Birinci ayında Ankara saldırısı: Artık ‘terör saldırısı’

Telif hakkı AP

Türkiye’nin tarihindeki en ağır kayıpları verdiği Ankara saldırısının üzerinden tam bir ay geçti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması sürüyor.

BBC Türkçe’nin saldırı sonrası mağdurlara ne gibi hizmetler sunulduğu yönündeki sorularına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 9 Kasım’da, “Henüz soruşturma tamamlanmadığı, patlamanın da bir terör saldırısı mı, değil mi sorusuna resmi olarak yanıt verilmediği için ailelerle ilgili işlemler, valilikler kanalıyla yürütülüyor” yanıtı verildi.

Başvuru sayısı: ‘Bir’

Peki, Ankara Valiliği bu konuda neler yapıyor?

Ankara Valiliği'ne 'eylemin terör saldırısı' olduğuna ilişkin resmi yazının 9 Kasım günü öğleden sonra ulaştığı anlaşılıyor.

Telif hakkı Getty

Bu çerçevede mağdurların tazminat talepleri valilik tarafından değerlendirilecek.

Ankara Valiliği’nin verdiği bilgiye göre, telefonla arayarak konu hakkında çok sayıda kişi bilgi alıyor ancak başvurular aynı yoğunlukta değil. Valiliğe, şu ana kadar sadece bir başvuru yapılmış ve o da başka bir ilin valiliği kanalıyla gelmiş.

Hukukçulardan ortak çalışma

Resmi rakamlara göre 102 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim’deki saldırı sonrası sendikalar, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları ayrı ayrı alt çalışma grupları oluşturdu.

BBC Türkçe’ye saldırının üzerinden geçen bir ayda gelinen noktayı anlatan Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Seçkin Arıkan, tüm bu grupların hukukçularının ortak çalışmaya davet edildiğini, bu hafta itibariyle de çalışmaya başlayacaklarını aktardı.

Telif hakkı AFP

Bu grup, olayın tamamen hukuki yanını inceleyecek ve yapılabilecekler tespit edecek. Ayrıca ailelere dava hakları olduğuna yönelik bilgilendirme görevini yürütecek.

TIKLAYIN: 'ANORMAL OLAN 102 KURBANIN YUHALANMASI'

Hukukçular aynı zamanda olayla ilgili idarenin ve ilgililerin kusuru var mı diye de belirleme çalışması yapıyor.

Arıkan, soruşturmanın sürdüğünü ama bunun bir de ihmal boyutu olduğunun altını çiziyor. Savcılığın soruşturmayı “son derece ağırdan aldığını” savunan Arıkan, kamuoyunda, ‘planlı bir organizasyon mu’ şüphelerinin sürdüğünü söylüyor. Görevi ihmal, kötüye kullanma nedeniyle İçişleri Bakanı, Ankara Valisi, Ankara Emniyet Müdürü ve diğer ilgililerle hakkında baro olarak suç duyurusunda bulunduklarını ifade ediyor.

Olayın hemen ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ve Güvenlik Şube müdürlerinin görevden alındığını anımsattığımız Avukat Seçkin Arıkan, şunları kaydediyor:

“Görevden alınmaları bizce, tamamen ortalığı yatıştırmak için yapıldı. Eğer onlarda bir sorumluluk varsa bu durumda İçişleri Bakanı, Vali ve Emniyet Müdürü’nün de sorumlu olması gerekir. Bu yöndeki başvurumuz reddedilmedi ama savcılığın bir sonuç almaya yönelik çalıştığını görmüyoruz. İçişleri Bakanı görevinin sürdürürken onun bir ihmali var mı diye nasıl sağlıklı soruşturma yapacaksınız?”

Etkin takip endişeleri

‘Anayasal düzene karşı işlenen suçlar’ kapsamında yürütülen soruşturmada ilgili savcılığın delil toplama, dava ön hazırlık ve canlı bombaların kimlik tespiti çalışmaları sürüyor. Soruşturmanın tamamlanmak üzere olduğu dosyanın da dava aşamasına geldiği bilgisi veriliyor. Ancak dosyada kısıtlama kararı olduğu için içeriğine ilişkin bilgi alınamıyor.

Telif hakkı AP

Hukukçular ise olayın sorumlularının tespiti, yargı önüne çıkarılması ve bu tür suçların soruşturulmasının etkin takibi konusunda ‘endişe’ duyuyor.

Çağdaş Hukukçular Derneği, Demokrasi İçin Hukukçular, Halkevleri Hukuk Bürosu, Hukukta Sol Tavır Derneği, İnsan Hakları Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı da 28 Ekim’de yaptıkları ortak açıklamada bu endişelerini dile getirdi.

Hukukçular, “endişelerine” gerekçe olarak olayın soruşturma aşamasında yaşananları örnek olarak gösteriyor. Çünkü olayın hemen ardından ‘delillerin güvenliği’ en çok tartışılan konuların başında geliyordu. Olay yerinin bozulmaması için uzun süre önleyici tedbir alınmadı. Birçok insanın delillerin üzerine basarak gezdiği gözlendi.

İkinci saldırganın kimliği hâlâ meçhul

Klasik otopsi gerçekleştirilmek üzere Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı’na gönderilen cenazelerden alınan örneklere ve devam eden incelemelere dair avukatların bilgi talepleri de hep sonuçsuz kaldı. Savcılığın ve emniyet birimlerinin sadece bomba mekanizmasının çözülmesine odaklı yaklaşımı, avukatlar tarafından “eksik soruşturma tehlikesi” olarak nitelendi ve eleştiri konusu oldu.

Savcılığın talebi doğrultusunda, Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği dosyaya kısıtlama kararı getirdi ve bu karar sürüyor.

Radyo Televizyon Üst Kurulu da olayın hemen ardından yayın kuruluşlarına geçici yayın yasağı getirdi. İnternet hızı yavaşlatılırken Twitter, Facebook gibi sitelerine erişim engeli uygulandı. Ardından saldırıyla ilgili tüm haberlere geniş kapsamlı yayın yasağı kondu. Yasak, 19 Ekim 2015'te kaldırıldı ve canlı bombalardan birinin kimliği açıklandı.

Soruşturma devam ederken saldırıyı gerçekleştiren faillerin kimliklerinin güvenlik birimlerince bilindiği bilgisi ortaya çıktı. 16 kişinin adının ve fotoğraflarının yer aldığı ‘canlı bomba’ listenin Ankara’daki patlamadan 3 gün önce Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne ihbar edildiği de iddialar arasındaydı.

Saldırıdan birkaç gün sonra 11 kişi gözaltına alındı, 4 kişi tutuklandı. Bombacılardan Yunus Emre Alagöz’ün kimliği tespit edildi ancak diğer intihar bombacısının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığı bilgisi dışında, hiçbir açıklama yapılmadı. Saldırının üzerinden bir ay geçmesine rağmen ikinci bombacının kimliği ise hala tespit edilemedi.

İlgili haberler