Diyarbakır'da HDP'nin hayal kırıklığı

HDP Diyarbakır'da bu seçimde 63 bin 656 daha az oy aldı. AKP'nin oyu ise 46 bin arttı.

HDP 9, AKP ise 2 milletvekili çıkardı.

Seçim sonuçları HDP tabanında bir hayal kırıklığı yaratmış görünüyor. Kimileri HDP’nin seçim sürecinde rehavete kapıldığını savunurken kimisi de son birkaç aydır bölgede yaşanan çatışmaların etkili olduğunu savunuyor.

Bir de AKP’nin tek başına iktidar olamaması halinde çizdiği karanlık tablonun insanları korkuttuğunu söylüyorlar. Fakat ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın bu sonucu doğurduğu görüşü birçok kişinin ortak kanaati.

Ofis semtinde yaşayan emekli memur Fatma Tunç da sonucun kendisini şok ettiğini söylüyor.

“Son aylarda yaşanan baskı ve şiddet etkili oldu. 400 vekil vermezseniz kaos olur açıklamaları ve aylardır yaşanan şiddet olaylarından insanların gözü korktu. Görünen o ki insanlar ekonomik çıkarlarını siyasi çıkarlarının üstünde tutmuş. Diyarbakır’da, Suruç’ta Ankara’da patlamalarda hayatını kaybeden insanların hiç mi değeri yoktu? İslami kesime yakın Kürtlerin çoğu be sefer HDP’yi desteklemedi. Ben galiba bu şoku gelecek seçime kadar ancak atlatırım” yorumunu yapıyor.

AKP’nin dar gelirlilere verdiği sosyal yardım paraları halk tabanında destek bulmasında etkili oluyor. Bağlar ilçesinde yaşayan 60 yaşındaki Asiye Hanım da oyunu AKP’ye vermiş. Fotoğrafının çekilmesini istemiyor.

“Hani HDP insanlara ekonomik olarak ne destek veriyor ki. Herhangi bir gelirim yok. Oysa AKP’nin bana faydası oldu. Kömür verdi. Ayrıca bana dul maaşı verdi. Erzak yardımı yapıyor. 30 yaşında özürlü bir oğlum var, onun bakım parasını da alıyorum. Ben bu yüzden AKP’ye oy verdim” diyor.

Sur’da Peynirciler Çarşısına uğruyorum. Konuştuğum iki dükkan sahibi HDP’ye oy verdiklerini ama bu sonucu beklemediklerini söylüyorlar.

'Önce sevindim sonra sabaha kadar uyuyamadım'

Ali sonuçların ilk açıklandığı anlarda kutlama yaptığını ama sonuç netleşmeye başlayınca sabaha kadar uyuyamadığını anlatıyor. .

“Hendek ve çatışmalar yüzünden partimizin kaybettiğini düşünüyorum. Esnafın zararı da tanzim edilmedi. Birçok insan yerinden oldu. Zarar gördü. Bence HDP de seçim süresince iyi çalışmadı. Bir de AKP’nin çok para yardımı yaptığını da söylediler, bilmiyoruz. Umarım çözüm sürecini buzdolabına kaldırdığını söyleyen cumhurbaşkanı, o dolabın fişini çekmemiştir” diyerek yeni bir çözüm süreci için kaygılı olduğunu ifade etti.

'Türkiye yas evine döndü'

Hacı da kendini mütedeyyin olarak tanımlıyor ve HDP’ye oy verdiğini söylüyor. O da hendeklerin bu sonuçta etkili olduğunu ifade ediyor ama seçim sürecinin adil olmadığını savunuyor.

Bir kamu kuruluşunda işçi olan Bircan, hayatın normale dönmesi için HDP’ye oy verdiğini söyledi. Seçim sonucundan dolayı büyük bir şok yaşadığını söyleyen genç kadın, “Türkiye birkaç ayda kocaman bir yas evine döndü. Hayatın normale dönmesi için oy verdim. Ölümlerden ve belirsiz bir gelecekten değil, hayallerimizden konuşalım istiyorum” diyerek seçim sonuçlarının tam bir hayal kırıklığı olduğunu söyledi.

“Siyasi konjonktür Haziran’da HDP’nin, Kasım’da AKP’nin lehine oldu”

1 Kasım seçiminde Diyarbakır’dan bağımsız aday olan Seyyit Haşim Haşimi seçim sonuçlarını sürpriz olarak değerlendirse de sonucu mevcut siyasi konjonktür üzerinden okumak gerektiğini belirtiyor.

“7 Haziran’da hem Roboski katliamı, hem Kobani olayları hem de seçim sürecinde patlayan bombalar rüzgarın yönünü HDP’ye çevirdi. O zamanki konjonktür HDP lehineydi. AKP o zaman hem Türkiye genelinde hem de bölgede kaybetmişti. Ama 1 Kasım’da durum farklı, siyasi konjonktür bu sefer AKP’nin lehine ve İnsanlar AKP’ye istikrar için oy verdi” yorumunu yapıyor.

7 Haziran sonuçları için 'Kürtler nankör' denildiğini hatırlatan Haşimi siyasi tepki için bağımsız aday olduğunu söylüyor.

“Benimkisi siyasi bir tepkiydi. Nankör açıklamasına gösterdiğim siyasi bir tepkiydi. Ben, bir siyasi parti kaybetsin diye seçime girmedim. Ak Parti’de Kürt temsili oluşmuyor diye tepki gösterdim ve bağımsız aday oldum. Bağımsız aday olduğum için pişman değilim. Umarım hem AKP hem de HDP ortaya çıkan siyasi tabloyu doğru okur.”

Sokak ve hendek savaşları ve devletin düzenlediği operasyonlar yüzünden birçok sivilin mağdur olduğunu söyleyen Haşimi, HDP’nin oylarının bu yüzden düştüğünü savunuyor. Ayrıca Yenişehir İlçe Belediyesi'nin astığı ve Muhammed Peygambere hakaret içerdiği gerekçesi ile İslamin kesimin tepkisine neden olan bir afişin HDP’nin Diyarbakır’da oylarının düşmesine neden olduğu belirlemesini yapıyor.

“Daha önce HDP’ye oy veren ama bu sefer bana söz veren bi mütedeyyin bir kesim vardı. Ancak karikatür olayından sonra beni arayıp özür dilediler ve bu nedenden dolayı AKP’ye oy vereceklerini söylediler ”diyor.

Çözüm ve barış için bir şeyler söylemek için erken olduğunu belirten Haşimi, netice ne olursa olsun insanların istikrar için oy kullandığını ama AK Parti’nin bu tabloyu doğru okuyacağından emin olmadığını söylüyor.

'Halk kutuplaşmaya evet demedi'

1 Kasım seçimlerine girmeyen Hüdapar'ın Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu, 'halkın geleceğine kim faydalıysa onlara oy verin' diye tabanı serbest bıraktıklarını ve kimin hangi partiye oy verdiğini bilmediklerini söylüyor.

HDP’nin oylarının düşmesinde en büyük nedeninin insanların çatışma istememesi olduğunu söyleyen Tanrıklu, öz yönetim ilanı ve 7 Haziran’dan sonra HDP’nin siyasette aktif olarak yer almamasın bunda etkili olduğunu savunuyor.

“Haziran’da koalisyon kurulmaması istikrarsızlığa yol açtı. Ekonomik kriz baş gösterdi. Esnaf iflas etti, yatırımlar gelmedi. Halk bunları gördü. Ayrıca Suriye Savaşını ülkeye taşımak ve mezhep, etnik çatışmaları başlatmak isteyenlere halk dur dedi. Kutuplaşmaya, kaosa ve istikrarsızlığa evet demedi” yorumunu yapıyor.

HDP’nin 7 Haziran’dan sonra koalisyonda yer almak istememesinin eleştirildiğini söyleyen Tanrıkulu “ Haziran’da HDP’nin, AKP ile koalisyon yapmak istemediğini gören halk, mevcut hükümete destek verdi” diyor.

"İnsanların bu aşamada hükümetten beklentilerinin olduğunu söyleyen Hüdapar Diyarbakır il Başkanı, halkların iradesine saygı göstermek ve kutuplaşmaları bir tarafa bırakmak gerektiğini vurguluyor.

Çözüm sürecinin geleceğinin PKK’nin silahları bırakıp sınır dışına çıkmasına bağlı olduğunu söyleyen Tanrıkulu şöyle devam ediyor:

"Çatışmalar yüz sene de sürse sonuçta bu sorun masada çözülmek zorunda. Hem hükümet hem de PKK, halkın çatışmalardan büyük bir zarar gördüğünü bilmeli. Halkın temel hakları göz ününde bulundurularak ona göre hareket etmeli. Bu şekilde ancak ülkemize istikrar gelir."

“Siyasi ve Ekonomik istikrar için insanlar AKP’yi destekledi”

Yazar Reha Ruhavi, HDP’nin çözüm süreci döneminde kurulan bir parti olduğunu hatırlatarak insanların 7 Haziran’da Kürt sorununun barış ve diyalog yoluyla çözülmesini istediği için HDP’yi desteklediğini söyledi.

“Bir anda savaş başladı ve birçok vatandaş evlerinin kapısında savaşın şiddetine maruz kaldı. HDP’ye verilen yüzde 13’lük destek barış ve çözüm içindi. Oysa PKK bu desteğin kendisine verildiğini düşündü ve çatışmaları başlattı. Savaşı kimin başlattığını sorgulamadan önce insanlar sokaklara mayınları kimin döşediğine bakıyor. Onlar da PKK’ye bağlı gençler. HDP’ye barış ve çözüm için verilen desteğin bu yüzden çekildiğini düşünüyorum” diyor

Reha Ruhavi, bu durumdan AKP’nin barışçıl bir parti olduğu anlamının çıkarılmaması gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti.

“7 Haziran’dan sonra koalisyon kurulmadı, siyasi ve ekonomik istikrar bozuldu. İnsanlar ekonomik bir darboğaza girdi. AKP bu sefer de toplumun tüm kesimlerine cazip ekonomik vaatlerde bulundu. Bu istikrarsız ortamda tek hükümet idaresi ve ekonomik istikrar insanların önceliği oldu." yorumunu yapıyor.

O da Haşim Haşimi gibi HDP’nin Diyarbakır’da oylarının düşüşünü hendek ve barikatların yanı sıra Yenişehir Belediyesi'nin astığı karikatür krizine bağlıyor.

Reha Ruhavi, Diyarbakır’da Hüdapar tabanından bir kesimin AKP’yi desteklemiş göründüğünü söylüyor.

Ayrıca HDP’nin baraj altında kalmadığını ve AKP’nin tek başına iktidar olduğunu, istenirse bunun yeni bir çözüm süreci için fırsat olabileceğini ifade ediyor.

“Her iki taraf da beş aydır savaşın doğru yol olmadığını bir kere daha sınadı. Bu koşullarda savaşı sürdürmek barışı sağlamaktan daha zor. Yeter ki istesinler” yorumunu yapıyor.