Türkiye'de kadınlar boşanmak için ölüyor

Telif hakkı Ozge Sebzeci
Image caption Mart ayında erkek arkadaşı tarafından öldürülen 21 yaşındaki Deniz Aktaş'ın günlüğü.

Türkiye'de gündemden bir türlü düşmeyen kadın cinayetleri, uluslararası bir belgesel filme konu oldu.

İngiliz yönetmen Chloe Fairweather tarafından çekilen "Dying to Divorce" (Ölümüne Boşanmak) isimli film Türkiye'de kadına karşı şiddet ve cinayetlerin kurbanlarının yanı sıra buna karşı mücadele eden kadın hareketini de yakından takip ediyor.

TIKLAYIN: 100 KADIN SEZONUMUZDAKİ DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYIN

BBC Türkçe'ye konuşan yönetmen Fairweather, kadına karşı şiddet ve cinayetlerin küresel bir sorun olduğunu söylüyor.

Ancak İngiliz yönetmene göre Türkiye'de diğer ülkelere kıyasla baş gösteren bazı farklılıklar var:

"Genel anlamda dünyanın her yerinde mesele aynı. Bir insanın diğeri üzerinde kontrol sahibi olmasıyla ilgili bir durum bu. Türkiye'de ise yasalardaki boşluklar nedeniyle diğer ülkelerde pek de görülmeyen, şiddeti destekleyen bir kültür var" diyor.

'Boşanma utanç ve namus sorunu'

Türkiye'de kentli ya da taşralı farklı sosyal gruplardan kadınların eşlerinden boşanmaya ya da ayrılmaya çalıştıklarında hayatlarının tehlikeye girdiğini anlatan Fairweather, "Beni çarpan şu oldu: Eğer bir kadın boşanmak isterse hayatı tehlikeye girebiliyor. Türkiye'de boşanma bir utanç ve namus sorunu" dedi.

Telif hakkı Seda Gokce
Image caption Yönetmen Chloe Fairweather Tarsus'ta bir eylemi filme alıyor.

Fairweather İstanbul merkezli Fuller Project for International Reporting isimli kuruluşun projesi çerçevesinde, Türkiye'deki yapımcılarla birlikte çalışıyor.

Kaynaklarını internet üzerinden bağış yoluyla yaratmaya çalışan ekibin hedefi ise belgesel aracılığıyla Türkiye'de kadın cinayetleri konusunu uluslararası platforma taşımak.

"Bu mesele sadece Türkiye ile sınırlı değil. Ancak Türkiye'de kadına karşı şiddet ve cinayetler konusunda mücadele eden ve yasaları değiştirmek isteyen dinamik bir kadın hareketi de var. Kurbanların ve aktivistlerin cesaretleri bence ilham verici" diyor Fairweather.

İngiliz yönetmen Türkiye'de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'yla ortaklaşa çalışıyor.

Platformun gönüllü avukatlarından İpek Bozkurt, Türkiye'de kadın cinayetlerinin sayısının ve vahşetinin artmasından sonra avukat olarak sosyal sorumluluk hissettiğini anlatıyor.

Telif hakkı Chloe Fairweather
Image caption Chloe Fairweather

BBC Türkçe'ye konuşan Bozkurt, kadın cinayetlerinin son yıllarda tırmandığı ve bu tırmanışta iktidarın politikalarının da önemli rolü olduğu görüşünde.

"Biz 12 yıldır hep aynı iktidar tarafından yönetiliyoruz. Devlet adamlarının kadınlar sokağa çıkmasın, börek açsın, kadın-erkek eşit değildir türünden toplumsal eşitsizliğin ciddi bir biçimde altını kazan beyan ve uygulamaları var" diyor Bozkurt.

Bozkurt'a göre "Kadın artık kendi hayatını eline almak, çalışmak, tek başına yaşamak istiyor. Ezber bozan kadına karşı toplumda bir intikam duygusu gelişiyor."

Değişen toplumsal dinamiklerin yargıçlar tarafından iyi algılanmadığını savunuyor Bozkurt:

"Aslında Türk Ceza Yasası öldürme ve yaralamaya büyük cezalar getirir. Ama söz konusu aile içi şiddet ya da cinayet olunca yargıçlar eski kafayla ve erkek aklıyla yasayı uyguluyor."

'Kadın cinayetleri politiktir'

Türkiye'de kadın cinayetleri konusunda şeffaf istatistikler yok.

Kadın örgütleri yerel basın, kurbanların aileleri ve diğer örgütlerin dayanışması sayesinde yaklaşık bir sayı elde edebiliyor.

İnternette şiddetten ölen kadınlar için hazırlanan dijital anıt sayaca göre Türkiye'de 2015'te 251, 2014'te ise 286 kadın yaşamını yitirdi.

Bozkurt kadın cinayetlerinin ayrı bir kategori olarak devlet tarafından kaydının tutulması gerektiği kanısında.

Telif hakkı Thinkstock

"Türkiye'de kadın cinayetleri politiktir. Çünkü devlet yaşam hakkını korumak için önleyici tedbirler almalı, kadın öldürülünce kimin ve neden öldürüldüğünü saptamalı ve cezasız bırakmamalı. Eğer tahrik indirimi uygularsa cezasızlığı büyütür" diyor Bozkurt.

Bozkurt'u derinden etkileyen olayların başında eşinin şiddetinden kaçan kadınların bir süre sonra yorulup ölüme teslim olması geliyor.

"Durmaksızın kaçıyorlar, ev, şehir değiştiriyorlar, aileye, devlete sığınıyorlar ama adam yine peşlerini bırakmıyor. Sonunda kaçmaktan yorulup öldürsün de kurtulayım diyorlar. İşte en acıklısı bu" diye anlatıyor Bozkurt.

Belgeselin 1 saatlik uzun versiyonu festivaller ve uluslararası platformlarda seneye gösterime sunulacak. Filmin fragmanına bu linkten ulaşabilirsiniz.