Bakırköy'de 1 Mayıs: Buruk bir coşku

Sabahın erken saatleri... Binlerce insan 1 Mayıs'ı kutlamak için daha önce hiç gidilmemiş bir yere, Bakırköy Halk Pazarı alanına yürüyor.

Alışık olmayan ayaklar, alışık olunmayan bir metrobüs rotasını takip etmiş. İncirli durağındaki üst geçit tıka basa insan ve pankart dolu. Buradakiler sadece meraklı ve etrafı algılamaya çalışıyor.

Aşağıda ise üst geçidin iki tarafına yayılmış kortejler pankartlarını hazırlamış, her an yürüyüşe geçecek gibi uyanık ve coşkulu bekliyorlar. Oysa henüz sabah saat 10...

Günün getireceği olayların belirsizliğiyle çantamda bir kask ve bir de gaz maskesi var. Çantanın hacmi büyük olunca etraftaki tedirgin bakışlar da çoğalıyor.

Zira belki de üst geçitte atılmayan sloganların bir nedeni sabah mahmurluğuysa, bir diğeri de sürekli etrafı kolaçan eden tedirgin ruh hali.

Birkaç kişinin çantama attığı dikkatli bakışa karşılık gazeteci olduğumu söyleyerek, içinde kim bilir kaç türlü zerzavat olabileceğini açıklamış oluyorum. Üst geçit kısa bir nefes alarak rahatlıyor bu yanıtla.

Bu durgunluğun veya şaşkınlığın getirdiği sessiz halin bir başka nedeni ise 4 yıldır kitlesel olarak atılmayan 1 Mayıs sloganları olabilir.

Nihayetinde katılım ile ilgili pek çok kişinin dile getirdiği rakam 30 bin. Türkiye'nin 1 Mayıs kutlamaları tarihinin belki de en düşük katılım oranlarından biri olabilir.

Geçmişin gölgesi

İstanbul’da en son olaysız 1 Mayıs 2012 yılında Taksim'de on binlerce kişinin katılımıyla, rengarenk bir tablo yaratarak kutlandı. 1 Mayıs 1977 yılında yaşanan katliam nedeniyle sendikalar ve siyasi partiler için önemli bir sembol olan meydanın farklı gerekçelerle kutlamalara açılmaması ise gerginlik kaynağı oldu.

2012’den beri 1 Mayıs, aynı zamanda İstanbul çapında alınan olağanüstü güvenlik önlemleri, iptal edilen toplu taşıma araçları ve nihayetinde biber gazı ve tazyikli su anlamına geldi.

Image caption DİSK'in alana girişi ve işçilerin sevinci, coşkunun en yüksek noktasına ulaştığı an oldu.

Gelenekselleşmeye başlayan bu döngü 4 yıl aradan sonra kırılırken hem mekanın, hem de güvenlik kaygılarının yarattığı bir tutukluk vardı insanların üzerinde.

Yine de bugünkü Bakırköy'deki kutlamada halaylar, horonlar da vardı, gülümseyen yüzler de. Gri meydanı dolduran rengarenk pankartlar da... "Dünya yerinden oynar, işçiler birlik olsa" diye zıplayan Lastik-İş üyesi işçiler de...

KESK ve DİSK'ten işçi hakları vurgusu

Sonuçta, ilk kez gelinen bu alanda parti veya sendikaların kortejlerine katılmayanlar alana girişin yolunu bulmaya çalışıyor. Alanın etrafı barikatlarla çevrelenip kapatıldığından günlük hayattaki rotayı takip etmek mümkün değil. İki kontrol noktasından geçerek alana giriyoruz.

Önce sendikalar, sonra siyasi partiler, alandaki yerlerini alıyor. CHP kalabalık ve bol bayraklı, HDP ise daha az gösterişli bir giriş yapıyor. Zaten partinin alana girişi sırasında da polisin korteje müdahalesi olmuştu.

Kalabalık ara ara “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıyor. Saat öğlen 1 olduğunda dakik bir şekilde başlayan programda konuşan KESK ve DİSK Genel başkanlarının konuşmalarının önemli bir kısmı işçi sağlığı ve iş güvenliği, taşeronlaşma ve kıdem tazminatı bir kısmı da Taksim’den vazgeçmedikleri vurgusuna ayrılmış durumda.

Telif hakkı Rengin Arslan

Ancak bunun dışında anahtar kelimeler, barış, demokrasi ve laiklik oluyor.

"Laikliği kazanmak için birlik olmaya..."

DİSK Genel Başkanı Kani Beko laiklik tartışmalarıyla işçilerin sorunlarını birleştiren bir açıklamayla şöyle bitiriyor konuşmasını: "Onlar istiyor ki 'grev yapmak günah' diyen patrona biat edelim. İşçileri daha kolay köle haline getirmek için laikliğe düşmanlar. Bizi birbirimize düşürmek için laikliği adım adım ortadan kaldırıyorlar. Laikliği kazanmak için birlik olmaya, mücadele etmeye, dayanışmaya söz veriyor muyuz?"

Bu anlarda alandan güçlü yanıtlar geliyor.

KESK Genel Başkanı Lami Özgen ise konuşmasına Taksim meydanı ile ilgili bir kararlılık ifadesiyle başlıyor: "Taksim'i yasaklayarak hafızamızı, bilincimizi sileceklerini sananlara bir kez daha sesleniyorum, and olsun ki yeniden milyonlarla Taksim’e çıkacağız ve yasaklayarak suç işleyen sizlerden hesap soracağız."

"Bakırköy kötünün iyisi"

Konuşmalar yapılırken ben de bir yandan alanda dolaşarak gelenlerle sohbet ediyorum.

Ahmet Tuna 34 yıldır demiryolu işçisi. Çatısı yandıktan sonra her şeyin yavaş yavaş el ayak çektiği Haydarpaşa’da çalışıyor. Onlarca yıldır 1 Mayıs’lara geliyor.

Telif hakkı Rengin Arslan
Image caption Ahmet Tuna, Taksim'i "emek ile sermaye arasındaki mücadelenin simgesi" olarak görüyor

Taksim tartışmalarını soruyorum ona. "Burada kutlanması kötünün iyisi" diyor ve uzun bir yanıt veriyor, soluk bile almadan: "Taksim ısrarının aslında pek de görülmeyen bir kör tarafı vardı. Olayı oraya kilitliyordu. Ama medya gücümüz olmadığı için, burjuva medya istediği şekilde olayı manipüle ediyor ve bizi Türkiye çapında kendi kendimizi kitlelerden yalıtan bir durumda gösteriyordu. Mesajlarımız verilmediği gibi bir de şiddet yanlısı olarak gösteriyorlardı bizi.

"Taksim’de kesinlikle ısrar edilmeli. Ama Türkiye’nin her tarafında kutlanmalı. Bir köyde bile iki kişi varsa orada kutlanmalı. Taksim olayı emek ile sermaye arasında bir mücadele simgesi."

Tuna, burada toplanan kalabalığın İstanbul'a yakışmadığını söylese de önemli olduğunu düşünüyor.

"1 Mayıs alanı Taksim'dir"

Bugün Taksim'e girmeye çalışan gruplardan biri olan Halkevleri'nin üyeleri Bakırköy'e de gelmişti. Onlardan biri Kadir Vatansever, "Taksim için bir alan fetişizmi dendi ama Bakırköy'de yapılan kutlamayı geri bir adım olarak görüyoruz biz. 1 Mayıs alanı Taksim'dir. Taksim'in zorlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu Bakırköy'deki kutlama biraz daha bu seneye özgü bir şey olarak görülüyor ve umarım öyledir."

Telif hakkı Rengin Arslan
Image caption Kadir Vatansever için ise Taksim bir mekan ısrarı değil. Taksim'den başka bir yerin 1 Mayıs alanı olamayacağını söylüyor.

İlk kez bir 1 Mayıs'a katılan Lebser Tekcan ise alan içindeki organizasyonun beklediğinden daha iyi olduğunu ve Bakırköy'deki meydanın Taksim'den daha güvenli olduğunu düşünüyor ve günün kaygılarına getiriyor konuyu: "Herkes tedirgindi acaba burada bomba patlar mı diye. İnsanlar mutlu ama tedirgindi bence" diyor.

Saat ikiye yaklaşırken alan da boşalmaya başlıyor. 1 Mayıs komitesinin mesajı Türkçe ve Kürtçe okunuyor, sonrasında ise sahne artık şarkı ve türkülerin.

1 Mayıs kutlamaları bugün de halaysız kalmadı ancak bir bahar gününün coşkusuyla birlikte kutlanan İşçi Bayramı'nın bu yılki meydanına hızlı adapte olduğunu, sendikaların hükümet ile uzlaşarak aldığı bu kararı büyük bir gönül rahatlığıyla benimsediğini söylemek zor.

Ancak buraya gelenlerde hakim olan hissi anlatan cümleyi yine demiryolu işçisi Ahmet Tuna söylüyor: "Yan yana durmaya ihtiyaç vardı".

İlgili haberler