Binali Yıldırım'ın öncelikleri neler?

Telif hakkı EPA

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Pazar günü yapılan olağanüstü kongresinden sürpriz çıkmadı.

Yeni lider, beklendiği gibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Belediye Başkanlığı günlerinden bu yana yanındaki ekipte yer alan Binali Yıldırım.

Yıldırım, hükümeti kurma görevini de Pazar akşamı Erdoğan'dan aldı.

Binali Yıldırım'ın hükümetteki gündemini Hürriyet Daily News Gazetesi Ankara Temsilcisi Serkan Demirtaş'la konuştuk.

Telif hakkı AFP

BBC Türkçe: Dün yaşanan kurultayla beraber Türk siyasetinde yepyeni bir siyasetin başladığı değerlendirmeleri yapılıyor. Bu yeni dönemden ne kast ediliyor?

SERKAN DEMİRTAŞ: Kurultayla başlayan dönem aslında 10 Ağustos 2014'te Recep Tayyip Erdoğan'ın halkın oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan süreçte bir dönemeç.Başlı başına yepyeni bir dönemden ziyade, dönemin parçası.

Yeni Başbakan, yeni Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Binali Yıldırım da kurultay toplantısında konuşmasını yaparken bu noktanın altını çizdi. Dedi ki, 'Bizim yapacağımız ilk önceliklerden bir tanesi, bu fiili durumu yasal duruma çevirmek.'

Fiili durumdan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aslında halkın oylarıyla seçilmiş bir cumhurbaşkanı olarak ülkenin temel meseleleri, sorunları ve güncel politik konularıyla ilgili olarak inisiyatif almasını, sorumluluk üstlenmesini kastediyor.

'Fiili durumu yasal duruma çevirmek'

Ve bunun çok doğal bir durum olduğunu, çünkü Erdoğan'ın halkın oyuyla seçilmiş bir cumhurbaşkanı olduğunu söylüyor. Şimdi 'Bizim yapmamız gereken, bu fiili durumu yasal duruma çevirmek' diyor.

Yıldırım, bir taraftan şu anda mevcut sistemle ilgili tartışmaları hem kendi çerçevesinden hem Cumhurbaşkanı'nın çerçevesinden nasıl gördüğünü aktarırken, bu ifadesiyle hem kendi önceliğinin hem de kendi kuracağı hükümetin önceliğinin ne olduğunu aslında bize anlatıyor.

Dolayısıyla bu içinden geçtiğimiz dönem aslında 10 Ağustos'la başlamış bir sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor. Hem siyasetin hem de Türkiye'nin bundan sonrai alacağı şekli, geleceğini oluşturacak önemli gelişmeler, kurultayın ardından göreceğimiz bir süreç.

Telif hakkı www.hurriyet.com.tr

BBC TÜRKÇE: Peki bu süreç nasıl evrilecek? Fiili durumu yasal çerçeveye nasıl yerleştirmeyi planlıyor AKP?

SERKAN DEMİRTAŞ: Bugün en çok tartıştığımız iki konu, yeni anayasanın gündeme gelmesi ve o yeni anayasayla beraber Cumhurbaşkanı'na daha geniş yetkiler veren, onun yürütmedeki konumunu çok daha güçlendiren bir sisteme geçilmesi. Bu birinci seçenek.

İkinci seçenek ise, 'Partili Cumhurbaşkanı' olarak adlandırılan, yine anayasada sınırlı bir değişiklikle Cumhurbaşkanı'nın partisiyle arasındaki bağını yeniden tesis edilebilmesine dönük düzenlemeyi yerine getirmek.

Partili cumhurbaşkanı

Siyasetin genel çerçevesinde meclis aritmetiğinde ve partiler arasındaki ilişkilere baktığımız zaman Ankara'da genel olarak konuşulan senaryo sanki daha sınırlı sayıda bir anayasa maddesinin değiştirilmesi ve ilk etapta Cumhurbaşkanı'nın partisiyle ilişkisini kurabileceği, bu 'Partili Cumhurbaşkanı' olarak tanımlanan sisteme geçilmesi.

Bunun için herhalde Haziran ayıyla, yani yeni hükümetin kurulmasıyla beraber bununla ilgili adımların yavaş yavaş atılacağını değerlendirmek yanlış olmaz.

Bunu zaten bir süredir, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin üst düzey yöneticileri de seslendiriyorlar. Ama bu değişikliklerin nasıl bir çerçevede olacağı, Cumhurbaşkanı'na partisinin genel başkanlığı yolu açacak bir düzenleme mi olacağı, yoksa bunun başka türlü bir çerçevede mi gündeme getirileceği gibi ortada yanıtlanmamış birçok soru var.

Bu yeni süreçte de daha ziyadesiyle Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini biraz daha genişleten yasal bir çerçeveyi tartışıyor olacağız.

Telif hakkı Reuters

BBC TÜRKÇE: AKP Kongresi'nden çıkan tablo nasıl bir parti yönetimi ve hükümete işaret ediyor?

SERKAN DEMİRTAŞ: Kongre'de çıkan tablo sonunda, Ankara'daki beklenti MKYK'da yapılan değişikliğe paralel olarak, hükümette de kabinede de, en az kabinenin yarısını etkileyebilecek bir değişiklik beklenebilir.

Bu Adalet ve Kalkınma Partisi'nin alacağı şekil, partinin önceliklerine ulaşma açısından da önemli rol oynayacak. Hem anayasanın değiştirilmesi, hem partili cumhurbaşkanı hedeflerine gidilebilmesi için daha kuvvetli, daha zinde, belki biraz daha Erdoğan'a yakın bir yönetim kadrosunun iktidara, iş başına gelmesi belki bu süreçte Binali Yıldırım hükümetinin de elini kolaylaştıracak bir durum olacak.

Burada soru işaretleri var. Örneğin, yeni kabinede Ekonomi ve Dışişleri yönetimi nasıl şekillenecek? Çünkü iç siyaset kadar, dışarıdan da Türkiye'nin özellikle bu iki alanda nasıl adımlar atacağı merakla bekleniyor.

Ekonomi ve dışişleri yönetimi

Bu yeni dönem derken, dışarıdan bakıldığında bizim kadar onlar için de ciddi soru işaretleri var. Özellikle ekonomi yönetiminde, acaba Başbakan Yardımcısı olarak görev alan Mehmet Şimşek devam edecek mi? Devam etmeyecekse yerine kim gelecek? Numan Kurtulmuş'un, Berat Albayrak'ın, Faruk Çelik'in adı geçiyor. Ankara'da doğal olarak bir dolu spekülasyon var.

Hükümet oluşum süreçlerinde her kafadan bir ses çıkar, bu da bunun bir parçası. Aynı şekilde de dışişleri yönetiminde de benzer değişiklikler olup olmayacağı merak ediliyor.

Bu iki alan, yeni kurulacak hükümetin dünyaya ve muhataplara vereceği önemli bir mesaj olacak. O da çok yakından takip edilen bir boyutu hükümetin.

Bu açılardan bakıldığında hesap edilmesi gereken bir başka unsur da şu, bu partili cumhurbaşkanı olsun, anayasa değişikliği olsun, bunlara çok büyük bir önem verilecek ama bu adımların mecliste mevcut kompozisyonda yerine getirilememesi, başarılamaması olasılığı. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi'nin şu anda herhangi bir anayasa değişikliğini referanduma götürebilmek için en az 14-15 milletvekilinin desteğine ihtiyacı var.

Böyle bir desteğin sağlananaması ve bu adımların karşılıksız kalması durumunda acaba Adalet ve Kalkınma Partisi bir erken seçim opsiyonunu değerlendirir mi, düşünür mü? Bunlar da Ankara'da tartışılan konular.

Belki de bir kabine ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin üst düzeyinin şekillenmesinde bu kısa vadeli anayasa değişiklikleri kadar olası bir seçime dönük bir hazırlığın da belki izlerini görmeye çalışacağız açıklandığı zaman.

Telif hakkı AFP

BBC TÜRKÇE: Peki, ekonominin dışında gündemde öne çıkan başlıklar neler?

SERKAN DEMİRTAŞ: Türkiye yakın tarihinin belki de en ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kaldığı dönemlerin birinden geçiyor.

PKK ve IŞİD'in Türkiye'ye dönük saldırılarının giderek arttığı bir dönem bu.

Bunlar yeni kurulacak hükümetin doğal gündem maddeleri arasında olmaya devam edecek. Dış politika açısından Suriye ve Irak gibi çok büyük iki konu başlığı var, her ikisi de Türkiye'ye hem güvenlik açısından hem insani açıdan ciddi problemler yaratan bir konu.

Bunların çözümüyle ilgili kısa vadede herhangi bir ışık görünmüyor. Hükümet bunlarla da ilgili gündemini korumaya devam edecek.

Bunun dışında AB ile göçmen müzakeresi, Haziran ayı vize serbestisi için son ay. Acaba bu devam mı ettirilecek, yoksa mini bir müzakere kurulu mu olacak, yeni bir süreç mi başlayacak, onları bekleyeceğiz.

Bütün bunların ötesinde de Türkiye'de epeydir tartışılan sistem konuları. Anayasa değişikliği, yeni anasaya, sivil ve demokratik, özgürlükçü bir anayasa. Dün Binali Yıldırım da konuşmasında yeni anayasaya vurgu yaparken özgürlükçü ve demokratik bir anayasa vaadinde bulundu yeniden.

Bütün bu konular yeni hükümetin ve yeni dönem siyasetin ana gündem maddeleri olmaya devam edecek.

İlgili haberler