Yarmuk kampının piyanisti Avrupa'ya göç etti

Şam yakınlarında Filistinli mültecilerin yaşadığı harabeye dönen Yarmuk kampındaki piyanist Ayham Ahmed'in internette paylaşılan videoları kampta yaşama tutunma mücadelesinin sembollerinden olmuştu.

Fakat Ayham artık Suriye'yi terk eden milyonlarca kişiden birisi.

Ayham, BBC muhabiri Ian Pannell'e, onu göç etmeye zorlayan koşulları ve tehlikeli Avrupa yolculuğunu anlattı:

"Yarmuk'un kısmi olarak ablukaya alınmasından altı ay sonra kampta nefes alacak yer kalmadı. Kampa un, ekmek sokmak yasaktı. Her şey yasaktı."

"Bir yolunu bulsalar soluduğumuz havayı bile keserler diyorduk. Çocuklarımızı zor duruma soktuğumu düşünmeye başladım. Neden kaldım? Ne yapabilirdim?"

"En zor zamanlar, oğlum Ahmed'i sabahın ikisinde ağlarken duyduğum zamanlardı. Açtı ve ona verebileceğim süt yoktu. Biraz param vardı ama parayla da olsa ona alabileceğim bir şey yoktu."

"Hayatımın en zor zamanlarıydı. Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım."

"Bu yıl Nisan'da, doğum günümde kampı terk etmeye karar verdim. Beni tehlikeye attığından artık piyano da çalamıyordum. Piyanoyu kartonlarla kaplayıp vagona attım ve kampı terk etmeye çalıştım."

"Fakat kontrol noktasında bir IŞİD üyesi vardı. Bana, 'Müzik aletlerinin haram olduğunu bilmiyor musun?' diye tepki gösterdi ve piyanomu yaktılar."

"Türkiye'ye yolculuğum çok tehlikeliydi. Yılanların arasında dört saat yürüdüm. Çocuklarımı getirmediğim için Allah'a şükrettim. Çünkü yetişkin erkekler bile düşüyordu, birkaçına ben de yardım ettim."

"Deniz yolculuklarından çok korkuyorum. İzmir'e yaklaştıkça endişelenmeye başlıyorum. Deniz, en son 2007'de Lazkiye'de gördüğüm gibimi olacaktı acaba? İyi mi davranacaktı? Yoksa birkaç gün önce o çocuğun canını aldığı gibi bir demiz mi olacaktı?"

"İzmir'de amcamla buluşup geçişimizi planlayacaktık. Dolandırılmamaya dikkat etmeliydim çünkü çok az param vardı."

"Bir an evvel bu yolculuğu tamamlayıp Şam'dan çocuklarımı ve karımı Almanya'ya getirmek onları tekrar görmek istiyordum."

"Türkiye yolunda kum fırtınasına yakalandım. Rüzgâr artıyor, hava giderek soğuyor, dalgalar da büyüyordu. Avrupa'da insanların çadırlarının içinde titrediğini görmüştüm."

"Çok yorgun olmama rağmen mümkün olan en kısa zamanda geçmek istiyordum. Boğulmazdım belki ama Avrupa'da soğuktan ölebilirdim."

"Botun motoru bozulunca Türkiye'de iki gün mahsur kaldık. Allaha şükür şimdi buradayım. Güzel bir duygu. Her geçtiğim bölgeden yeni bir umut yükseliyor gibi hissediyorum."

"Suriye'den Türkiye'ye geçtiğimde hayatım çok değişti. İzmir'de suların aktığını, elektriklerin kesilmediğini gördüm. Kamptaki hayatımla arasındaki farkı düşündüm."

"Şimdi ise ormanları, harika doğayı ve temiz kıyıları görüyorum. Çok gergindim çünkü bu kadar uzak olmasını beklemiyordum. Bir noktada üzerimdeki can yeleğini fırlatıp kıyıya yüzmeyi düşündüm."

"Bizi bota koyan kaçakçı ayak sürüyordu, bizi dolandırdığını düşünmeye başlamıştım. Ama şimdi Yunanistan'dayım. Mutluyum ve rahatlamış hissediyorum."

"Çok yorgunum. Bottaki insanlar aşırı gergindi. Paranoyaktılar ve korkuyorlardı. Yine de sorunsuz bir yolculuk oldu. Deniz sakindi, sanırım sahil güvenlik ekipleri de uyuyordu."

"Şimdi tehlikeden, boğulma tehlikesinden uzağım. Umarım ailemi getirebileceğim güvenli bir yere ulaşabilirim. Çünkü her yer Ahmed, Kinan ve anneleriyle çok daha güzel olur. Umarım Almanya'ya gider ve karımla, çocuklarımla yeniden bir araya gelebilirim."

İlgili haberler