15 Eylül İngiltere basın özeti

Telif hakkı BBC World Service

Guardian gazetesi dün Brüksel'de mülteci krizinin ele alındığı AB İçişleri Bakanları toplantısında mültecilerin sığınma başvurularını reddetmek için Afrika ve diğer ülkelerde mülteci kamplarının kurulmasının ele alındığını yazıyor.

Gazete toplantıdan önce hazırlanan bildirge taslağında özellikle Afrika ülkelerinde "kabul merkezleri" kurulmasından bahsedildiğini belirtiyor.

Bildirgede "Etkilenen bölgelerde güvenli ve sürdürülebilir kabul merkezleri açmayı ve geldikleri ülkelere dönüşleri mümkün olana kadar devamlı ve yeterli imkânlar sağlamayı amaçlayan strateji orta vadede uygulanmaya başlanacak. Sistem işlemeye başladığında da AB üyeleri güvenli bir üçüncü ülkede oldukları gerekçesiyle sığınma başvurularını reddedebilecek konuma gelebilecek." deniliyor.

Sığınma prensibi

Öneriyi İngiltere İçişleri Bakanı Theresa May'in de desteklediğini söyleyen Guardian, geçmişte göçmen avukatlığı yapan Avrupa Parlamentosu Medeni Haklar Komisyonu Başkanı ve Claude Moraes'in ise "Sığınma prensibi bütün önerilerin odağında olmalı. Güvenli ülkeler fikri bu hakkı erozyona uğratma potansiyeline sahip" dediğini aktarıyor.

'Elveda değerler Avrupası'

Guardian Avrupa Birliği'nin mülteci krizi karşısında aldığı tutumu başyazılarından birinde el alıyor. "Elveda değerler Avrupası, yeniden merhaba kale Avrupa" başlığını taşıyan yazıda dikkat çeken satırlar şöyle;

"İki haftadan kısa süre içinde Avrupa, kıyılarımıza ulaşmak için çabalayan Suriyeli ve diğer göçmenlere şefkat ve empati göstermekten, göçmenleri durdurup geri döndüren bir kale anlayışına döndü. Bu iki tutumun da nedenleri hem ayıplanmayı hak ediyor, hem de anlaşılabilir. Avrupalılar bu insanlara acıyor ve onlardan korkuyor. Daha çok bu kadar çok sayıda gelmelerinden korkuyorlar. Bu iki duygu arasındaki denge ülkeden ülkeye, haftadan haftaya değişiyor. Küçük Alan Kurdi'nin Türk sahiline vurması Almanya'yı sıradışı bir adım atarak kuralları askıya almaya ve kapılarını açmaya yöneltti. Bu karar ahlaki açıdan cesur olmakla birlikte pek de akıllıca değildi. Acil bir duruma verilen cömert insani tepki, Ortadoğu ve Afrika'daki çok sayıda insan tarafından Avrupa'nın, özellikle de Almanya'nın onları almaya hazır ve istekli olduğu şeklinde yorumlandı...Ne diplomasi, ne de yükü paylaşmak bu krize son vermeyecek. Çok sayıda mülteci Avrupa'ya ulaşmaya devam edecek ve Avrupa bu süreç boyunca hatalar yapmaya, mültecilerin çektiği acılardan duyulan kaygıyla şimdiye kadar hayal ettiğimizden farklı bir gelecek korkusu arasında kalacak. Umutsuzca bir çözüme ihtiyaç duyuyoruz ama bu çözümü daha bulamadık"

Mültecilerin Edirne üzerinden Avrupa rotası

Times ise mültecilerin Avrupa'ya giderken kullandıkları yeni bir rotadan bahsediyor.

Türkiye üzerinden Bulgaristan ve daha sonra Avrupa'ya doğru uzanan rotanın geçmişte mafya tarafından uyuşturucu, çalıntı araç ve insan kaçakçılığında kullanıldığını yazan gazete, 2013 sonbaharında 10 bin Suriyeli'nin bu yolla Bulgaristan'a girdiğini söylüyor.

Daha sonra deniz yoluyla Avrupa'ya girişlerin ucuzlamasıyla bu rotanın terk edildiği ama daha sonra hem deniz yolunun pahalanması hem de özellikle Alan Kurdi'nin ölümünden sonra Türkiye'nin kıyı bölgelerinde arttırılan güvenlik güçlerinin karadan Avrupa'ya gidişleri çoğalttığı vurgulanıyor.

Gazete geçen Cuma Edirne'de İzmir ve Bodrum'da uygun bot bulamamalarından sonra karayolunu kullanmak isteyen 800 göçmenin Edirne'de gözaltına alındığını yazıyor.

Times Türk polisinin Avrupa pasaportuna ve vizesine sahip olmayan hiçbir mültecinin Edirne'ye girişine izin vermediğini ama yine de bu önlemlerden kaçmayı başaran mültecilerin bulunduğunu belirtiyor.

'Uyarı yapılmadan ateş açıldı'

Daily Telegraph Meksika'nın Mısır Ordusu ve polisinin yanlışlıkla vatandaşlarını öldürmesi konusunda açıklama talep ettiğini yazıyor. Gazete Meksika Dışişleri Bakanı Claudia Ruiz Massieu'nun makamına çağırdığı Mısır Büyükelçisi'nden "çabuk, ayrıntılı ve derinlemesine" bir soruşturma istediğini yazıyor.

Daily Telegraph'ın haberine göre görgü tanıkları da helikopterlerin uyarı yapmadan ateş açtığını söylüyor.

Meksikalı gruba rehberlik yapanlardan Nabil el Tamawi'nin yeğeni Muhammed Salama "İlk atıştan sonra herkes kaçmaya çalıştı. Saklanacak bir yer yoktu. Altı kişi tamamen kömür oldu ve araçlar da yok edildi. Seyahatin takvimi güvenlik güçlerine verildi ve bir polis koruması verildi. Araçların plakaları kurallar uyarınca otelde kaydedildi." diyor.

"Tabaklar büyüdükçe çok yiyoruz"

Bugün neredeyse tüm İngiltere basınında yer alan bir sağlık araştırması haberi var.

İngiltere'nin Cambridge Üniversitesi'nde porsiyon büyüklüğünün kalori tüketimine etkilerini ele alan 60'tan fazla çalışmanın incelenmesi sonucu büyük tabaklarda yemenin, daha çok yemeyi teşvik ettiği sonucuna varıldı.

Araştırmaya göre porsiyon büyüklüğünü azaltmak kalori tüketimini İngiltere'de yüzde 12, ABD'de ise yüzde 16 oranında azaltabilir.

Cambridge Üniversitesi'ndeki Davranış ve Sağlık Araştırmaları Birimi'nden Gareth Jankens "Porsiyon büyüdükçe insanların daha çok yediği açık bir gerçek gibi görünebilir. Ancak bu sistematik incelemeye dek bu alandaki kanıtlar bölük pörçüktü ve ortada net bir resim yoktu" diyor.

Uzmanlar restoranlardaki porsiyon büyüklüğünü belirleyen yasal bir düzenleme olmadan bu çalışmanın nasıl gerçek hayata uygulanacağını bilmediklerini söylüyor. Ancak uzmanlar insanların kendilerini daha küçük tabaklarda yemeye alıştırabileceğine dikkat çekiyor.

Haberde ayrıca 1900'lü yıllardan bu yana tabakların dörtte bir oranında büyüdüğünün tahmin edildiği vurgulanıyor.

İlgili haberler