Paris saldırıları: Fatura mültecilere mi kesilecek?

Telif hakkı AP

Paris'in dış mahallelerinden birinde, mültecilerin yaşadığı bir noktada çekilmiş bir görüntü...

TIKLAYIN: ÖĞRETMENİ PARİS BOMBACISINI ANLATTI

TIKLAYIN: MOLENBEEK NASIL CİHATÇILARIN MERKEZİ OLDU

TIKLAYIN: 'SESSİZ, SAKİN' PARİS SALDIRGANI

Mülteciler, Cuma gecesi her şeyden habersiz uyuduklarını, ertesi sabah uyandıklarında kentte neler yaşandığını öğrendiklerini anlatıyorlar.

Biri, "Kendimi Fransa'da artık güvende hissetmiyorum." diyor kameralara.

Diğeri, "Saldırılardan Müslümanları ve mültecileri sorumlu tutanlar varmış." diye dert yanıyor.

Bir diğeri ise "Biz zaten böyle saldırılardan kaçmak için buraya gelmiştik. Bize kötü davranan olmadı. Ama dillerini anlamıyoruz. Bizden iyi mi bahsediyorlar, kötü mü, bilmiyoruz." diyor.

Fransa'nın başkenti Paris, tarihindeki en kanlı saldırılardan birinin ilk şokunu daha üzerinden atmadan o soru sorulmaya başlandı: Saldırılarla Avrupa Birliği'nin kapılarını mültecilere açması arasında bir bağlantı olabilir miydi?

Bu kanının dile getirilmesinde kuşkusuz saldırganlardan birinin üzerinden Suriye pasaportu çıktığı iddiasının ortaya atılmasının etkisi büyüktü.

İddiaya göre, söz konusu pasaportun sahibi 3 Ekim tarihinde Yunanistan'ın Leros adasına giriş yapmış, oradan Avrupa'ya geçmiş, Sırbistan'a kadar ilerlediği kayıtlara geçmişti.

Daha sonra bu pasaportun sahte olabileceği ya da gerçek olsa dahi saldırgana ait olmayabileceği belirtildi. Belki çalınmıştı, belki de olay yerinde ölen bir diğer kişiye aitti.

Ama yine de akıllara çentik düşmüştü. Saldırganlardan birinin "Mülteciler, hoş geldiniz" nidalarıyla, çiçeklerle karşılananlardan biri olması ihtimali sadece Fransa'yı değil Avrupa Birliği'ne üye tüm ülkeleri ürkütmeye yetti.

Özellikle Doğu Avrupa'daki sağcı hükümetler başından beri aslında mültecilere kapılarını açmakta istekli değillerdi. Ama Paris saldırıları, şimdi tartışmayı başka bir zemine çekmeye de imkan veriyordu.

Polonya, saldırılar ile AB'nin mülteci politikaları arasında bağlantı kuran ilk ülke oldu. Hükümet, AB'nin politikalarının yanlış olduğunu, Paris saldırılarından sonra mültecilerin AB üyesi ülkeler arasında paylaştırılması planlarının rafa kaldırılması gerektiğini belirtti.

Hükümetin Avrupa Bakanı Konrad Szymanski, güvenlik garantileri olmaksızın mültecileri kabul etmeyeceklerini açıkladı. Halbuki, Varşova Brüksel'de varılan anlaşma neticesinde, 4 bin 500 mülteciye kapılarını açma taahhüdünde bulunmuştu.

Çek Cumhuriyeti'nin Başbakan Yardımcısı Andrej Babis, "Biz Avrupalılar, teröre karşı bir savaş veriyoruz. AB'nin Schengen sınırlarını kapatmak gerekecek." dedi.

Fransa'nın aşırı sağcı partisi Ulusal Cephe'nin lideri Marine Le Pen ülkeye mülteci girişlerine hemen son verilmesi çağrısında bulundu; "Radikal İslamı yok etmek için acil eylemlere gerek var" dedi.

Buna karşın, Almanya Başbakanı Angela Merkel mülteci politikalarından taviz verilmeyeceğinin altını çizdi. İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, mülteciler ile saldırılar arasında ilişki kurulmaması gerektiğini söyledi.

Avrupa Komisyonu'nun Başkanı Jean-Claude Juncker ise G20 zirvesine katıldığı Antalya'da şu açıklamayı yaptı:

"Bu saldırıları planlayanlar ve gerçekleştirenler, tam da mültecilerin kaçtıkları kişilerdir. Avrupa Birliği'nin mülteciler politikasını gözden geçirmesine gerek yoktur."

Telif hakkı AP

'Mültecilerin güvenliği sağlanmalı'

Hacettepe Üniversitesi Göç Araştırmaları Merkezi'nden Doç. Dr. Murat Erdoğan da Paris saldırıları ile mülteci sorunu arasında doğrudan bağlantı kurma çabalarının gerçekçi olmadığı kanaatinde.

Erdoğan, "Fransa'da böyle bir olayın yaşanması doğrudan mültecilerin girişiyle ilgili bir şey değil. Öyle olsa bugün Almanya'da ya da İsveç'te bu tip olayların daha fazla yaşanıyor olması gerekirdi." diyor.

Fransa önümüzdeki iki yıl zarfında 24 bin mülteciye kapılarını açacağını açıklamıştı. Bu yıl sonuna dek Almanya'ya sığınma başvurusu yapması beklenen toplam mülteci sayısı ise 800 bin...

Murat Erdoğan'a göre, Avrupa yine de ciddi bir güvenlik riskiyle karşı karşıya ve Fransa'nın üzerine düşen görevler var:

"Hem Esad'ın güçlerinden Avrupa'ya giriş olacak, hem başta IŞİD olmak üzere diğer örgütlerden girişler olacak. Bu bütün Avrupa'da güvenlik riski yaratacak. Ama şu an olanı hemen mültecilere bağlayıp ona karşı zaten toplumdaki endişeyi de arkasına alarak önlem açıklaması yapmak doğru değil.

"Fransa'nın güvenlik tedbirlerini sıkılaştırması, zaten savaştan, bombadan, saldırıdan kaçan mültecilerin ikinci bir saldırıyla karşı karşıya kalmaması için bu insanların güvenliğini sağlaması gerek."

İnsan Hakları İzleme Örgütü - Human Rights Watch (HRW) Avrupa masası direktör yardımcısı Benjamin Ward da bu hassas dönemde Fransız yetkililerinin dikkatli davranması gerektiğinde hemfikir.

Ward, "Fransa'nın ülkede yaşayan sığınmacılar, göçmenler ve mülteciler dahil herkesin güvenliğini sağlaması çok önemli. Saldırıyı gerçekleştiren bireyler ile bu kişilerin geldikleri toplumlar ya da milletler arasında bir ayrım yapılmalı. Sorumlular bir an önce yargı önüne çıkarılmalı. Misilleme riskine karşı yetkililer uyanık olmalı." diyor.

Telif hakkı AFP

'Avrupa'nın etrafına tel örgü çekerseniz riski artırırsınız'

Peki mevcut koşullar altında kamuoyu baskısı artarsa, AB hükümetleri mültecilere kapılarını kapatmak zorunda kalabilir mi?

Benjamin Ward, bunun pratikte mümkün olmayacağını söylüyor:

"Avrupa'nın etrafına tel örgüler çekerseniz, buraya gelmeyi zorlaştırmış olursunuz. Ama imkansız kılmış olmazsınız. Bu durumda insanlar daha büyük riskler alarak yine o yolculuğu yapacaklardır. İnsan kaçakçılarına daha çok bel bağlayacaklardır. Bu da Avrupa'yı daha güvenli bir yer yapmaz.

"İkincisi: Böyle bir şey mümkün olsa bile, bunu yapmak doğru mu yanlış mı? Bence Paris saldırılarını yapanların tam da görmek isteyecekleri bir şey olurdu bu. Çünkü IŞİD'in ideolojisi, Müslümanlar ile Müslüman olmayanların bir arada var olabilecekleri 'gri alanları' ortadan kaldırmak istiyor.

"IŞİD'den kaçan insanlara kapıları kapatmaya çalışmak, Avrupa'da onlara yer yok demek Avrupa'nın değerlerine tümden ters düşecektir. Kapıları kapatmak çözüm değildir. Çözüm, mülteci krizine daha etkin bir yanıt vermekten geçer."

İlgili haberler