Davutoğlu'nun istifası: Şimdi ne olacak?

Telif hakkı Reuters

Ankara, 14 yıllık AKP iktidarı döneminde belki de siyaset kulislerinin en hareketli günlerine şahit oluyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ağustos 2014'te bayrak teslimi yaptığı Başbakan Ahmet Davutoğlu, kazandığı iki seçime rağmen bugün istifa ettiğini açıkladı.

Ayrılırken istifasında kendi isteğinden başka faktörlerin rol oynadığını söyledi; kırgınlık duymadığını ifade ederken yol arkadaşlarına sitemini de gizlemedi.

Kamuoyu her ne kadar meclisteki dokunulmazlık tartışmalarına odaklandığı bir sırada gelen ayrılığı sürpriz olarak görse de Ankara'yı yakından takip eden isimler bu istifanın şaşırtıcı olmadığını söylüyor.

TIKLAYIN - İngiltere basınında Davutoğlu yorumları

TIKLAYIN - Davutoğlu ayrılığını böyle açıkladı

TIKLAYIN - Risk analistlerine göre Davutoğlu'nun ayrılması 'bir dönüm noktası'

Telif hakkı AFP
Image caption Erdoğan ve Davutoğlu'nun dünkü görüşmesinden olağanüstü kongre ve istifa çıktı.

Kimileri bunu uyumlu bir yönetimin ilk adımları, kimi istikrarlı bir demokrasinin gereği, kimi sivil darbe, kimi de fiili başkanlığın en etkin şekilde uygulanması için yapılan mecburi bir müdahale olarak görüyor.

Davutoğlu'nun istifasına giden yol

Fakat adına ne denirse densin, seçilmiş ve siyasetçi geçmişinden gelen, yetkilerini bırakmayı istemeyen bir cumhurbaşkanı ve seçilmiş başbakan arasındaki fikir ayrılıklarının son merhalesi yaşandı Ankara'da.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETAV) siyasi analistlerinden Nebi Miş'e göre bu beklenmedik bir durum değildi.

Miş, "Belki [MİT Müsteşarı] Hakan Fidan'ın aday olması meselesinden itibaren gelen olaylar bir yerde iki aktör arasında, bir kırılma değil ama, anlayış farkının daha da derinleşmesi ihtimaline karşı alınmış bir karar diyebiliriz" diye açıklıyor durumu.

Parlamento Muhabirleri Derneği Başkanı Göksel Bozkurt da "Beklediğimiz bir gelişmeyi yaşıyoruz" diyor.

Bundan sonra neler olabileceğine ilişkin görüşlerini paylaşmadan önce, buraya nasıl gelindiğini, hangi başlıkların Erdoğan ile Davutoğlu arasında ayrılık yaratmış olabileceğini anlatıyor.

Telif hakkı AFP
Image caption MİT Müsteşarı Hakan Fidan 7 Haziran seçimlerinden önce istifa edip milletvekili adayı oldu. Ancak Erdoğan'ın itirazıyla görevine geri döndü.

Bozkurt, Davutoğlu'nun 21 aylık başbakanlığı süresinde "sözünün üzerine söz söylenmesini sevmeyen" diye tarif ettiği Erdoğan'ın beklentilerinin dışına çıktığını söylüyor.

Bozkurt ayrılık yaratan başlıkları şöyle sıralıyor:

  • Davutoğlu'nun MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı milletvekili yapmak istemesi
  • 17-25 Aralık soruşturmasında dört bakanın Yüce Divan'a gitmesini talep etmesi
  • 7 Haziran seçimleri sonrası başkanlık sistemiyle ilgili bir soruya Davutoğlu'nun "Denedik olmadı" yanıtını vermesi
  • Düşünce ve basın özgürlüğü, akademisyenlerin tutuklanması, Can Dündar - Erdem Gül davasında görüş ayrılıkları
  • Erdoğan'ı devre dışı bırakarak yapılan AB ile vize görüşmeleri, uluslararası ilişkilerdeki yöntem farklılıkları.

Bozkurt bu süreci şöyle özetliyor: "Erdoğan tipolojisindeki bir politikacı iki başlı yönetime daha fazla katlanamazdı. Davutoğlu'nu yakından tanıyan Erdoğan, kontrolü kaybedebileceğinin farkındaydı."

Bundan sonra ne olacak?

22 Mayıs'ta olağanüstü kongreye gitme kararı alan AKP için konuşulan bütün senaryolar, Türkiye'nin yönetimiyle ilgili değişimleri de beraberinde getireceği için yakından izlenecek kuşkusuz.

Bunlardan biri de erken seçim senaryoları. Analist Nebi Miş erken seçime pek olasılık vermeyenlerden.

Telif hakkı AFP
Image caption TBMM'de görüşülecek olan dokunulmazlıkların kaldırılması tasarısı Türkiye siyasetini yeniden biçimlendirebilir.

"Erken seçimin bir hikayesi olması ve en azından toplumsal bir meşruiyetinin de olması gerekiyor" diyen Miş, "Bu veriler ışığında ben Türkiye'de yakın dönemde bir erken seçim olmayacağını düşünüyorum" değerlendirmesini yapıyor.

Peki ya dokunulmazlıklar? Davutoğlu'nun istifasına kadar Ankara'nın en önemli gündem maddesi olan dokunulmazlıkların kaldırılması gerçekleşmezse ne olacak?

Miş, bu durumda referanduma gidilmesinin büyük olasılık olduğunu söylüyor.

TIKLAYIN - Diyarbakırlılar dokunulmazlık tartışmalarına ne diyor?

Erken seçim mi, referandum mu?

Gazeteci Göksel Bozkurt ise erken seçimin ve onun yaratacağı düşünülen iki partili meclisin bir sonucu olarak Türkiye'nin ya 2017'de başkanlık için sandık başına gideceğini ya da Erdoğan'ın bir ara seçimle aynı sonucu elde etmeye çalışacağını ifade ediyor.

Bozkurt ikinci formülü şöyle aktarıyor: "Anayasa'ya göre 28 milletvekili koltuğu boşaldığında ara seçim zorunlu. Dokunulmazlıkları kaldırılan HDP'li 28 ismin vekilliği düşürülürse bu seçenek yaşama geçebilir.

"AKP'nin 330'u bulması için 14 sandalyeye gereksinimi var. Ara seçimde 20 ve üzerinde vekil elde ederse Anayasayı tek başına değiştirme gücünü kazanabilir."

Telif hakkı Getty

Gazeteci Levent Gültekin ise erken seçime ihtimal vermiyor.

Gültekin "Erdoğan'ın aklında erken seçim olsaydı genel başkanı değiştirmezdi. Davutoğlu'nu değiştirmesinin nedeni meclisteki referandum oylamasında kendisine bir kazık atacağını düşünmesinden" diyor.

"Güvensizlik bu kadar derin mi?" sorumuzu ise "Daha da derin" diyerek yanıtlıyor.

'Hedef MHP ve HDP'siz bir Meclis'

Ankara'yı yakından takip eden gazetecilerden, Murat Aksoy ise Erdoğan'ın hedeflerinden birinin Ekim ayında erken seçime gitmek olduğu görüşünde.

Haberdar sitesinde yazan Aksoy son günlerde sıkça gündeme gelen bir formülün de Erdoğan'ın hedefleri arasında yer aldığı görüşünde.

Murat Aksoy dört maddeden oluşan bu formülü şöyle sıralıyor:

"Birisi kongrede bir emanetçi seçmek. O da Bekir Bozdağ olacak. İkincisi MHP'deki kongreyi gerçekleştirmemek. Üçüncüsü dokunulmazlıkların kısa sürede kaldırılarak HDP eş başkanlarının ve CHP'lilerin yargıya gönderilmeleri. Dördüncüsü de Ekim ayında erken seçime gitmek. İki partiyi de yüzde 10'un altında bırakarak, iki partili bir parlamentoda Anayasa değişikliği yapmak."

Yeni parti mümkün mü?

AKP 14 yıllık iktidarı boyunca bazı kadrolarından ya vazgeçti ya da siyaset sahnesinin dışına itti.

AKP'ye olmasa bile Erdoğan'a küskün eski bakanların ve kurucu üyelerin olduğu da bir sır değil.

Ancak BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan yorumcular, bu küskünlerin yeni bir parti veya hareket kurmalarını beklemiyorlar.

Telif hakkı na
Image caption Davutoğlu, geçen Haziran'daki seçim kampanyası sırasında taraftarlarına karanfil atarken.

Kimileri Erdoğan'ın siyaset sahnesini yakından takip eden karakterinin bir parçası olarak, yeni bir harekete alan bırakmayacağı öngörüsünü dile getiriyor.

Levent Gültekin ayrıca bunu şöyle açıklıyor:

"Yeni bir parti ihtimali sıfır. Üç nedeni var. Birincisi Ak Parti'den ayrılanlar Milli Görüş gibi bir gençlik hareketi değil. İkincisi Tayyip Erdoğan'ın çıtasına yükselecek kadar İslamcılık yapamazlar. Önlerinde dev gibi bir İslamcı Erdoğan duruyor. Üç, demokrat bir hareket başlatmaları gerekir. Ama yapamazlar çünkü demokrat değiller."

Ankara geçen haftadan beri, belki de son ayların en hararetli günlerini geçirdi.

Bunun kamuoyuna yansıyan kısmı, bundan sonra AKP'nin büyük bir fırtına kopmadan yeni bir genel başkan ve dolayısıyla yeni bir başbakan seçeceğini gösteriyor.

Ancak beklenen o ki, önümüzdeki dönemin siyasi gelişmeleri büyük olaylara gebe.

İlgili haberler