7 Haziran sonrası süreç CHP tabanını nasıl etkiledi?

Telif hakkı AFP

Sağlı sollu uzanan şık vitrinli mağazalar, modern kafe ve restoranlar, birçoğu bahçeli apartmanlar, bazıları lüks otomobiller...

Yaklaşan 29 Ekim kutlamaları nedeniyle direkler arasında asılı Türk bayrakları....

Bazı ev ve dükkânlarda üzerinde kalpaklı Mustafa Kemal siluetinin bulunduğu ay yıldızlı bayraklar...

Sağda, solda Ankara saldırısıyla ilgili afişler...

Barış temalı 29 Ekim pankartları

Kadıköy Belediyesi'nin astığı, üzerinde 'Barış İçinde Cumhuriyet' yazan 29 Ekim pankartları…

İstanbul'un Anadolu yakasında, Bostancı’dan Kadıköy’e uzanan Bağdat caddesi, sakinlerinin yüksek gelir seviyesi ve İstanbul ortalamasının üstündeki yaşam standartlarıyla bilinen bir muhit.

Bölgenin bir diğer özelliğiyse kendisini Atatürkçü, Cumhuriyetçi, laiklik yanlısı, ulusalcı, sosyal demokrat olarak tanımlayan kesimler açısından son dönemde bir kale haline gelmiş olması.

Caddedeki bir CHP seçim bürosuna giriyoruz.

CHP'li kadınlar dağıtacakları broşürleri hazırlıyorlar.

‘Erdoğan’ın vapur açıklaması bize karşı ayrımcılık’

Bir bölümüyle bir masa etrafına oturup başladığımız konuşmamızda laiklik ve yaşam tarzıyla ilgili kaygılar hemen muhabbet konusu oluyor.

CHP'li kadınlara göre AKP'yi destekleyen "dinci kesim" onlara ayrımcı bir yaklaşım sergiliyor.

Bu kaygıları anlatırlarken, Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanken sarf ettiği "Kadıköy'de vapurdan inen kadınların durumunu görüyorum, bunlar benim değerlerimle uyuşan şeyler değil" sözünü hatırlatıyorlar. "İşte bu açıktan ayrımcılığın ifadesi" yorumunu yapıyorlar.

‘Bizim onlara değişti ama onlar bize hâlâ düşmanca bakıyor’

Emel Hubay "kendi tabanlarından insanlarda muhafazakâr kesime yaklaşımda değişimler olduğunu ancak muhafazakâr kesimin kendilerine yaklaşımının değişmediğini" söylüyor:

"Örneğin 15 yıl önce türbanlı bir kadına Bağdat Caddesi'nde yürürken tepki gösterenler çıkabileceğini ancak bugün artık böyle bir şeyin asla yaşanmayacağını" belirtiyor Hubay ve ekliyor:

"Buradaki CHP seçmeni onları oldukları gibi kabullendi. Ancak son zamanlarda gördük ki onlar bizi kabullenmiyor. Buradaki bölgeler onlar için zararsız ama onların bölgeleri bizim için zararlı.

‘İnsanlar dolma vaziyetinde’

"Muhit sakinlerinin bazı yaklaşımlarının geçmişe kıyasla değişmesiyle" ilgili Demet Yoğurtçuoğlu da şunu vurguluyor:

"Korktuğumuz için değil, vatanımızın birliği bütünlüğü için aştık. Buna hepimiz mecburuz. Ama onlar bizi kabul etmiyor. İnsanların bir dolma sınırı var. Bu yüzden insanlar şu anda dolma vaziyetinde."

CHP'li kadınlar çatışma sürecini konuşurken bunun asıl sorumlusu olarak hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı gösteriyorlar.

‘Sürekli bilmece çözmekten yorulduk’

Hubay, "Ben şu andaki olayların PKK'yla ilgisi olduğuna inanmıyorum. Bence bu derin devletin işi. Çünkü adamlar zaten içeri 80 tane milletvekili sokmuş, neden çatışma ortamı çıkarsınlar?" diyor.

Yaşanan süreçte dış güçlerin parmağının olduğu yorumları da yapılıyor. Canan Murtezaoğlu ortadaki karmaşayı vurgulamak için "Biz sürekli bilmece çözmekten de yorulduk artık" diyor.

Ankara saldırının nasıl algılandığını konuşurken Arzu Girgin, "Ankara saldırısı, doğrudan CHP'ye, HDP'ye ve solculara karşı bir saldırı olarak algılandı" diyor.

‘Çevremizde Türkiye’yi terk etmeyi düşünenlerin sayısı arttı’

Girgin ve Hüsnüan Kaleci çevrelerinde Türkiye'yi terk etmeyi düşünenlerin sayısının arttığını hatırlatıyorlar:

"Çevremizde, 'seçim sonuçları yine aynı çıkarsa ülkeyi terk edeceğim' diye düşünenler var. Gençlerde de bizim jenerasyonumuzda da var. Ama biz ne olursa mücadele etmeyi tercih edeceğiz."

HDP'ye bakışlarını konuşurken, "HDP'nin olumlu değişimler geçirdiğini, ama PKK'yla arasını daha kesin bir şekilde ayırması gerektiğini" belirtiyorlar.

‘HDP’liler Türk bayrağıyla ilgili pazarlık yapınca mitingden ayrıldık’

Emel Hubay, "geçen senelerde kadın haklarıyla ilgili Kadıköy'de düzenlenen bir mitingde HDP'li kadınlarla Türk bayrağı konusunda bir pazarlık yaşandığını, bunun üzerine tepki gösterip eylemi terk ettiklerini" söylüyor, bayrak konusundaki hassasiyetlerini dile getiriyor.

Peki son dönemde daha fazla tartışılmaya başlanan CHP'nin HDP'yle işbirliği fikrine nasıl yaklaşıyorlar?

Bu konuda farklı görüşler ortaya atılıyor ancak ağırlıklı görüş "uzun vadede iyi olabilir" çıkıyor.

‘Uzun vadede HDP’yle işbirliği olur, kısa vadede seçmen hazır değil’

Onlara göre "kısa vadede CHP seçmeni buna hazır değil".

Emel Hubay “vadeyi” şu sözlerle açıklıyor: "CHP, HDP'yle bir koalisyon kursa sonuçta bu PKK'yla bir birliktelik olmaz. Ama yine de hemen birileri çıkıp 'CHP, PKK'yla birlik yaptı' der. Burası üst tabaka, burada Türkiye'yi sadece buradan ibaret sanan bir kesim de var. Bu kesimde HDP karşıtlığı var. 'Biz Kemalistiz, onlar (HDP) bölücü' diye düşünüyorlar. Bir de burada Vatan Partisi faktörü var. Onlar da zaten CHP'ye düşmanlar. Bir de askerlerimiz ölürken CHP bir birliktelik kursa burada biter."

Telif hakkı n

Arzu Girgin, "Uzun vadede böyle bir birliktelik olursa PKK terörü de biter" diyor.

‘Mitingler saldırı endişesiyle yapılmıyor algısı var’

Seçim merkezinin ardından yine bu bölgede yaşayan, Genç Sosyal Demokratlar Yönetim Kurulu üyesi ve CHP üyesi Ali Tirali'yle görüşüyoruz.

Tirali, Ankara saldırısının CHP tabanını çok tedirgin ettiğini, büyük kentlerde miting yapılmamasıyla ilgili 'CHP'ye yönelik bir saldırı olabilir' algısının olduğunu belirtiyor.

“Kadıköy'de daha önce önemli tabanı olan ulusalcılık anlayışının seyrelmekte olduğunu” söyleyüyor Tirali.

‘Tabanda Vatan Partisi AKP’yle işbirliği yapıyor anlayışı var’

Tirali, son dönemde Sözcü gazetesinin etkisinin dahi azalmakta olduğunu gözlemlediğini belirtiyor:

"Sözcü gazetesinin CHP tabanında hala önemli bir etkisi var ama bu azalan bir etki. Gazete, ‘Vatan Partisi'ni destekliyor, CHP düşmanı, Perinçekçi’ gibi bir algı var. Tabanda Perinçek'e yönelik 'hapisten çıktıktan sonra AKP'yle işbirliği yapıyor' fikri var."

Tirali, CHP tabanında HDP'ye yönelik bakışın değişmeye devam ettiğini, burada HDP'nin CHP açısından laik bir parti olarak algılanmasının çok önemli etkide bulunduğu, eş başkanlık gibi uygulamaların büyük sempati topladığını belirtiyor.

‘Şehit haberleri CHP tabanındaki HDP sempatisi trendini yavaşlatıyor’

Telif hakkı bbc

Tirali'ye göre, "bu trendi yavaşlatan veya tersine çevirme riski olan PKK'nin gerilla faaliyeti":

"Şehit haberleri gelince CHP tabanı ondan etkileniyor. Bir de CHP öyle veya böyle Türkiye'nin 82 ilinde örgütlü.

“En son çatışmalarda geçen hafta, CHP gençlik kolları üyesi olan Tokatlı bir Alevi asker öldü. O mesela çok büyük infial yarattı."

‘Varto ve Şırnak’taki olaylar çok gayrı insani bulundu’

Tirali, CHP tabanının PKK'yı terörist olarak gördüğünü, ama insani yönden PKK'lılara yönelik bazı muamelelere de tepki gösterdiğini söylüyor:

"Birincisi Varto'da gerilla Ekin Van'ın öldürüldükten sonra çıplak teşhir edilmesi. İkincisi Şırnak'ta Hacı Birlik'in arabaya bağlanıp sürüklenmesi. Bu iki olay da devlete karşı tepkiye sebep oldu."

Bakırköy CHP: Barış için oylar CHP’ye

Telif hakkı chp

İkinci durağımız yine CHP'nin güçlü olduğu ilçelerden Bakırköy oluyor.

Yine dört yanda belediyenin 29 Ekim afişleri var.

Bakırköy sokaklarında babası belediyede zabıta görevlisi olan, Ankara'daki saldırıda yaşamını yitiren 17 yaşındaki Dicle Deli'nin resimleriyle karşılaşmak mümkün.

CHP ilçe başkanlığı, İncirli Caddesi'ndeki binasına, üzerinde Ankara'da ölenlerin isimlerinin hazırlandığı büyük bir siyah pankart asmış.

İlçe başkanlığı, üzerinde 'barış için oylar CHP'ye' yazılı çıkartmalar hazırlamış.

Bakırköy'de CHP'lilerle görüşmemizi, ilçenin Yeşilköy, Yeşilyurt, Ataköy'e nazaran sınıfsal daha mütevazı, kültürel olarak daha kozmopolit bir muhit olan Osmaniye'de yapıyoruz.

İlk konumuz siyasetteki kutuplaşmanın gündelik hayata yansıması oluyor.

‘AKP’lilerle diyalog kuramıyoruz’

Hüseyin Çobanoğlu, Sait Kaptan ve Aysel Koman, AKP'yi destekleyenler içindeki muhafazakâr kesim ile kendileri arasında gündelik hayatta pek bir temas olmadığını söylüyor.

Hüseyin Çobanoğlu, "Ben onlarla konuşmaya çalışıyorum ama şartlandırmışlar kendilerini onlar bizimle kesinlikle konuşamıyorlar" diyor.

Kendi yaşam tarzlarına tehdit hissettiklerini buna karşı geri adım atmadıklarını söylüyor ve Çobanoğlu bir örnek veriyor: “Mesela ben de bir cumhuriyet çocuğu olarak inadına onların karşısına şort giyip oturuyorum” diyor.

‘Siyasetteki bölünme maalesef toplum içinde de var’

Aysel Koman, "Onlar birbirlerini de çok kolluyorlar, birbirlerinden alışveriş yapıyolar. Siyasetteki bölünme toplum içinde de var, maalesef var."

Koman ekliyor: "Ramazan'da oruç tutmuyorum. Bakırköy'de çay bahçesinde çayımı içerken bile kendimi suçlu gibi hissediyorum. Önceden hiç yoktu bu."

CHP'liler, AKP'ye oy verenlerin bu siyasi tercihlerini "eğitimsizliğe, çıkar ilişkilerine ve borçlandırılmaya bağlıyorlar".

Çatışmaların yeniden başlamasını konuşurken bunu AKP'nin terk başına iktidar olamamasıyla ilişkilendiriyorlar.

‘Çatışmalar, Erdoğan’ın halka tehdidi’

Sait Kaplan, "Bana 400 milletvekili vermediniz, bak Türkiye ne hale geldi demek için yaptılar bunu" diyor.

“Çözüm sürecindeki gizli görüşmelerde çeşitli pazarlıklar yapılmasına tepki gösterdiklerini” belirtiyorlar.

Bununla birlikte çözüm süreci anlayışına karşı çıkmıyorlar.

‘Çözüm sürecine karşı değilim’

Aysel Koman, "Çözüm sürecine karşı değilim. Kim kan dökülsün ister?" diyor.

Ankara'daki bombalı saldırıyla ilgili ise bunun kendilerinde çok büyük acıya neden olduğunu ve olayla ilgili en fazla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tepki gösterdiklerini söylüyorlar.

HDP'ye bakışlarında geçmişe göre bir yumuşama var.

Şüphelerinin olduğunu belirmeden geçmiyorlar. Kandil ve HDP yönetiminin de kendi aralarında anlaşamadıklarını belirtiyorlar.

‘CHP-HDP koalisyonunu desteklerim çünkü padişahlığa karşıyım’

Olası bir CHP-HDP işbirliğine ise Hüseyin Çobanoğlu şu yorumu yapıyor:

"CHP olarak HDP'yle işbirliği yapılabilir. Hükümeti kurma görevi verilse anlaşma sağlanabilir. PKK'ya gelince... Burada yabancı mihrakların oyunu var. Maşa olarak IŞİD ve PKK kullanılarak Türkiye'ye baskı yapılıyor."

Aysel Koman ise "Şu savaşı bıraksınlar o zaman bu birliği destekleriz" diyor.

Kaptan da, "Milletvekili sayısı yetseydi CHP - HDP koalisyonunu desteklerdim. Çünkü ben padişahlık istemiyorum" diye konuşuyor.

Buradaki görüşmeden sonra CHP'deki gençlerin eğilimlerini de anlamak için Bahçelievler'den genç CHP’li Ufuk Bektaş'la bir araya geliyoruz.

‘CHP tabanında MHP’ye bakış değişti’

Bektaş son dönemde CHP tabanında MHP ve HDP'ye bakışta önemli bir değişim yaşandığını söylüyor.

MHP'ye bakışla ilgili dönüşümü şöyle anlatıyor:

"MHP'nin güçlü olduğu yerlerde MHP'ye destek verelim mi ya da tersten MHP bize destek versin mi’ diye tartışılırdı. Örneğin Bahçelievler belediye seçimlerinde MHP'liler belediye başkan adayında bize oy verirdi.

“Önceden, yukarıdan gelen talimatla ve adaylaştırmalarla MHP'yle bir arada durmak zorundaydık. Bahçeli Kılıçdaroğlu'nun son teklifini reddetti. Bunun da etkisiyle parti tabanında ulusalcı kesimin dahi MHP'ye bakışında değişme oldu."

‘Biz burada HDP’lilerin cenazelerini omuzladık HDP’liler de Malatya’da bizimkileri’

“HDP'ye bakışın ise zannedildiği gibi Gezi Parkı eylemleriyle değil son dönemlerde değiştiğini” söylüyor Aktaş:

"AKP'nin baskısı ister istemez bizim meydanda da, eylemde de, ölümde de omuz omuza aynı yerde olmamızı sağlıyor."

"Dicle Deli'nin cenaze birisi sarı, kırmızı, yeşil bayrak nedeniyle ‘tabutu PKK bayrağına sarmışlar’ dedi. Ama tabuta omuz veren de CHP'lilerdi. Malatya'da da HDP'li arkadaşlar CHP'li arkadaşlarımınız cenazesine omuz verdiler. Biz bu ayrımı burada kaldırmış olduk. Cenazenin hemen ertesinde Bakırköy'de bir yürüyüş yaptık. Bu bölgesel anlamda çok önemliydi."

Bektaş tabanlarında HDP'ye bakışta bazı kafa karışıklıklarının olduğunu da belirtiyor:

"Şehit cenazesi geldikçe "PKK suçlu, gene askerimizi öldürdü" diye bakıyor. Sivil ölümlerinde de Saray suçlu bulunuyor. Genel merkez dönüp de ülkeye barışı getirecek tek etkeniz deyip bu tezkereye de evet diyorsa tabanın kafasının karışması da çok normal."

‘CHP üyeleri AKP’yle koalisyona karşı, seçmense istiyor’

Bektaş, 1 Kasım sonrası AKP ile olası bir koalisyon konusunda ise parti tabanında ve gençlik örgütlerinde bu fikre büyük bir tepki olduğunu ancak seçmenlerinin ise fikri desteklediğini söylüyor.

Bakırköy'den sonra bu kez İstanbul'un merkeze uzak bir ilçesinde, Esenyurt'tayız.

Esenyurt, özellikle 1980 ve 90'lı yıllarda Doğu illerinde yoğun göç alan, gecekondu mahalleleri şeklinde büyüyüp ilçeye dönüşen, bugün dört yanında yeni toplu konut, gökdelen, rezidans inşaatlarının bulunan bir ilçe.

Esenyurt sakinlerinin büyük bölümü ücretli işçi kesimlerinden oluşuyor.

Telif hakkı chp

İlçedeki Alevi yurttaşlar CHP'nin de önemli tabanlarından.

Esenyurt, HDP'nin son seçimde İstanbul'da yüzde 22.6'yla en fazla oyu aldığı ilçe.

Biz de görüşmelerimizi bu kez, içinde Erenler Cem Evi'ni de barındıran Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı'nda, Muharrem Ayı kapsamında verilen akşam yemeğinin akabinde, vakıf yöneticileri ve Cem Evi cemaatiyle yapıyoruz.

‘Kılıçdaroğlu özveriyle çalışıyor’

Kendilerinin son dönemde ülkeyle ilgili en önemli gündemleri, siyasetten en büyük beklentileri neler?

Hasan Çimen anlatıyor: "Kurulacak iktidardan beklentimiz önce hukukun üstünlüğünün sağlanması. İkincisi gelir dağılımın eşit şekle getirilmesi. Üçüncüsü insanları birleştirici ve bütünleştirici olması ve ülkede barışın tahsis edilmesi. CHP bu konuda gerçekten çalışıyor. Sayın başkan Kılıçdaroğlu gerçekten özverili çalışıyor."

Ankara'daki patlama onlarda da büyük etki yaratmış.

Yavuz Selçuk hissettiklerini şöyle anlatıyor:

"Oğlum da Ankara'daydı. Ankara'daki patlamayı öğrendiğimde iki gün kendime gelemedim. Hala bu olay aklıma gelince elim ayağım titriyor. Yıllardır iktidarın hedefinde Aleviler ve sol kesim var. Ama son 15 senedir yönetimin bir de şeriatçı kafayla değişti. Kürt açılımı, Alevi çalıştayları sadece oyalama."

Esenyurt'ta CHP tabanında HDP'ye belli bir kayma olduğu, bunun da daha çok gençlerden olduğu düşünülüyor.

‘Aleviler olarak Altan Tan’ın açıklamalarından rahatsız oluyoruz’

"Gençlerde son zamanlarda HDP'ye bir sempati olduğu gerçek" diyen Selçuk şöyle devam ediyor:

"HDP'nin daha önceki bağımsız adaylarla meclise girmesiyle şu anda Türkiye partisi olma iddiasıyla seçime girmesi arasında bir fark var. Gençlerin o tarafa meyletmesinin bir sebebi de bir arayış içinde olmaları. CHP onlara çözüm getirmede yeterli olmuyor. Buna güven problemi de diyebilirsiniz. Ama HDP gerçekten Türkiye partisi olmak istiyorsa biraz daha herkesi kucaklayacak şekilde örüt yapısı geliştirmesi lazım. Şu anda ağırlıklı olarak Kürt partisi konumunda."

Selçuk Aleviler olarak HDP'de kendilerini en fazla rahatsız edenin Altan Tan gibi isimlerin açıklamaları olduğunu söylüyor.

Aleviler MHP’ye baraj desteği vermişti, HDP’ye de verdi’

Vakıf Başkanı Emin Yılmaz da HDP'ye bakışta değişiklik olduğu kanısında:

"Alevi toplumu her zaman mağdurun yanında yer almayı görev edinmiştir. Bir kaç seçim önce MHP'nin barajı altına düşme olasılığı gözüküyordu ve Alevilerden çok büyük bir oy oranı MHP'ye gitti. Neden? Barajın altına kalmasınlar diye. Aynı düşünce bugün HDP'ye de yansıyor. Geçmişe yönelik kıyaslama yapınca daha bir sempatiyle bakılıyor. Türkiye partisi konumunda yerini almış durumdadır."

Koalisyon konusunda farklı görüşler

Koalisyon olasılıkları konusunda ise farklı görüşler çıkıyor.

Yılmaz, "Tek başına bir iktidar gözükmüyor. Biz de geniş katılımlı bir koalisyondan yanayız" derken, Selçuk ise şöyle konuşuyor: "Alevilerin Maraş'ı, Çorum'u, Sivas'ı unutmaması lazım. Böyle olunca Alevilerin MHP'siz, AKP'siz bir çözüm geliştirmeleri lazım. Mümkün olur, olmaz bilmiyorum ama benim tercihim bir CHP-HDP ittifakı."

Bununla birlikte büyük çoğunluğu Alevilerin adresinin CHP olması gerektiği görüşleri dillendiriliyor.

‘Çorum’u yaşar gibi sandığa gitmeli’

Fadime Arslan şöyle konuşuyor: "İnsanların şimdi aynı Çorum'u yaşar gibi, Ankara'yı yaşar gibi düşünüp aklını başına toplayıp sandığa gitmesi gerekiyor. Cemevi'ne gidiyoruz, bana 'gitme, bomba falan atarlar' diyorlar. Ben diyorum ki 'öleyim de öyle öleyim'. Ben CHP'nin altında birleşelim diyorum."

7 Haziran’dan bu yana yaşanan gelişmeler Türkiye’de herkesi kaygılandırıyor.

CHP tabanında Ankara saldırılarının “AKP ve IŞİD birlikte bize saldırıyor, yine saldıracaklar” anlayışına neden olduğu, laikliğe dair endişelerin derinleştiği anlaşılıyor.

Farklı görüşler olmakla beraber HDP’ye bakışta belli bir yumuşamanın da sürdüğü görülüyor.

AKP’yle koalisyona bakışta ise tabanda farklı anlayışların olduğu fark ediliyor.

İlgili haberler