Kağıt toplayıcıları: Bundan sonra ne olacak?

Telif hakkı RENGIN ARSLAN

Sadece kağıt toplamak için icat edilmiş kocaman bir çuvalı yağmur, kış, yokuş demeden arkalarında sürüklüyorlar. Bir el arabası üzerine yerleşmiş bu büyük cüsseli çuvalın içi bazen 200 kiloluk kağıt bile alabiliyor.

Onlar, kentlerin düzensiz büyümesinin, öngörülemeyen göçün ve plansız geri dönüşüm telaşının Türkiye’de yarattığı bir mesleğin mensupları: kağıt toplayıcıları.

30 yıldır bu işi yapan Hamdi Balcıoğlu’na göre aynı zamanda insanları “suçtan, beladan” uzaklaştıran, sokakta yaşamak zorunda olan insanı, sokağın tekinsizliğinden bir nebze de olsa koruyan, kurtaran bir iş.

“Benim yanımda Samsunlu bir arkadaşım vardı. İki sefer hastaneye kaldırdım, ameliyat oldu ama üçüncüsünde öldü. 35 sene yanımda kaldı. Bu adam gayrimeşru adamdı. Yani madaracı, paketçi. 35 sene önce ona bıraktırdım bu işleri ve kağıt işine getirdim ve bu işte öldü. Demek istediğim hükümet böyle insanlara sahip çıksın, iş versin. Kimse kötü yolları gitmesin" sözleriyle yardım çağrısı yapıyor Hamdi Balcıoğlu.

Ancak bugün hem o, hem de onun gibi pek çok kişi işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıyalar.

Telif hakkı hurriyet.com.tr

Bu sayede gündeme geldiler. Peki şimdi ne yapıyorlar, bundan sonra ne olacak?

İşleri karmaşık değil ama zahmetli. Her türlü dönüştürülebilir atığı toplayıp satıyorlar. Örneğin kağıdın kilosu 35 kuruş. İyi bir günde 60-70 lira kazanabiliyorlar. Ama örneğin benim Hamdi beyle görüştüğüm karlı yağmurlu İstanbul gününde 20 liradan fazlasını kazanmak zor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ise Ankara’da Ocak ayı içinde 27 firmaya 140 bin TL ceza kesti. Firmalar atık toplayıcılarından kağıt almayı durdurdu. Bunun sonucunda atık toplayıcıları işsizlik riskiyle karşı karşıya kaldı.

Bakanlık ile toplantı 'verimli' geçti

Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Dinçer Mendillioğlu’nun söylediğine göre Türkiye genelinde yaklaşık yarım milyon atık toplayıcısı var. Bunların en az üç kişilik bir aileye baktıkları düşünülürse, onların gelirsiz kalması 2 milyon insanı etkileyebilir.

Mendillioğlu aynı zamanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile görüşmeler yaptı. 2011 yılındaki mevzuata dayalı olarak kesilen cezaların sonuçlarını ve taleplerini bakanlığa iletti.

Telif hakkı ATIK ISCILERI DERNEGI

Bakanlık ile görüşmesini “oldukça verimli geçti” diye değerlendiren Mendillioğlu, “Biz bakanlık nezdinde bu planlamanın bir karşılığı olduğunu gördük. Pozitif geçtiğini söyleyebiliriz. Gerçekten ilgililerdi” diyor. Ancak kısa vadede bu sorunun çözülmesini beklemediğini söylüyor.

Zira kanun ancak lisanslı firmaların topladığı kağıt ve geri dönüştürülebilir malzemenin alınmasına izin veriyor.

Deneyimli toplayıcı Hamdi Bey’e göre bu cezalan uygulanır, atık işçileri işsiz kalırsa “Millet aç kalır”. Sonrasını şöyle tamamlıyor: “Sen aç kalırsan ne yaparsın? Onu çalacaksın, bunu soyacaksın. Bunun yapılmasını ben tavsiye etmiyorum. Ceza kesmesinler, kendilerine bağlasınlar” diyor. Kendisine bağlasınlar dediği ise belediyeler.

Ancak bununla ilgili cezai yaptırım henüz sadece Ankara’da uygulanmış durumda. İstanbul’da 40’tan fazla şirket atıkları satın alıyor. Hamdi Bey, “Burada uygulamayı hemen başlatmaları mümkün değil. Büyük firmalar nereden atık kağıt alacak o zaman” diye soruyor.

'İşsizlik sorununa çare bulunmalı'

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı Baran Bozoğlu ise hem atık işçilerinin çalıştığı sağlıksız ortamın giderilmesi gerektiğini hem de bu işçilerin işsiz bırakılmadan bir çözüm bulunması gerektiğine dikkat çekiyor.

Telif hakkı www.baranbozoglu.com
Image caption TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı Baran Bozoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın kağıt toplayıcıların sorunlarına çözüm geliştirmesi gerektiğini söylüyor.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Bozoğlu, “Atık toplayıcılığı Türkiye’de çok sağlıksız bir şekilde gerçekleştiriliyor. Sokaklarda insanlar iş güvencesinden yoksun, kötü koşullarda, kaza riskiyle karşı karşıya ve zaman zaman da çöp kutularını karıştırarak atık topluyorlar. Bu başlı başına doğru bir yaklaşım değil. Bu geri kalmışlığın da bir yansıması” diyor.

Hemen arkasından ise “ancak” diyerek ekliyor:

“Bu sorunu çözerken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı buradaki insanların ekmek kapılarını kapatarak ve onlara yeni bir alan açmadan, işsizlik sorunlarına bir çözüm bulmadan bunu gerçekleştirmesi doğru bir yaklaşım değil.”

Ne yapılmalı?

Bozoğlu, “Bu kağıt toplayıcılarının mutlaka sisteme entegre edilmesi gerekiyor. Bunun yöntemleri içinde de firmalarda bunların istihdamının sağlanması gibi konular gündeme gelebilir” diyor.

Galatasaray civarında hava sıcaklığının 1 derece olduğu bir günde çay içip ısınarak sohbeti sürdürmeye çalıştığımız Hamdi bey de bin 600 lira maaşın makul olacağını ve böylece kazanç kaybı yaşamayacaklarını söylüyor.

Peki diyorum, sağlığın? 62 yaşındaki Hamdi bey “bizim vücudumuz bağışıklık kazanmış” diyor. Ekmeğini kazandığı sürece çalışma koşullarından şikayet etmek aklına gelmeyecek türden bir insan. Ancak sohbet arasında söylüyor. Dizleri ve sırtı ağrıyor şu sıralar.

Bir süre sonra arabasının olduğu köşeye gidiyoruz. Esnafın civara bıraktığı kartonları topluyor. Henüz arabası dolmuş değil. Ancak evdeki, en küçüğü 2 yaşındaki çocuklarına ekmek götürmenin tek yolu bu havada bile çalışmak.

Sokakta kağıt ve atık toplayanların çalışma koşulları olması gerekenin çok gerisinde ancak hem onları işsiz bırakmadan koşullarını iyileştirecek bir modelin bulunması herkesin ortak temennisi.

Konuyla ilgili görüşlerini almak için aradığımız Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ise haber yayınlandığı saate kadar bir yanıt vermedi.