Türkiye'nin Suriye politikasının düğümlendiği kent: Kilis

Telif hakkı AFP

Son beş ayda 70'ten fazla füze; hayatını kaybeden genç, yaşlı, çocuk 20'den fazla insan...

Suriye'deki savaşın yerinden ettiği on binlerce insanın sığındığı sınır şehri Kilis, bu yılın başından beri kendini IŞİD tarafından atılan füzelerin hedefinde buldu.

Türkiye topraklarına yönelen bu saldırılara karşılık hükümet, sınır ötesini obüs toplarıyla bombaladığını ve onlarca IŞİD militanını öldürdüğünü söylüyor.

Ancak Kilis açısından henüz pek bir şey değişmiş görünmüyor; füzeler kenti hedef almaya devam ediyor.

Analistlerin yorumları, Türkiye'nin Suriye savaşı başladığından bu yana attığı bütün adımların, bütün gelişmelerin ve Suriye'deki yeni askeri durumun Kilis'te yansımasını bulduğuna işaret ediyor.

'Kilis'teki durum bir yüz karası'

Analistlerle yaptığım görüşmelerde edindiğim izlenim, Türkiye'nin Suriye savaşı başladığından bu yana attığı bütün adımların, bütün gelişmelerin ve Suriye'deki yeni askeri durumun Kilis'e kadar gelip sıkıştığı.

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Hüseyin Bağcı, durumu "Türkiye'nin eli kolu bağlı" diye özetliyor ve ekliyor:

"Türkiye nereden baksanız bu coğrafyada sıkışmış durumda. Kilis gerçekten de askeri anlamda büyük bir yüz karası. Kendi sınırlarını koruyamayan bir Türkiye var."

Analistler Türkiye'nin hareketsiz kalışını farklı açılardan görseler de bunun nedenleri konusunda herkes hemfikir.

Birincisi Türkiye'nin sınırın karşısına ılımlı muhalif güçler olarak görülen ÖSO'nun yerleşmesini istemesi.

Telif hakkı AFP

Bir diğer deyişle Kilis'in karşısına gelen Suriye topraklarına PKK ile eşdeğer statüde "terör örgütü" olarak gördüğü PYD'nin değil, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) veya ılımlı muhalifler olarak tarif edilen güçlerin yerleşmesini istemesi.

Ancak yine analistlerin üzerinde uzlaştığı görüş Türkiye'nin buradaki dengeyi tek başına değiştirecek, yani orada ÖSO'nun hakim güç olmasını sağlayacak kapasiteye sahip olmadığı.

'Türkiye sınır ötesindeki dengeyi değiştiremiyor'

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı analisti emekli binbaşı Nihat Ali Özcan bu durumu şöyle ifade ediyor:

"Anlaşılan Türkiye'nin desteklediği ÖSO'nun askeri kapasitesi, oradaki dengeyi değiştiremez. DAİŞ'i anlaşılan oradan çıkaramayacak. Sayı olarak yeterli değiller, motivasyonları düşük. Kısır döngü böyle devam edecek."

Telif hakkı AFP

Uzmanların işaret ettiği ikinci durum ise geçen yılın Kasım ayında Rus uçağının düşürülmesi sonrası Türkiye- Rusya ilişkilerinin geldiği noktanın Türkiye'yi Suriye hava sahasında hareketsiz bırakması.

Özcan, "Uluslararası hukuk açısından Türkiye'nin oraya asker gönderme hakkı var tabii ama Türkiye teknik olarak Suriye ve Rusya hava savunması mevziisi nedeniyle yapamıyor bunu. Türkiye asker sokarsa Türkiye'yi vurmayacağının garantisi yok" diyor.

IŞİD'i vurmanın zorlukları

Suriye'deki gelişmeleri yakından takip eden akademisyenlerden Prof. Dr. Mesut Yeğen de bütün bu süreci, "Türkiye'nin bölgeye dair arzularıyla, bölgenin gerçekliği arasındaki mesafenin büyüklüğünden kaynaklanan bir güvenlik sorunu ile karşı karşıyayız" diyerek özetliyor Kilis'te yaşananları.

Yeğen, "Türkiye aslında bundan dolayı kendi ayağına kurşun sıkar halde" diye yorumluyor gelinen noktayı.

Askeri açıdan ise Türkiye'nin kendi sınırları içerisinden IŞİD'i hedeflerini vurması pek gerçekçi görünmüyor.

Nihat Ali Özcan, Türkiye'nin Kilis'i neden koruyamadığını askeri açıdan detaylı bir biçimde şöyle açıklıyor:

"Birincisi elindeki hava kuvvetlerini ve silahlı helikopterlerini kullanamıyor. Bir de DAİŞ'in hareket tarzı ile ilgili bir şey var. Sonuçta IŞİD sizinle bir mevzi savaşı yapmıyor. Füze atışı yapıyor bir şehre. İlla bir yere denk geliyor. Hedef gözettiği için değil yoksa. Sınırın belli bir mesafe ötesine bir kamyonetle geliyor, ağaçların arasından üç tane roketi atıp gidiyor.

Telif hakkı AFP

"Sizin teknik olarak onu yakalama şansınız yok. İnsansız hava araçları kullanılabilir ama onların da teknik sınırları var. Karadan kullanılacak ateş destek unsurlarının da sınırları var. 40 kilometre öteyi vurabilirsiniz ama nereyi vuracağınızı bilmeniz için birisinin size hedefi göstermesi lazım."

'NATO Türkiye'yi yalnız bıraktı'

Nihat Ali Özcan da Türkiye'nin tek başına bir şey yapamayacağını vurguluyor. Bu noktada akla şu soru geliyor: NATO neden Türkiye için harekete geçmiyor?

Zira Türkiye NATO'nun Ortadoğu'daki sınırını oluşturuyor ve Suriye sınırı aynı zamanda NATO'nun da sınırı. Özcan NATO'nun Türkiye için harekete geçeceğini pek sanmadığını söylüyor.

ABD'nin ise bölgedeki bu gelişmeyi "sabırla izlediğini" düşünüyor.

ABD'nin nihai olarak PYD'nin burayı ele geçirmesini istediği sır değil.

Özcan "ABD burada olay dayanılmaz bir noktaya gelindiğinde, Türkiye'nin ABD'ye 'Tamam nasıl istiyorsan öyle olsun' diyeceği anı bekliyor" diyor.

Prof. Bağcı ise müttefiklerinin Türkiye'nin yanında durmadığını ve Türkiye'yi yalnız bırakanlar arasında NATO'nun da olduğu görüşünde.

Telif hakkı Reuters

Bağcı "Kilis topraklarının bombalanması demek, NATO topraklarının bombalanması demek. Burada Türkiye'nin tek başına bir müdahalede bulunması gerekmiyor. ABD başta olmak üzere Almanya, Fransa, İngiltere'nin Türkiye'nin sınırlarındaki bu saldırıları engelleyecek bombardımanları yapmaları gerek" diyor.

Peki bundan sonra ne olacak?

Bağcı bu soruyu yine Türkiye'nin seçeneksiz kaldığı yorumuyla yanıtlıyor:

"Türkiye'nin şimdi Suriye'den çıkış stratejisi yok. O yüzden şimdi Türkiye kendi sınırları içine hapsedilmiş bir NATO üyesi konumunda."

Öyle görünüyor ki Türkiye'nin uluslararası ilişkileri; ABD, Rusya ve diğer aktörle olan temasın ve ilişkilerin düzeyi, bugün en minimal düzlemde Kilis'teki sonucu yaratmış durumda.

Türkiye'nin, vatandaşlarının yarısı Suriyeli yarısı Türkiyeli olan ve Nobel Barış Ödülü'ne aday olması istenen bu kentinin geleceği ise, sınırın öte yanında çözülmesi gereken düğüme sıkı sıkıya bağlı.