DERGİ - Yabancıya iyilik yapmak insanı neden mutlu eder?

Telif hakkı Getty

Yardımsever ve cömert insanlar hem daha mutlu hem daha sağlıklıdır. Fakat iyilik bazen de şüpheyle karşılanır. Psikologlar bunun nedenini araştırıyor.

Lancashire Üniversitesi’nden Psikolog Mann yabancı birine iyilik yapıp o kişinin de başkalarına iyilik yapmasını sağlama fikri üzerinde çalışıyordu. “Bir tür zincirleme etki, domino etkisi yaratma fikriydi bu” diye açıklıyor Mann.

Benzer düşünceler tarih boyunca var olmuştur. Örneğin zengin Napolililer eskiden beri kendilerine kahve alırken, bu tür lüks sayılabilecek tüketim maddelerini satın alma gücü olmayan biri için de alır, ona ikram ederlermiş.

ABD’nin kurucularından Benjamin Franklin de bu fikrin savunucularından biriymiş. Bir arkadaşına borç para verdiğinde ona bir not yazarak parayı geri istemediğini, onun da bir gün zor durumda olan birine para vererek borcunu ödemiş sayacağını ifade etmiş.

Yardımseverler daha mutlu

Telif hakkı Getty
Image caption "Siz de başkasına iyilik yapın" girişiminin bir parçası olarak bazı insanlar kendilerine kahve alırken bir tane de başkasına vermek için satın alıyor.

Daha yakın dönemlerden bir örnek de İngiltere’de trende bir cep telefonu bulan 12 yaşındaki çocuğun hikayesi. Telefon sahibi çok mutlu olmuş ve çocuğa ufak bir ödül teklif etmiş, ancak çocuk telefonu gönderirken “Para vermenize gerek yok, bir gün sizin de bir başkası için iyilik yapmanız yeter” diye bir not yazmıştı.

Harvard İşletme Fakültesi’nden Michael Norton, gelirinin bir kısmını başkaları için harcayan kişilerin uzun vadede, tüm gelirini kendisi için harcayanlara kıyasla çok daha mutlu olduğunu gösteren çok sayıda veri olduğunu söylüyor.

130 ülkeden verileri inceleyen Norton, zengin ya da yoksul olsun, tüm ülkelerde kendisinden bir şeyler veren insanların çok daha mutlu olduğunu ve bunun, insanın doğasında olan, kültürden bağımsız, “evrensel bir psikoloji” olduğunu belirtiyor.

Telif hakkı Flickr Heath Brandon CC BY2.0
Image caption "Hepimiz günde bir kez rastgele bir iyilik yapsak dünyanın gidişatını doğru yöne çevirebiliriz belki."

Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Başkalarına bir şeyler vermek sosyal ilişkileri artırdığı gibi, yaşamın amacına dair daha pozitif düşünmeyi, farklılık yaratmış olma, sabah yataktan çıkma nedeni bulma gibi olumlu duygular geliştirmeyi sağlıyor.

Norton, insanın sosyal bir varlık olduğunu göz önünde bulundurursak, bunun evrimsel bir özellik olarak görülebileceğini, tıpkı yağlı ve şekerli yiyeceklere düşkünlüğümüz gibi, başkalarına yardımcı olma arzusu taşımanın da insanın doğasında olabileceğini belirtiyor.

Yardımı şüpheyle karşılamak

Fakat bunlar teoriden ibaret. Mann ise kendi yardımseverlik deneylerinin şüpheyle karşılandığını ifade ediyor.

Telif hakkı Flickr DncnH CC BY2.0
Image caption İnsanlar sosyal ilişkilere ihtiyaç duysa da çoğu zaman şemsiye paylaşmak gibi içten gelen yardım tekliflerini reddedebiliyor.

Mann 13 günlük sosyal deneyine maddi olarak pahalı olmayan bir adımla başlıyor. Girişimleri arasında kafeteryada insanlara kahve teklif etmek, yağmurlu bir günde bir yabancıya şemsiye vermek, sırada arkadakilere yerini vermek, başkasının araba park ücretini ödemek gibi yardımseverlik eylemleri bulunuyor.

Mann, bu yardımseverlik girişimlerinin şüpheyle karşılandığını, ancak bir açıklama yaptığı zaman teklifinin kabul edildiğini belirterek, “Yabancılara karşı dikkatli olma güdüsüyle yetiştiriliyoruz” diyor.

Mann, araştırmalara göre bugün insanların çok daha bireyci hale geldiğini, empati testlerinde 1970’lerde yetişenlere kıyasla yüzde 40 daha az puan aldığını söylüyor.

Telif hakkı Flickr Jill Allyn Stafford CC BY2.0
Image caption "Rastgele iyilik etmek" girişiminin en sık uygulamalarından biri de yabancılara "Farkında olduğundan daha önemlisin" mesajları bırakmak.

“Böyle bir toplum haline gelmiş olmak çok acı. O kadar çok olumsuz duygu, nefret, şüphe, bireycilik var ki sanki herkes sadece kendisi için mücadele ediyor. Bunu tersine çevirmek, bir tür yardımseverlik hareketi başlatmak lazım” diyor Mann.

Domino etkisi

Bazıları ise iyiliğin sanıldığı gibi hiç de çabuk yayılmadığına inanıyor. Örneğin, Norton’un araştırması halk arasında kötülüğün ve açgözlülüğün iyilik ve cömertliğe kıyasla daha fazla domino etkisi gösterdiğini ortaya koyuyor. “Biri kötü bir davranış sergilediğinde onu bir başkasına karşı yansıtma olasılığı daha fazla” diye açıklıyor Norton.

Fakat bu iddialar bile dünyanın biraz daha iyiliğe ihtiyacı olduğunun göstergesi sayılabilir. Ayrıca başlangıçta zorlama ya da yapay görünebilecek bu davranışlar kişiyi tümüyle değiştirebilir, iyilik norm haline gelebilir.

Telif hakkı Flickr Still Wanderer CC BY2.0
Image caption "Bedava kucaklamak". Cömertlik sadece parayla olmaz; bazen bir yabancıya kucak açmak ya da tatlı bir söz söylemek de yeter.

Mann buna inanıyor. Psikolog olarak uyguladığı terapilerde, depresyon hastalarına, ufak iyilik ve cömertlik davranışlarında bulunmalarını tavsiye ediyor. “Depresyon hastaları, yaşamlarını anlamsız, kendilerini değersiz buluyor” diyor. Ancak bunun tek başına bir tedavi olmadığını belirten Mann asıl amacın, onlarda yararlı bir iş yaptıkları duygusu uyandırmak olduğunu söylüyor.

Mann, iyilik yapmanın sadece büyük şeyler yapmak anlamına gelmediğini, bu durumda insanların daha fazla şüphe duyacağını, gülümsemek ve insanlarla güzel konuşmak gibi ufak eylemlerden işe başlanabileceğini, bunların bile karşıdaki insanları mutlu edeceğini, bu duygunun ise herkese yayıldığını vurguluyor.

“İlle de ulvi bir nedeni olması gerekmez. İyilik kendi başına bir ödüldür zaten.”

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future sayfasında okuyabilirsiniz.

Dergideki diğer makalelere buradan ulaşabilirsiniz.