18 Eylül İngiltere basın özeti

Telif hakkı BBC World Service

İngiltere basını Avrupa'ya yönelen büyük mülteci akınına geniş yer vermeye devam ediyor.

Gazetelerin dünya haberleri sayfalarında dün Hırvatistan'da polis ve mülteciler arasında yaşanan arbede geniş bir şekilde işlenirken, Financial Times Almanya'nın kriz karşısındaki tutumunun Doğu Avrupalı diplomatları öfkelendirdiğini yazıyor.

Gazete Çek İçişleri Bakanlığı'nın Almanya'nın geçen Pazar günü Avusturya sınırında kontrollere başladığını televizyon haberlerinden öğrendiğini söylüyor.

Financial Times Çek Cumhuriyeti'nin Almanya'nın mültecilerin zorunlu kotalarla AB ülkelerine dağıtılmasını öngören planına karşı çıkmasına kızan Berlin'in Çek yetkililerin telefonlarına günlerce çıkmadığını yazıyor.

Gazeteye konuşan üst düzey bir Çek yetkili "İletişim kurmayarak bizi cezalandırıyorlar. Son bir haftadır bizimle konuşmuyorlar. Talep ettiğimiz halde mülteci krizi konusunda hiçbir iletişim yok." diyor.

"Pasif agresif zorbalık"

Financial Times, bu durumun Almanya ve daha küçük AB ülkeleri arasındaki kavganın son işareti olduğunu söylüyor. Gazete bir diplomatın da Almanya'nın tutumunu "Pasif agresif zorbalık" diye tanımladığını yazıyor.

Financial Times konuya başyazılarından birini de ayırmış. Gazete, mülteci krizinin Doğu ve Batı Avrupa bölünmesi riskini beraberinde getirdiği görüşünde. Dikkat çeken satırlar şöyle;

"AB'nin 28 üyesi uzun süredir, büyük bir sorunla karşı karşıya aralarında didişmeleriyle meşhur. Kıtanın yakın geçmişindeki en büyük mülteci sorunuyla karşılaşıldığında da Avrupa yönetimleri her zamanki gibi davrandı...Avrupa'nın mülteci krizine ortak bir tepki verememesinin suçu sadece Doğu Avrupalılara yüklenemez. Örneğin İngiltere 20 bin mülteci alacağını söylese de, AB Komisyonu'nun zorunlu kota planını doğrudan reddetti. Almanya ise Doğu Avrupalıların kota sistemini reddetmesine öfkeyle tepki gösterip bazı yapısal AB fonlarının kesilmesi gerektiğini söyledi. Bu AB kurallarına aykırı olsa da, Almanya bu ülkelerin sorumluluklarına dikkat çekmekte haklı... Avrupa mülteci krizine ortak bir yaklaşım geliştirememesi nedeniyle ağır bir bedel ödüyor. Almanya mülteci akınıyla başa çıkabilmek için sınır kontrollerine başladı ve Schengen bölgesini tehlikeye attı. Ama bu kriz Avrupa'nın sadece sınırlarla değil, değerlerle bölünürse daha da büyür. Bu tüm Avrupalıların, özellikle de Doğu Avrupa'dakilerin kaçınmak için her şeyi yapması gereken bir durum."

İngiltere'de "üç bin terör şüphelisi"

Times'ın manşetinde ise İngiltere'de yetişmiş üç bin terör şüphelisinin saldırı düzenlemeyi planladığı söyleniyor.

Gazete güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberde, istihbarat servisi MI5 ve terörle mücadele polisinin üç bin kişiyi gözlem altında tuttuğunu yazıyor.

MI5'ın da çoğu 20 yaşından genç olan İngiltere vatandaşı şüphelilerin haftalar içinde şiddet kullanacak derecede radikalleşebileceği uyarısında bulunduğu belirtiliyor.

Times ayrıca yetkililerin, radikal İslamcı şüphelilerin önemli bir kısmının ruhsal sağlık sorunları yaşadığı ve bu durumun da şüphelileri çeşitli örgütlerin adam kazanma faaliyetlerine karşı savunmasız bıraktığını söylediğini aktarıyor.

Gazete şiddet olaylarına girişebileceğinden şüphelenilen kişi sayısının 2007'den bu yana yüzde 50 arttığını, sayının özellikle IŞİD'in yükselişiyle birlikte son iki yılda yükseldiğini belirtiyor. Ayrıca şüphelilerin büyük kısmının Suriye'ye hiç gitmediği, ancak IŞİD'in internet üzerinde yaptığı propaganda faaliyetlerinin etkisi altında kaldıkları vurgulanıyor.

Taş atan Filistinlilere karşı keskin nişancılar

Times'ın dünya haberleri sayfalarında ise İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun keşkin nişancıların taş atan Filistinli gençleri hedef almasını istediği belirtiliyor.

Netanyahu'nun geçmesini istediği yasanın, geçen hafta Kudüs'te bir sürücünün Filistinli gençlerin fırlattığı iddia edilen taşın aracına isabet etmesi sonucu bir direğe çarparak ölmesinden sonra gündeme geldiği vurgulanıyor.

Haberde Batı Şeria'da görev yapan İsrail askerlerinin ölümcül bir risk oluşturmaları halinde taş atanlara karşı keskin nişancılar kullanabildiği belirtilirken, 1967 savaşı öncesi sınırların içinde kalan kalan yerlerdeyse sadece göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanılabildiği vurgulanıyor.

İnsan hakları gruplarının yasa değişikliği teklifini eleştirdiği vurgulanırken, bazı taş atan Filistinlilerin yaşının 12 olduğu ve bu gençlerin zaten 20 yılı bulan hapis cezalarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekiliyor.

Tecavüzle suçlanan Suudi diplomat

Guardian, Hindistan'da iki Nepalli hizmetçiyi dövmek ve defalarca tecavüz etmekle suçlanan Suudi bir diplomatın, diplomatik korumadan faydalanarak ülkeyi terk etmesini haberleştiriyor.

Hint Polisi'nin geçen hafta diplomatın evine baskın yaptığını söyleyen gazete, baskında iki Nepalli hizmetçinin bulunduğunu söylüyor.

Hizmetçilerin diplomatı kendilerini zorla tutmakla, yiyecek ve içecek vermemekle ve en az 15 gün boyunca sayıları yediyi bulan erkeklerin tecavüzüne uğradıklarını iddia ettikleri belirtiliyor.

Suudi Arabistan Büyükelçiliği'nin ise suçlamaları "tamamen temelsiz" diye tanımladığı aktarılıyor. Suudi diplomatın diplomatik koruma sayesinde ülkeyi terk etmesine karşın, Nepal'in adaletin yerine getirilmesi çağrısı yaptığı vurgulanıyor.

Haberde ayrıca, 1964 tarihli Viyana Sözleşmesi'nin diplomatlar ve ailelerinin herhangi bir suçtan gözaltına alınmasını ya da tutuklanmasını yasakladığı hatırlatılıyor.

İlgili haberler