'Babamın cenazesini terkettiğimiz evde bırakmak zorunda kaldık'

Image caption Diyarbakır Sur'da öldürülen YDG-H üyesi gençleri aileleri çocuklarının cenazelerini alamayınca açlık grevi başlattı.

Sokağa çıkma yasağının ve çatışmaların devam ettiği Cizre’de ölen 28, Silopi'de 19 ve Diyarbakır Sur ilçesindeki 3 kişinin cenazeleri kaldırılmayı bekliyor.

Silopi'den Mahmut Sanır, 10 gün önce hayatını kaybeden 73 yaşındaki babası Hasan Sanır'ın cenazesini evde bırakıp, evi terketmek zorunda kaldıklarını söylüyor.

14 Aralık'tan bu yana Cizre ve Silopi'de ölen 47 kişiden 6'sının yasaktan dolayı hastaneye gidemedikleri için, kalanların ise atılan kurşun ya da şarapnel parçalarıyla hayatlarını kaybettikleri bildiriliyor.

Diyarbakır'da çatışmada öldürülen PKK'nın şehir örgütlenmesi YDG-H üyesi üç gencin aileleri çocuklarının cenazelerini alamadıklarını söyleyerek açlık grevine giderken, Diyarbakır valisi BBC Türkçe'ye cenazelerin alınmasını engellemediklerini söyledi.

Silopi ve Cizre'de durum

Aralarında üç aylık bebek Miray İnce'nin de bulunduğu 10'u çocuk, toplam 40 kişinin cenazesi Şırnak, Cizre ve Silopi Devlet Hastaneleri'nin morgunda bekletiliyor.

TIKLAYIN: Cizre'de öldürülen Miray bebeğin amcası: Başka bebekler ölmeden savaşı durdurun

19 Aralık’ta Silopi’de bir patlama sırasında yaralanan ve hayatını kaybeden Taybet İnan ile onu kurtarmaya çalışırken keskin nişancılar tarafından vurulduğu söylenen kayınbiraderi Yusuf İnan’ın cenazeleri bir hafta boyunca sokakta kaldıktan sonra Silopi Devlet Hastanesi morguna kaldırılabilmişti.

Ancak hastanelerin morg kapasitesi dolduğu için, çatışmaların yoğun yaşandığı Silopi’nin Başak, Barbaros ve Nuh Mahallelerinde bir kısım cenaze evlerde ve camilerde bekletiliyor.

Çatışma ve operasyonlar çok yoğun şekilde devam ettiği için cenazeler mahallelerden çıkartılamıyor.

Aileler, cenazelerini biran önce toprağa vermek istediklerini söylüyor.

'Babamın cenazesini evde bıraktık'

İki gün önce Silopi'nin Barbaros, Nuh ve Başak Mahallesi’nde yaşayan mahalle sakinlerinin tamamı başka mahallelere tahliye edildi.

26 Aralık’ta hayatını kaybeden 73 yaşındaki Hasan Sanır’ın ailesi de iki gün önce Barbaros Mahallesi’deki evlerinden çıkmak zorunda kalanlardan.

Image caption Diyarbakırlı aileler çocuklarının cenazelerini bütün girişimlere rağmen alamadıklarını söylüyor

Yaşlı adamın oğlu Mahmut Sanır, babasının cenazesini evde bırakmak zorunda kaldıklarını anlatıyor:

“10 gün önce babam evin ikinci katındaki gerekli bazı eşya ve yiyecekleri almaya çıktı. Çok yoğun patlama sesleri geliyordu. Babamın bağırdığını duyduk. Yanına gittiğimizde ölmüştü. Vücudunda iki yara vardı, kurşun mu, şarapnel mi bilemiyoruz. Cenazeyi ne camiye ne de hastaneye götürebildik. üzerine bir battaniye örttük.

"Dokuz gün babamın cenazesiyle kaldık. İki gün önce anonslarla evlerden çıkmamızı istediler. Mecburen çıktık. Daha sonra 155’i aradım. Babamın cenazesinin evde kaldığını, almak istediğimizi söyledim. Polislerle birlikte eve gittik. Polis, sokakta çukurlar olduğunu, ambulansın sokağa giremeyeceğini, durum biraz düzelince cenazeyi gidip alabileceğimizi söyledi. Biz de cenazenin üzerine kapıyı kilitleyip çıktık. Ev ne durumda, bilmiyoruz. Bu şekilde devam ederse, babamın cesedi toprağa verilmeden çürüyecek.”

Miray bebek gömülmemiş

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “gömüldü” dediği Miray bebeğin cenazesinin Şırnak’tan, Cizre Devlet Hastanesi morguna nakledildiğini büyük amcası Abdurrahman İnce’den öğreniyoruz.

Miray’ın büyük dedesi Ramazan İnce’nin cenazesi ise halen İdil Devlet Hastanesi morgunda bekletiliyor.

Abdurrahman İnce, Cizre Devlet Hastanesi başhekimiyle görüştüğünü ve Miray’ın cesedinin hastane morgunda olduğunu söylediğini anlattı.

22 gündür çok zor koşullar altında yaşadıklarını söyleyen Abdurrahman İnce, ölülerini unutacak duruma geldiklerini şu sözlerle dile getirdi.

“Şu an esir gibiyiz. 50 insan bir arada yaşıyoruz. Ne elektrik, ne erzak, ne su, hiç birşey yok. Burada hayat bitmiş durumda. Hepimiz yaşayan ölülere döndük. Ölenler mezara kavuşamadı ama bu zulümden kurtuldular. Önce hapsedildik diyorduk ama şimdi anlıyorum ki hepimiz diri diri gömülmüşüz. Keşke biz de ölseydik, ölseydik de kurtulsaydık bu zulümden”diyor.

Diyarbakır'da verilmeyen üç cenaze

Öte yandan sokağa çıkma yasağının sürdüğü Diyarbakır'ın Sur ilçesinde güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmalarda öldürülen YDG-H’li Mesut Seviptek, İsa Oran ve Ramazan Öğüt’ün aileleri, çocuklarının cenazelerini almak için üç gün önce Diyarbakır’da açlık grevine başladılar.

İsa Oran’ın babası, Mehmet Oran, oğlunun cenazesinin 14 gündür Kurşunlu Cami’de bekletildiğini söylüyor.

Baba Oran, HDP milletvekilleri, İnsan hakları savunucuları ve İstanbul’dan elen Barış Girişimi temsilcilerinin, cenazelerin teslim edilmesi için resmi makamlarla görüştüklerini ama bir sonuç alamadıklarını anlattı:

Telif hakkı Hatice Kamer
Image caption Ramazan Öğüt'ün ailesi oğullarının öldürüldüğünden üç gün önce haberdar olmuş

“Resmi makamlar cenazeler konusunda bilgi sahibi olmadıklarını söylediler. En son dört gün önce yine girişimlerde bulunduk, vekiller aracı oldu. ‘Belediye cenaze aracı gelsin, ailelerden de iki kişi gelsin. Bomba imha uzmanları ile gidebilirler’ dediler. Ayrıca başımıza bir şey gelirse sorumluluğu kabul ettiğimizi gösteren bir belge imzalamamızı istediler. Bütün girişimlerimiz sonuçsuz kaldı. Biz de son çare olarak açlık grevine başladık. Cenazeleri Sur’da, biliyoruz ve almak istiyoruz” diyor.

'Çocuklarımızın cenazesiyle cezalandırmasınlar'

Mehmet Oran, “Çocuklarımızı hendeklerin arkasına iten nedenleri biz aileler mi yarattık? Çocuklarımızın cenazeleriyle bizi terbiye etmeye çalışmasınlar.”

Cenazesi verilmeyenlerden Mesut Seviptek’in abisi İhsan da, 12.günde açlık grevi kararını aldıklarını söyledi.

Bu kararı almanın çok zor olduğunu ifade eden İhsan Seviptek şunları söyledi.

“Bu durum ne vicdana, ne insanlığa, ne dine, ne hukuka sığar. Biz bu ablukanın kaldırılmasını istiyoruz. 36 gündür şehrin merkezi kapatılmış durumda. Bir an önce o yasak kalkmalı ki cenazelerimizi alabilelim.”

Mesut Seviptek’in annesi Hediye de açlık grevinde. Astım hastası yaşlı anne, çocuğunun cenazesini alıncaya kadar açlık grevine devam edeceğini, sonuç alamazsa ölüm orucuna başlayacağını ifade ediyor.

29 Aralık’ta vurulan 16 yaşındaki Ramazan Öğüt’ün ailesi ölümünden üç gün önce haberdar olmuş. Baba Mithat Öğüt, 40 gün önce ortadan kaybolan Ramazan’ın cenazesinin Dört Ayaklı Minare civarında olduğunu öğrendiklerini söylüyor.

Ramazan’ın halası Zara da “Bu karda, kışta cenaze yerde, bu zulüm değil de nedir? Neden almamıza izin vermiyorlar, neden kimse sesimiz duymuyor, neden hiçbir televizyon bunu haber yapmıyor?” diye soruyor.

Vali: Cenazeler alınabilir

Sur’da hayatını kaybeden Jandarma Uzmançavuş Nuh Özdemir’in Diyarbakır’da bugün yapılan cenaze törenine katılan Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, tören sonrasında Sur’da bekleyen YDGH’lilerin cenazeleriyle ilgili olarak BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı.

Telif hakkı Hatice Kamer
Image caption Sur'daki çatışmalarda öldürülen Jandarma Uzman Çavuş Nuh Özdemir'in Diyarbakır'da bugün yapılan cenaze töreninden.

Diyarbakır Valisi Aksoy, konuyla ilgili olarak, sanatçı heyeti, İHD ve Belediyeden ziyaretlerin gerçekleştiğini, gelen heyetlere, cenazeleri gidip alabileceklerini söylediğini aktardı.

“Başsavcıyla da görüştük, 'Sıkıntı yok, cenazeler alınabilir' dedik. Belediyenin cenaze aracıyla, kalabalık olmadan, iki, üç kişi, araca eşlik ederek gidip cenazeleri alabilirler. Karşı tarafla konuşup, hallederseniz, bizim açımızdan sıkıntı yok' dedik. Görüşmede 'Tamam' diyorlar ama sonra bize dönüş olmuyor.”

23 Aralık’ta da Serhat Doğan adlı YDG-H’linin cenazesi de Barış Anneleri grubu tarafından Sur’dan alınmıştı.

Vali Aksoy, Doğan’ın cenazesinin alınmasını hatırlatarak cenazelerinin alınmasıyla ilgili “Bizim için sıkıntı yok” ifadesini kullandı.

Soru önergesi verildi

HDP Şırnak milletvekili Aycan İrmez ve Diyarbakır milletvekili Sibel Yiğitalp, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM'ye sundukları soru önergelerinde, "Ölü bedenlerin definlerinin engellenerek çürümesiyle birlikte maddi ve manevi bütünlüklerinin bozulmasının, toplumsal ahlak değerleri kapsamında, ölüye ve topluma işkence olup olmadığı'' sorularını yönelttiler.

Önergede ayrıca, bugüne kadar yasaklı ilçelerde kaç tane cenazenin sokaklarda bekletildiği de soruldu.

İlgili haberler