivil Kürt halkına ateş açıldığı "gerekçesiyle Türkiye'ye silah sevkiyatını durdurmuştu.

BM inceleme komisyonu da 15 Nisan 1992'de yayınladığı raporda güvenlik güçlerinin sivil alanları 20 saat boyunca taradığı yönündeki tespitlere yer vermişti.

Ramazan Çağırga'nın ailesinden yedi kişinin ölümüne neden olan havan topu mermisi o olaylar sırasında evlerine isabet etmişti.

23 yıl aradan sonra ikinci çocuğunu da kaybeden veren Ramazan Çağırga, 2013 Kasım ayında Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Süreci Komisyonuna 90'lı yıllarda yaşananları ve talepleri şu şekilde dile getirmiş.

''90'lı yıllarda aynı zamanda bölgede ciddi anlamda, binlere varan faili meçhul cinayetler yaşandı. Bir o kadar, kaybettirilen ve faili meçhul cinayete kurban gidenler şu an toplu mezarlarda bulunuyor. Şu an bölgenin birçok yerinden kemikler fışkırıyor. İnsanlar artık bu olayların faillerinin ortaya çıkarılmasını istiyor ve en büyük taleplerinden biri de, bir DNA veri tabanının kurulmasını talep ediyorlar.''

Ferhat Encü: Durum çok kötü

Şırnak milletvekili Ferhat Encü, Cizre'deki HDP heyetinden. Sorularımızı yanıtlarken, yüksek bir binanın sekizinci katında Silopi şebekesinden aldığı sinyallerle telefonla konuşabildiğini belirten Encü, halkın çok zor durumda olduğunu, durumun çok kötü olduğunu ve yüksek noktalara keskin nişancıların konumlandığını aktarıyor.

Telif hakkı DHA

Encü ''Markete gitmek isteyen birçok kişinin gözaltına alındığı söylendi. İkisi çocuk üç kişi keskin nişancılar tarafından vuruldu. Evlerde yaralılar var ancak ambulanslar da polis izin verince gelebileceklerini söylüyorlar. İnsanlar gözaltına alınmak ve infaz edilmek korkusuyla hastanelere gidemiyor'' diyor.

Davutoğlu: Cizre'yi mayınlardan siviller için temizliyoruz

Başbakan Ahmet Davutoğlu ise, Dağlıca'daki saldırılarla ilgili açıklaması sırasında Cizre'ye de değindi ve burada yürütülen operasyonun sivillerin güvenliğini sağlamayı amaçladığını belirterek, şunları söyledi:

''Şu anda Cizre'de, sokakları mayınlarla halkın geçişine izin vermeyecek şekilde tahrip edenlere de karşı operasyon yürütülüyor. Tek tek bu mayınları temizliyor. Canlarını ortaya koyuyorlar. Ama birileri bu mayınlamayı, oradaki silah mevcudiyetini silahlanmayı görmeyen birileri de buradan hareketle silahlı kuvvetlerimize dönük olarak itibarsızlaştırmak çabası içindeler.''

Yerel yetkililer de sokağa çıkma yasağını aranan PKK'lıların yakalanması, mahallere girişi engellemek için kazılan hendeklerin kapatılması ve patlayıcılarla oluşturulmuş barikatların bertaraf edilerek huzurun sağlanması amacıyla ilan ettiklerini açıklamıştı.

'Cizreli av ve avcı meydanı gibi'

Dört gündür süren yasak, kentte günlük hayatı da durma noktasına getirdi.

Nur Mahallesinde sabit ev telefonundan ulaşabildiğimiz Şerife adındaki 55 yaşındaki Cizreli ev hanımı, çok kötü durumda olduklarını söylüyor.

''Ne su var, ne elektrik. Yiyecek yemeğimiz de kalmadı. İçecek su bulamıyoruz. Sokağa çıkmayı bir tarafa bırakın, keskin nişancıların korkusundan bahçeye bile çıkamıyoruz. Cizre av ve avcı meydanı gibi. Dışarıya çıkanı keskin nişancılar vuruyor, daha ne kadar dayanabiliriz, bilemiyorum'' diyor.

Keskin nişancı iddialarını sormak üzere vali ve kaymakama ulaşmaya çalıştık ancak yanıt alamadık.

HDP milletvekili Ferhat Encü, mahallelerde insanların kendilerini korumak için zaman zaman silahlarla karşılık verdiğini söylüyor. ''Ama onlar da o bölgenin insanları. Gözaltına alınınca infaz edilme kaygısı yaşıyorlar'' diyor.

Encü, HDP'nin Cizre'de yüzde 85 oy alması sonucunda cezalandırıldığını savunuyor.

1992 Cizre Nevruz'unda yaşanan olayları hatırlatan Encü, "Burası hem devlet için hem PKK için stratejik bir yer. Devlet burada insanların iradesini kırmak istiyor. üç gündür burada yaşatılan ve savaş halinden bile kötü bu durumun en temel nedeni de AKP'nin burada kaybetmiş olması. Bu yüzden de Cizre'yi cezalandırıyorlar" diyor.

Tahir Elçi: Valiler Anayasaya Aykırı Davranıyor

İki gün önce Cizre'ye giden ve oradaki durumla ilgili bir rapor hazırlayacaklarını söyleyen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, şehrin bir çok yerine keskin nişancıların konulduğunu söylüyor.

Telif hakkı Cagil Kasapoglu

90'lı yıllarda PKK'nın büyük destek gördüğü Cizre'de birçok hak ihlalinin yaşandığını hatırlatan Diyarbakır Barosu Başkanı, şöyle devam ediyor:

''Cizre öteden beri Kürt siyasetinin en yaygın olduğu bir yer. Cizre'ye gittiğinizde babasını faili meçhule kurban vermiş ama bugün yetişkin olan yüzlerce insanla karşılaşıyoruz. YDGH'liler haftalardır ilçede hendekler kazmış ve bu durumda er geç bir operasyonun olacağı belliydi. Yetkililere bu sorunun silahsız yöntemlerle çözülmesi çağrısını yaptık ama maalesef sonuç alamadık.''

Elçi, ilçede dört gündür ilan edilen sokağa çıkma yasağının yasalara aykırı olduğunu savunuyor.