Savcı, tutuklu akademisyenlerin tahliyesini talep etti

Telif hakkı Twtter BarisAkademik
Image caption Akademisyenler Esra Mungan, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya.

Barış için Akademisyenler inisiyatifinin 'Bu Suça Ortak Olmayacağız' bildirisine imza attıktan sonra tutuklanan dört akademisyenle ilgili davanın ilk duruşmasının görülmesine İstanbul Adalet Sarayı'nda başlandı.

Davada Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya, Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı 'terör örgütü propagandası yapmak' suçlamasıyla tutuklu yargılanıyor.

Savcılık makamı, akademisyenlerin TCK 301’den yargılanabilmeleri için Adalet Bakanlığı'ndan izin alınmasını, bu sırada davanın durmasını ve sanıkların tutukluluğunun devamını istedi.

Ancak aradan sonra savcı, dosyanın geç gelme ihtimali nedeniyle sanıkların tutuksuz yargılanmalarını istedi. Savunma avukatı savcının talebinin kabulü halinde mahkemenin davadan el çekmesi gerektiğini söyledi.

Duruşmada ilk olarak Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya savunmasını yaptı.

'Hiçbir örgütten emir almadık, metinde hiçbir tarafa övgü yok'

Kaya, iddianameyi eleştirerek söyledikleri değil söylemedikleri şeyler yüzünden yargılandıklarını söyledi.

Suçlamaların aksine bildirilerinde öz yönetim kelimesinin geçmediğini belirten Kaya, "Hiçbir yasa dışı örgütten ve hatta yasal otoriteden emir almamız mümkün değildir" dedi.

Kaya, akademisyenleri korkutarak imzalarını çekme suçlamasıyla ilgili olarak da "Erdoğan bizimle ilgili konuşma yaptıktan sonra imza sayısı 2200 oldu. Akademisyenler Erdoğan'dan korkmamış bizden mi korkacak" diye konuştu.

Esra Mungan ise savunmasında metinde hiçbir tarafa övgü barınmadığını söyledi:

"Metin, savcılığın iddia ettiği gibi herhangi bir örgüte övgü barındırmamaktadır. Metin devlete hitap etmektedir çünkü yasal muhatabımız devlettir.

"Metin bölgedeki tüm ölümlerin acısı üzerine kuruludur. Bu metinde olmayan bir şey varsa o da herhangi bir tarafa bir övgü ifadesidir.”

'İddianameye koyduğunuz metinler savunmamdır'

Kıvanç Ersoy, savunmasında bildiriyle anayasal haklarını kullandıklarını söyledi.

Ersoy şöyle konuştu: “Adını anmadığımız bir şeyin propagandasını nasıl yapmış olabiliriz, bilemiyorum. Metnin hiçbir yerinde şiddet çağrısı, cebir ve şiddeti meşru gösterecek bir vurgu, bir söz bulunmuyor. Cebir, şiddet, tehdit içeren herhangi bir söz bulunmuyor”.

Ersoy, haklarında kaçma şüphesi bulunduğu iddiasıyla ilgiliyse, "(...) hakaret sayarım. 5 yaşındaki oğlum yurtdışındayım sanıyor" dedi.

Meral Camcı ise imza attığı metnin ve daha sonra okuduğu basın açıklaması metninin kendisi açısından savunma olduğuna vurgu yaptı:

"Her iki metnin aslen benim savunmam olduğuna vurgu yapmak istiyorum.

"Bu iki metin iddianamada eksik ve tahrip edilmiş olarak yer almıştır.

"İsmail Beşikçi'nin iddianameniz savunmamdır' dediği gibi ben de her iki metin benim savunmamdır diyorum."

Camcı, "Akademi biat etmez, etmemelidir. Çünkü üniversite memlekettir" diye konuştu.

Adliye önünde gösteriler

Akademisyen ve gazetecilere destek vermek isteyen göstericiler, sabah saatlerinden itibaren adliye binası önünde toplandı.

Grup içinde farklı üniversitelerden öğrenciler, akademisyenler, sendika ve siyasi parti temsilcileri ile bazı CHP ve HDP'li milletvekilleri bulunuyor.

Adliye önünde isteyenlerin söz alabildiği bir açık kürsü kuruldu.

Telif hakkı Rengn Arslan
Image caption Adliye önünde düzenlenen gösteriden.

Adliye önünde konuşan milletvekillerinden CHP'li Gamze İlgezdi, "Burada yargılanan akademisyenler değil aslında, burada yargılanan MÖ 4000 yılında Platon'un kurduğu okul. Platon'un kurduğu bu okulda toplumu çevreleyen siyaset, sosyoloji, antropoloji yargılanıyor. AKP toplumun tüm bu değerlerine hırçın bir şekilde saldırıyor" dedi.

Mahkeme salonunda kalabalık bir izleyici grubu bulunuyor.

Duruşmayı yabancı gözlemciler de takip ediyor.

Avrupa Birliği Türkiye delegasyonu da duruşmayı takip edeceğini duyurmuştu.

Haklarında 7.5 yıla kadar hapis cezası isteniyor

Mungan, Ersoy ve Kaya 15 Mart'ta tutuklanmıştı.

Telif hakkı RENGIN ARSLAN
Image caption CHP milletvekili Gamze İlgezdi.

O tarihte yurtdışında olan Camcı ise Türkiye'ye döndükten bir gün sonra, 31 Mart'ta tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Akademisyenler hakkında 7,5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Bildiri ardından soruşturmalar ve işten çıkarmalar

Barış için Akademisyenler inisiyatifi Ocak ayında, "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı bir metin yayımlamış, eleştirilerin ardından yeniden imzaya açılan bildiriye imza atan akademisyenlerin sayısı artmıştı.

Bu metinde güvenlik güçlerinin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki operasyonları eleştiriliyor ve "devletin vatandaşlarına şiddet uyguladığı" belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet yetkilileri bildiriye sert tepki göstermişlerdi.

Telif hakkı hurriyet.com.tr
Image caption Akademisyen Meral Camcı.

İmza metninin yayımlanmasından sonra imzacı akademisyenlerin bir bölümü hakkında adli ve idari soruşturmalar açıldı.

Bazı üniversiteler akademisyenler hakkında işten çıkarma ve uzaklaştırma kararları aldı.

Gazetecilerin davası: Birleştirme talebi reddedildi, duruşma ertelendi

Gazeteciler Dündar ve Gül'ün yargılandığı davanın üçüncü duruşması daha erken saatlerde başladı.

Dündar ve Gül, duruşma salonuna gitmeden önce adliye önünde kısa bir açıklama yaptı.

Savcı, davanın, Yargıtay 16. Daire'de görülen ve savcılar ile askerlerin yargılandığı davayla birleştirilmesini istedi.

Mahkeme talebi reddetti.

Mahkeme, duruşmanın 6 Mayıs tarihine ertelenmesi ertelenmesine karar verdi.

Soruşturma, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan bir haber üzerine açılmıştı.

Haberde, MİT'e ait tırlarla Suriye'deki gruplara silah ve cihatçı sevk edildiği iddia edilmişti.

Telif hakkı AFP
Image caption Dündar ve Gül'ün yargılandığı davada, savcının bu davayı başka bir davayla birleştirme talebi reddedildi.

Haberin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kişisel şikâyetiyle 26 Kasım 2015'te ifadeye çağrılan Dündar ve Gül, aynı gün tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilmişti.

Anayasa Mahkemesi (AYM) ise avukatların yaptıkları başvuruyu değerlendirip 92 günlük tutukluluk süresinin ardından Dündar ve Gül'ün tahliyesine karar vermiş ve gazeteciler 26 Şubat'ta sabaha karşı tahliye edilmişti.

Davanın ilk duruşması 25 Mart'ta görülmüş, duruşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve MİT'in müdahil olma talepleri kabul edilirken, davaya da gizlilik kararı getirilmişti.

Davının ikinci duruşması 1 Nisan'da görülmüştü.

İlgili haberler