'AB ve Türkiye'nin kirli anlaşması'

Telif hakkı AP
Image caption Erdoğan: "Biz yolumuza gidiyoruz, siz de yolunuza gidin."

Avrupa başkentlerinde bazı sıkıntılı sorular giderek daha sık soruluyor:

  • Göçmen akınını durdurmak için Türkiye'nin işbirliğini sağlamanın bedeli ne kadar yüksek?
  • AB'ye şantaj mı yapılıyor?
  • Avrupalı liderler göçmen krizini hafifletmek karşılığında değerlerinden ödün mü veriyor?
  • AB ile Türkiye arasındaki anlaşma başarıya ulaşacak mı, yoksa tekrar Yunanistan kıyılarına binlerce göçmenin yığılmasıyla mı sonuçlanacak?

Bu kuşkular haftasonunda daha da derinleşti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupalı liderlere uzlaşmadan yana olmayan bir mesaj gönderdi: "Biz yolumuza, sen yoluna" şeklindeydi bu mesaj.

Avrupalı liderler başlarındaki göçmen krizini çözmelerine yardım etmesi için Türkiye Cumhurbaşkanı'na güvendiler.

Telif hakkı AP

Türkiye, Türk vatandaşlarına Schengen ülkelerinde vizesiz seyahat kolaylığı karşılığında Yunanistan'daki göçmenleri geri almayı kabul etmişti.

AB ise bunun için 72 koşul öne sürdü. Bunların arasında terörle mücadele yasalarının Avrupa standartlarına uygun hale getirilmesi de bulunuyor.

İlk başta Brüksel kararlı duruyor, Türkiye'nin tüm koşulları istisnasız yerine getirmesi gerektiğinde ısrar ediyordu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker "koşullar sulandırılmayacak" demişti.

Ama iş ciddiye binince kesin bir tavır alınamadı.

Komisyon koşulların "temelde yerine getirildiğine" inandı.

Avrupa Parlamentosu'nda ise sesler yükselmeye başladı.

Parlamentonun önde gelen üyelerinden Guy Verhofstadt, "Ancak Türkiye'nin gazetecileri susturmak için kullanılan terörle mücadele yasalarını değiştirmesi halinde anlaşma yapılabileceğini" söyledi.

Avrupa Komisyonu ve Avrupalı liderlerin esasen anlaşmayı onayladıklarını bilen Erdoğan ise haftasonunda AB'ye rest çekti.

"AB vize için 'Terörle mücadele yasasını değiştireceksiniz' diyor" şeklinde konuştu Erdoğan: "Kusura bakmayın. Biz yolumuza, sen de yoluna.Git kiminle anlaşabiliyorsan anlaş"

Mesaj açıktı: Türkiye'nin Avrupa'ya değil, Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var.

Davutoğlu'nun gidişi

Anlaşma, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından müzakere edilmişti. Ancak şimdi Davutoğlu, Erdoğan'la başkanlık sistemine geçilmesi konusunda aralarında çıkan sürtüşme üzerine görevinden ayrılıyor.

Bu da anlaşmayı eleştirenlerin daha da huzursuz olmalarına yol açtı.

Davutoğlu anlaşmayı Almanya Başbakanı Angela Merkel ile müzakere etmişti.

Merkel, o zaman bu anlaşmanın Ankara'daki Avrupa yanlılarını güçlendireceğini söylemişti.

Ama öyle olmadı.

Telif hakkı EPA
Image caption Merkel Türkiye'ye karşı sert tavır alamadığı gerekçesiyle eleştirilere uğruyor.

Anlaşmaya karşı olanlar Merkel'i, Avrupa Komisyonu'nu ve Avrupalı liderleri eleştiriyor; Avrupa'yı göçmen akınını durdurmak için, Türkiye'de yönetimin giderek otoriterleşmesi olarak görülen gelişmeleri gözardı etmeye hazır olmakla suçluyorlar.

Almanya Başbakanı, ülkesinde İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yükselişinin yarattığı baskıyla karşı karşıya.

Almanya'da vize anlaşmasının nelere yol açabileceği konusunda kaygılar da var ayrıca.

Çok sayıda Türkiyeli Kürdün vize muafiyetini kullanarak Almanya'dan sığınma başvurusunda bulunabileceği ya da kayıt dışı ekonomiye girip izlerini kaybettirebileceği yolunda tartışmalar sürüyor.

Bu nedenle önümüzdeki birkaç hafta son derece önemli olacak.

Avrupa tercih yapmak zorunda

Hava koşulları şu anda Ege denizini geçmeyi eskisine oranla daha tehlikesiz hale getirdi.

Ancak Türkiye denizlerde denetimi sıkılaştırdı ve bazı Suriyeli göçmen kamplarında koşulların - ve verilen paraların - daha iyi hale gelmesi yüzünden bazılarının Avrupa'ya gitmekten vazgeçtiğine dair haberler alınıyor.

Ancak Ankara, istediği anda Avrupa'ya yardımcı olmaktan vazgeçebileceğini açıkça ortaya koydu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da ne istediğini ifade etti: Vize muafiyetini, AB üyeliği sürecini hızlandırmanın yolu olarak bakıyor.

Hürriyet gazetesi Avrupa'nın ilkeleri ve çıkarları arasında tercih yapmak zorunda olduğunu yazdı.

Brüksel, gelecek birkaç hafta içinde tercihini yapmak zorunda kalacak: Ya giderek otoriterleşen bir liderle anlaşmayı destekleyecek, ya da göçmen krizinin tekrar Yunanistan kıyılarına dönerek Schengen anlaşması ve serbest dolaşımı tehdit etmesi riskini göze alacak.

İlgili haberler