Altıncı sokağa çıkma yasağından sonraki Silvan

Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı

Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde altıncı defa uygulanan sokağa çıkma yasağı 12 günün ardından Cumartesi günü kaldırıldı.

İlçenin üç mahallesinde günlerce süren çatışmanın etkileri yine çok ağır.

Azizoğlu, Eski Bitlis ve Tekel Caddesi üzerinde bulunan bütün evlerde hasar çok büyük.

Geriye kalan manzara savaş sonrası gibi.

Yerde açılan derin çukurlar, patlayan su kanalları kopan elektrik telleri, kurşun deliklerinin kevgire çevirdiği evler, duvarlara sprey boyayla yazılmış yazılar 12 gün boyunca üç mahallede ne olup bittiğinin birer özeti gibi.

İlçe sakinleri şaşkın ve çaresiz bir şekilde mahalleleri dolaşıyorlar.

Birçok yerde güvenlik güçleri tarafından yazıldığı söylenen duvar yazıları karşımıza çıkıyor.

İlçe sakinleri yaşanan yıkım kadar duvarda yazılan yazılardan de rahatsız olduklarını söylüyorlar.

“T.C ne derse odur, T.C ile şaka olmaz, Türk’ün gücünü göreceksiniz, Kan koksun buram buram, Bu devletin gücünü göreceksiniz, Devlet geldi, Yeşil de burda, TİT’de burda, #Esadullah Timleri de burda# Ne mutlu Türküm Diyene..”

Telif hakkı Hatice Kamar

Duvar yazılarını göre bir genç, “Bunların hepsi İşid’dir işid..” diyerek çözümün halkın toplu direnişinde olduğunu söylüyor. “Devletin yaptığına bakar mısınız? Tek çözüm insanların eline silahı alıp kapısının önünde direnişe geçmesi. Öz yönetim ve öz savunma olmazsa işimiz zor. Caddelerde sivil, çocuk taradılar. Kendi öz gücümüze dayanmazsak devlet bu şiddeti arttırarak devam edecek. Bu yüzden direniş büyüyerek devam etmeli” yorumunu yapıyor.

Bir başkası da Kürtlerin birlik olmadığı için bu tür saldırılara maruz kaldığını savunuyor.

İnsanların mahallelerini terk etmesini de eleştiriyor. “Devlet de bunu istiyor. Böylece öz savunma gücünü kıracaklar. Valla böyle devam ederse bir başka sefer devlet artık uçaksavar kullanacak” diyor.

Başka mahallelere göç

Çatışmaların yeniden başlayacağı endişesinden dolayı geride kalan ailelerin çoğu başka mahallelere göç ediyor.

Tekel ve Mescit Mahallelerinde taşınan birçok aile ile karşılaşıyoruz. Zarar görmeyen eşyalarını kamyonetlere doldurup başka semtlere taşınıyorlar.

Telif hakkı Hatice Kamer

Bazı yerlerde el arabasıyla eşyaların taşındığını görüyoruz.

Her iki mahalle ilçenin yoksul kesimi yaşıyor. Buralarda birçok ev zarar görmüş ve yaşanabilecek durumda değiller. Çaresiz bir şekilde bir mahalleden diğerine taşınıyorlar. Bu aileler için hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak.

Tekel Mahallesi’nde yaşayan Şehmus ve eşi Ayfer Geçici de taşınan ailelerden.

Çarşı merkezine taşınacaklarını söyleyen çift, çatışmalardan önce 200 lira şimdiyse 500 lira kira ödeyeceklerini belirtiyorlar.

Evde kurşun deliği olmayan eşya yok gibi. Evin hanımı, bir iki yatak yorgan ve buzdolabından başka sağlam eşyasını kalmadığını söylüyor.

Beş çocuk annesi Ayfer Geçici iki gün boyunca çatışmaların içinde kaldığını ve ölümü göze alarak çocuklarıyla birlikte can havliyle evden kaçtıklarını vurguluyor. Silvanlıların çoğu yaşananlara anlam veremediklerini ve ilçede hayatın bittiğini dile getiriyorlar.

Bütün bu yaşananlardan sonra öz yönetim ve hendekleri haklı bulanlar da var, eleştirenler de.

Telif hakkı Hatice Kamer

Evin sahibi kadın, öz yönetim ve öz savunma konusunda bilgi sahibi olmadığını ama gençlerin kendilerine saygılı davrandığını söylüyor.

YDGH’nin mahallelerde direnişe geçtiği için devletin kendilerini cezalandırdığına inanıyor.

'Özyönetim anlatılmadı'

Eşi ise öz yönetim meselesinin halka iyi anlatılmadığı ve insanların eksik bilgilendirildiğini söyleyerek birçok insanın yaşanan çatışmalara anlam veremediğini dile getiriyor.

“Bize öz yönetimin ne olduğunu anlatmadılar ki. Bu savaşın neden yaşandığını insanlara kavratamadılar. Bir iki gün içinde hendekler kazıldı ve kendimizi çatışmaları içinde bulduk. Kürt oldukları için devletin kendilerini cezalandırdığını savunuyor.

“Norveçli olarak doğma seçeneğimiz vardı da Kürt olmayı biz mi tercih ettik? ” diyerek devletin yaklaşımını da eleştiriyor.

Tekel Mahallesi'ndeki evini daha güvenli bir başka mahalleye taşıyan Abdullah Eniyi de çok büyük zarar gördüğünü ve yaşanan çatışmaların kimseye fayda sağlamadığı görüşünde.

Onun da evinin büyük bir kısmı yanmış. Eski Bitlis Caddesi üzerinde tahribat çok fazla.

Bu cadde üzerinden üç büyük çukur oluşmuş durumda.

Mahallenin kanalizasyon ve su şebekesi ciddi zarar görmüş. Belediye ekipleri patlayan boruları değiştiriyor.

Cadde boyunca kullanılmayacak duruma gelen onlarca evvar.

Manzarayı izleyen bir adam “Bu da devletin terörü” diyerek uzaklaşıyor.

Telif hakkı Hatice Kamer

25 yıllık emeğiyle yaptığı üç katlı evinin önünde bekleyen Şakir de ağlamaklı.

Daha bir ay önce yeni yaptığı evine taşındığını söyleyen adam, evi kredilerle yaptığını cebinde kuruş parası kalmadığını, 100 bin liradan fazla zararı olduğunu söylüyor.

"Korku imparatorluğu"

Kurşunlardan evdeki hayvanları da zara görmüş. Merdivenlerde kurşunlara hedef olmuş birçok ölü tavukla karşılaşıyoruz. İki gün önce bir bombanın isabet ettiği Yunus Market’in önündeyiz. Adını vermek istemeyen bir esnaf, ilçede korku imparatorluğu olduğunu ileri sürüyor.

“Hem devlet, hem de örgüt, ikisi de silahlı güç. Öz yönetim için geldiler, halkı savunmak adına ancak fakir, fukaranın evi yıkıldı. Halk arada kaldı. Bence bu durum HDP’nin yarattığı o enerjiye darbe vurdu. Çok yazık oldu. Bir sürü gencimiz hayatını kaybetti. 90’larda köylerimiz yakıldı yıkıldı, şimdi de ilçelerimiz. Böyle devam ederse şehirlerimize sıra gelecek korkuyoruz” diyerek kaygılarını dile getiriyor.

Bağcılar mahallesinden gelen yaşlı bir kadın üzülerek evleri izliyor. Konuşmak istiyorum ama korktuğunu söylüyor. “Bu evleri bu hale getiren devlet, genç, yaşlı dinlemez hapse atar bizi. Anlatacak çok şey var ama boş ver, her şey ortada zaten. Sen de görüyorsun. Bu yaştan sonra başımı belaya sokma kızım” diyerek uzaklaşıyor.